Sondakika Özge Taşker - Healthy Life - Sağlıklı Beslenme ve Diyet Merkezi - 22 92 286 - Marmara Bölgesi, Lefkoşa Siz halen internet alan adınızı almadınız mı? Alan adı alana, 1 yıl hosting BEDAVA - 444 0 100 - Yenikent, Lefkoşa Alo Vitae - Vitae Veteriner Kliniği ücretsiz danışma hattı: 22 40 953 - Yenikent - Lefkoşa
kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
30 Ağustos 2008, Cumartesi Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
Sondakika Talat:Garantilerden vazgeçilemez Gül:Çözüm BM Çatısı altında olmalı Ertuğruloğlu: ÖRP devletin sırtında kamburdur Çakıcı:Evliler daha çok kumar bağımlısı Fenerbahçe'nin rakipleri belli oldu Diyetisyen Özge Taşker de Kıbrıs Postası ailesine katıldı

  ARŞİV
   

 RÖPORTAJ
Ayşe DÖNMEZER: Reform Şart
YAGA Direktörü, Ekonomi Eski Bakanlarından Ayşe Dönmezer ekonomik konularda yaşanan gelişmelerle ilgili hem uyarı hem...

 ÇOK OKUNANLAR
30 Ağustos dönüm noktalarından biridir
 
Talat ve iktidarın politikaları...
 
Kıbrıs'ta tek devlet var
 
Kıbrıs ulusal bir sorundur
 
Rusya'nın tutumu değişmez
 
ÖRP'ye yeni katılımlar oldu
 
Komisyona başvurular devam ediyor
 
Osetya'yı değerlendirdiler
 
Ankara Talat'a tam destek verdi
 
Yeşilırmaktan geçiş izni yok
 

 YORUMLANANLAR
Linden:301 konusunda gereğini yapın [1]
 

Olmaz Olmaz !
Rauf R. DENKTAŞ
Batının KKTC Yanlışı
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs’ta hedefimiz nedir ?
Mete TÜMERKAN
Hatice’ye değil neticeye bakınız...
Hasan HASTÜRER
Rumların Lokmacı Tezgâhı
Prof.Dr.Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum Cumhurbaşkanları değişse de, Rumların taktikleri ve politik düzenbazlıkları hiç değişmiyor.

Al Hristofyas’ı çal Papadopulos’a.

Sonra da al her ikisini, çal Makarios’a. Geriye Vasiliu, Kyprianou ve Klerides kalıyor. Al bu son üç taneyi, çal diğer üç taneye. Hepsi de aynı kalıptan çıkma. Aynı şeyin soyu.

Hep aynı oyun, hep aynı tezgâh. 1955’den beri geçen 53 yıl hiçbir şeyi değiştirmemiş. Ne tezgâhı, ne de tezgâh sahibini.
 
Rumların adada barış istedikleri yok. Buna kimse inanmasın.
Onların “Barış” kelimesinden anladıkları ile bizim veya dünyadaki diğer insanların anladıkları “Barış” çok farklı.

Rumların istedikleri “Barış”, tek taraflı olarak Kıbrıslı Türklerin verecekleri tavizler üzerine kurulu. Onların “Barış” uğruna verecekleri hiçbir taviz yok.

Onların “Barış”tan anladıkları özet olarak, Kıbrıslı Türkler “Azınlık” statüsünde Kıbrıs Rum Cumhuriyetine katılsın, ada da tümü ile Rum hâkimiyeti altına girsin. O kadar. Gerisi teferruat.

Seçimlerin ertesinde, daha ilk günden Lokmacı Barikatının açılması ile ilgili yalan söylemeye ve Rum basını kanalı ile yalan haberler yayarak olayları manipüle etmeye başladılar.
  
Ortada fol yok, yumurta yok, yapılmış bir görüşme veya varılmış bir antlaşma yok ama Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu konu ile ilgili açıklama yapıyorlar ve topu hemen ve derhal Türk tarafının kucağına atıyorlar.

Akıllarınca onlar, tanınmış bir devlet oldukları için asla taviz vermeyecekler ama Türkler, onların istedikleri her koşulu kabul edecekler ve ondan sonra da Lokmacı kapısı açılacak.

Kiprianu, Lokmacı kapısının açılmasının anahtarının Türk tarafının elinde olduğunu iddia ederek, bir uyuşmazlık durumunda suçlunun peşinen Türk tarafı olacağını şimdiden ilan etti bile.

Madem kapıyı açmak istiyorlar, niçin bu günkü koşullarda, hiç bir şey değişmeden hemen ve derhal kapının açılmasını kabul etmiyorlar.

Gerçekte maksatları kapıyı açmak değil.

Gerçekleşmesine olanak bulunmayan yapay istekler üretip, uzlaşmaz taraf olarak Türkleri göstermek istiyorlar. Çünkü uzlaşmak ve adaya barış getirmek gibi bir niyetleri yok. Zaten hiçbir zaman da olmadı.

Kıbrıs’ın neresinde Mücahitler veya Türk Barış Kuvvetleri 1963 sınırlarına çekildi de, Lokmacı da çekilecek. Gizliden gizliye, kapalı kapılar ardında, sınırları belirleyen bir “Ateş Kes Antlaşması” mı imzalandı da haberimiz olmadı.

Rumlar, Lokmacının açılabilmesi için Mücahitlerimizin neredeyse 70 metre geri gitmesini, yani 1963 çizgisine geri dönmelerini istiyor.
İçimden, tüm propagandalarını “ada 1974’de bölündü” yalanı üzerine kurmuş olan Rumlara, “Hani ada 1974 bölünmüştü” diye sormak geliyor.

Rum iddialarına göre madem ada 1974’de bölünmüştü, nereden çıktı 1963 sınırları da, şimdi masaya konuyor ve ısrarla o sınırlara geri dönülmesi isteniyor.

Üstelik kabul edilmezse de Türk tarafı uzlaşmaz taraf oluyor.     
İş Rum propagandasına geldi mi, yalanın bini bir para.

Lokmacı barikatından 30 metre güneyde, doğuya ve batıya doğru uzanan Çikko sokağı (Odos Kykkou) RMMO’nun manevra alanı. Oradaki kulübelerin üzerinde EF yazıyor, yani Rumca “Milli Muhafız” manasındaki “Ethniki Fruro”nun baş harfleri.

Rumların istediği şekilde bir anlaşma olursa, RMMO askerleri geri çekilmeyecek ve yerlerinde kalacak ama mücahitler neredeyse 120 m. geri gitmiş olacaklar. 70 metresi 1963 sınırlarına geri dönüş, 50 metresi de askerlerin bölgeden karşılıklı uzaklaşması olarak.

Ama bu son 50 metreyi sadece Mücahitler geri çekilecek. Matematiksel bir hesaplama ile RMMO yerinde kalacak. Diğer bir tanımlama ile Mücahitlerin geri çekilmesi ile RMMO kendiliğinden ara bölgeden 50 m. uzakta kalmış olacak.  

Üstelik ara bölgedeki egemenlik hakkımız da UNFICYP’e devredilmiş olacak.

Ne tezgâh ama!

Ben UNFICYP’i 1964’den beri tanıyorum.

Rumlar Türkleri koyun gibi keserken, namlusuna çiçek takıp olayları seyretmiş olan turistik bir ekip, bu UNFICYP dediğimiz, BM’nin adı var kendi yok, Kıbrıs’a özel askeri gücü.

Ara bölge, Türk egemenliğinden çıkarılıp UNFICYP’in kontrolüne bırakılırsa ne gibi bir yaptırım gücü olacak bu turistik ekibin, çok merak ediyorum.

UNFICYP’e güveniyor muyum?

Akritas Planı uyarınca 21 Aralık 1963 tarihinde uygulamaya konan katliamlar ardı ardına sürerken takındıkları tavırları gözlerimle gördükten sonra oluşan yanıtım, aradan bunca yıl geçmesine rağmen, hala daha kocaman bir “Asla”. İki dakikada bizi satarlar ve ara bölgenin egemenliğini, bir dizi cicili bicili sözlerle Rumlara devrederler.

Ve de en önemlisi bizim, yani KKTC hükümetinin, yani Güvenlik Kuvvetlerimizin, yani Türk barış Kuvvetlerimizin, bölgedeki “Egemenlik” hakkını kim elinden alacak.

Cümleyi tersten kurayım; Rumlara şirin görünmek ve haksız taleplerini yerine getirmek için “Egemenlik” hakkımızdan kim feragat edebilecek?     

“Lokmacı barikatının” Rumların istedikleri koşullarda açılması sadece bir hayal. Eskilerimiz, o günün güzel Türkçesi ile buna, “Olmayacak duaya Âmin” diyorlardı. Bu tanım, Rumların istekleri doğrultusunda Lokmacı barikatının açılması konusunda, hala geçerli.

   1372 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  27 Ağustos 2008, Çarşamba   Batının KKTC Yanlışı
  24 Ağustos 2008, Pazar   Rum Siyasilerin İtirafları
  23 Ağustos 2008, Cumartesi   İki Halkın “Evet” Diyebileceği Çözüm
  21 Ağustos 2008, Perşembe   RMMO Savaş Gücünü Arttırıyor
  17 Ağustos 2008, Pazar   Hristofyas’ın Olmazsa Olmazları
  13 Ağustos 2008, Çarşamba   Osetya- Rusya, KKTC-Türkiye Benzeşmesi
  10 Ağustos 2008, Pazar   Kıbrıslı Türkler Kararını Vermiş Bile
  10 Ağustos 2008, Pazar   Pazarın Sosyal Ahkâmı
  07 Ağustos 2008, Perşembe   Rum Kilisesi Türkleri Düşman Addediyor
  04 Ağustos 2008, Pazartesi   Rum Tarafında Kriz Rüzgarları


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.