Son bir ay içerisinde çok sık yurt dışına çıkmak zorunda kaldım.
Bu nedenle de sık sık uçtum.
Bu uçuşlarımın iki tanesini KTHY ile, bir tanesini de THY ile yaptım.
Bu uçuşlarımda gözlemlediğim üç olayı bugün sizlere, çok fazla yorum katmadan aktarmak istiyorum.
Eminin ki birçoğunuz benzer olayları yaşamışsınızdır.
Olay 1:
Çarşamba akşam saatleri 22.50’yi gösterirken İstanbul’dan kalkan THY uçağımız Ercan’a indi.
KTHY, Atlas Jet ve Pegasus Havayollarına ait uçaklar da alana ardı ardına inmişti.
Muhaceret Polisi önünde tabii ki(!) uzun kuyruklar oluştu.
Neyse, THY ile gelen yolcular pasaport işlemlerini yaptırıp bavullarını almak üzere salona yöneldiklerinde bir saat kadar bavul beklemek zorunda kalacaklarından habersizdiler.
Işıklı göstergede KTHY ile THY’nin bavullarının ayni banttan verileceği yazıyordu.
Benim gibi THY ile gelen bütün yolcular bavulları beklemeye koyuldu.
Bavullar da hemen gelmeye başladı.
Ama gelen bavullar KTHY yolcularına ait olanlardı.
Kısa bir süre içerisinde bandın üzeri bavullarla doldu.
Bavulları alan yoktu.
Çünkü KTHY yolcuları pasaport işlemlerini yaptırmak üzere kuyrukta bekliyorlardı.
Ancak Ercan’daki konuyla ilgili yetkililer hangi yolcunun daha önce bavulunu almak üzere gelebileceğini hesaplayamamıştı!
İlginç olan salonda yer alan ve çalıştırılmayan üçüncü banttı.
Neredeyse yarım saat bant üzerinde dönüp duran ama kimse tarafından alınmayan bavulları izlemek zorunda kaldık.
Homurtular ve tepkiler yükselmeye başlayınca KTHY bandı üzerindeki ışıklı göstergede yer alan THY ibaresi silindi. Ve hemen ardından Atlas Havayolları’nın bavullarının geldiği bandın üzerindeki göstergeye THY ibaresi eklendi. Yani artık THY yolcuları bavullarını 1 numaralı bant üzerinden alacaklardı.
Oraya doğru bir kayma oldu ama orada da Atlas yolcularının bavulları dönüyordu.
Bavulunu bekleyenler doğal olarak tepkiliydi.
“Bunu bile beceremiyoruz, olmaz ki, bu kadar da beklenmez ki” sesleri arasında, orada da yarım saate yakın beklemenin ardından ilk bavulunu alanlardan biri olarak Ercan’dan ayrıldım.
Yaklaşık bir saat bavulumun gelmesini bekledim.
Bavulumu ancak Ercan-Ankara arasında uçulacak sürede alabildim.
Sanırım fazla söze ya da yoruma gerek yok!.
Olay 2:
Ercan’dan İstanbul’a oradan da Londra’ya uçmak üzere bindiğimiz uçak içinde yaşadıklarımız sanırım bavul beklemekten daha trajikomikti.
THY uçağının yolcularını alıp kapı kapatma aşamasına gelmesi sonrasında pilotun yaptığı anonsla uçağın dışındaki çarpıcı manzarayı görebilenlerden biriydim.
Pilot,”Uçağımıza bavulların yüklenmesinin tamamlanmasının ardından kalkacağız. Uçağın sağ tarafında oturanlar bu işlemin devam ettiğini görebilirler” anonsunu yaptı.
O da ne? Uçağa bavulların içine konulduğu konteynerleri yükleyen taşıyıcı bozulmuş, işçiler kol gücüyle koca konteynerleri uçağa itmeye çalışıyordu!
Yıl 2008.. ‘İzolasyonlar kalkmalı, direk uçuşlar başlamalı’ denilen bir ortamda manzara içler acısı.
Uçağa konteynerleri yükleyecek yedek bir araç yok!
Ve koca koca konteynerler keyfi bir şekilde kol gücüyle uçağa yüklenmeye çalışılıyor.
Uçaktaki yabancıların alaycı bakış ve konuşmaları sizi rahatsız etse de ‘söyleyene değil söyletene bak! Esas suç söyletende’ diye kendi aramızda mırıldandık.
Sonuç: Bağlantılı bir uçuşta olduğumuzdan İstanbul’da bineceğimiz uçağı kaçırdık.
THY yetkilileri bizi bir sonraki uçakla Londra’ya ulaştırdılar.
Ve son gözlemim.
Yer İstanbul Atatürk Havalimanı. KTHY uçağı kapılarını kapatmış, harekete geçmek üzere. Uçakta cep telefonlarının uçuş emniyetini olumsuz etkilediği için kapatılması gerektiğine ilişkin anons yapılıyor... Ve ayni anda 1 A numaralı koltukta oturan KTHY Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Candanal çalan telefonunu açmış konuşuyor.
Sanırım daha fazla söze gerek yok...