Önce problemler tanımlanmalı. ‘Bir’ değil ‘O’ problem..
Yani tanım doğru yapılmalı.
Zaten problemi doğru tanımlayıp bunun üzerinde anlaşmadan uzlaşmaya varmak mümkün değildir.
Bir de ‘O’ problemle bağlantılı kullanılan kavramlar doğru anlaşılmalı.
Hafta sonunu Colony Otel’de “Ortak Akıl Forumu”nda geçirdim.
İki gün boyunca 16 saati aşkın bir süre Kıbrıs konusunda farklı görüşlere sahip kişilerin uzlaşma arayışlarını izledim.
Ben de katılımcılardan biriydim. Ve ‘beyin fırtınasına’ ben de katıldım.
“Ortak Akıl Forumu”nun ilki zaman zaman ciddi tartışmalar, zaman zaman espirilerle yumuşatılan bir hava içerisinde geçti.
Teknik adıyla “Soru Konferansı” olan, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi tarafından düzenlenen Forumun moderatörlüğünü Türkiye Devlet Eski Bakanlarından Tınaz Titiz yaptı.
Başlarken herkesin herkese ilk ismi ile hitap etmesini istedi.
Açıkcası bu konuda herkes zorlandı. Beysiz, sayınsız konuşmak güç geldi.
Saygısızlık gibi algılanacağı endişesi belki de bunda etken oldu.
Tınaz Titiz, çapraz konuşma ve tartışmalara da yasak koydu.
Konuşacak kişilerin doğrudan kendisine hitap etmesini istedi.
Ve fikirlerin kısa ve öz olarak ifade edilmesini.
Herkes özgürce fikrini söyleyebilsin, beyin fırtınasına katkıda bulunsun diye de gizlilik ilkesinin önemine işaret etti.
Böylece fikirlerin özgürce söylenebileceği bir ortam yarattı.
Hedef, varsa en uçuk fikirlerin dahi ortaya konulabilmesiydi.
Bunu da başardı.
*
Proje Koordinatörü Tamer Garip işin hammalığını yaptı dersem yanlış olmaz.
Altyapının hazırlanması, konukların belirlenip davet edilmesi yükü onun omuzlarındaydı.
Çoğu gelse de bazı davetlilerin geleceklerini bildirmelerine rağmen gelmemesi Garip’i oldukça üzdü.
Ülke sorunlarına ve geleceğine duyarlılık konusunda galiba yeterince hassas değiliz.
Bir de geleceğini bildirip gelmeme alışkanlığından kendimizi bir türlü kurtaramadık.
Colony’de salonda sayısal olarak tam bire bir eşitlik olmasa da, kararlar alınırken mutlak uzlaşma aranması varılan sonuçları herkesin sahiplenmesini beraberinde getirdi.
Böylece denge kurulmuş oldu.
Tınaz Titiz, “Uzlaşma bir teknoloji gerektirir, nasıl ki kumu bardağa çevirmek için teknoloji varsa uzlaşma için de öyle” sözleriyle başlattığı tartışmalarda ne kadar çok fikir üretilirse sonuçta iyi fikirler elde edilebileceğinin altını çizdi.
Ve ‘Soru Konferansı’ sırasında en hararetli tartışmadan bile herkesin olurunu almayı başardı.
Ortaya çıkan sonuca itiraz eden bir kişi bile kalsa, ısrarla onun itiraz gerekçelerini ortadan kaldırmadan bir sonraki aşamaya geçmedi.
Sonuçta da ortaya çıkan konularda tam uzlaşma sağladı.
Elbette ki herkesin istediği, düşündüğü tam olarak metinlere yansımadı ama ortaya çıkan sonuca da ‘Hayır’ denilemedi.
Uzlaşma da bu olsa gerek.
Sanırım Tamer Garip bu konudaki atölye çalışmasını değişik yerlerde tekrarlama hedefinde.
Bu konuda çalışmalara başladı bile.
*
Aslında bu ülkenin en büyük sorunlarından biri birbirimizi anlamamak ya da önyargılı yaklaşımlardan kendimizi kurtaramamaktır.
Bunun için de farklı görüşleri biraraya getiren bu tür çalışmalara ülkenin ihtiyacı var.
Bu tür çalışmaların sonunda, görüş farklılıklarına rağmen ortak birçok paydada buluşulabiliyor.
Böylece ülkenin ihtiyacı olan ‘Ortak aklın’ ortaya çıkmasına zemin hazırlanıyor.
Böylesi çalışmalar belki de meclis çatısı altında Meclis Başkanlığının inisiyatif almasıyla yapılmalıdır.
Meclis Başkanlığı üniversitelerle bu konuda işbirliği yapabilir.
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi bu konuda bence önemli bir iş başlattı.
Bunun devamı sağlanmalıdır.
Meclis Başkanlığı bu konuda adım atarsa sanırım mecliste partiler arasında var olan kavram kargaşası ve karşıtlıkların ortadan kalkması ve ‘Ortak akılın’ oluşmasına zemin yaratılabilir.
Denemekte yarar var diye düşünüyorum.
Tam özgürlük ortamı içerisinde yapılan bu tür çalışmalara ülkenin ihtiyacı var.
Önemli olan önyargıları bir yana bırakarak bu tür çalışmalardan faydalanmaktır.