Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.
Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.
Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.
Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.
Lefkoşa’daki Atatürk Kültür Merkezi’ndeki salon Kamu-Sen üyeleri tarafından doldurulmuş bir halde... Konumuz “Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları.” Konuşmacılar ise Salih Coşar, Muharrem Faiz ve ben...
Önce en uzun süre Maliye Bakanlığı yapan Salih Coşar konuştu... Bir anlamda dünden bugüne nasıl geldiğimizi anlattı. Aslında kamudaki yapılaşmada, pek çok kazanım nitelikli yasal düzenlemede Salih Coşar’ın ciddi payı ve etkisi var. Belki de bu nedenle sistemi sorgulayıp mahkum etmedi. Kamuda verimsizlik iddialarını bir anlamda reddedip izleyen çalışanlardan alkış alacak şekilde çalışanların suçsuzluğunu anlattı.
Hiç kuşku yok Coşar, sadece bunları söylemedi.
Yaklaşık 45 dakikalık konuşmasında bir anlamda “kamuda verimliliğin” dünden bugüne serüvenini anlattı.
* * *
Coşar’dan sonra söz bana geldi.
Bu tür platformlarda dinleyenlerin düşüncelerini dürtmeye, şiddalamaya bayıldığımı söyledim önce.
Ekonominin üretimden yoksunluğunu anlattım.
Ekonomi yoksa, üretim gailesinin en genel anlamda olamayacağını seslendirdim.
1974’te yediğimizin Rum’un “Ahhh!”lı ganimetinin tüm değerlerimizi toz duman ettiğinin altını çizip, tahrip edilen tüm değerlerin aradan geçen 34 yıla karşılık yeniden 34 yıl önceki noktaya gelemediğinin altını çizdim.
Konuşurken salonda bulunanların ne kadar dikkatle dinleyip dinlemediğini de takip ettim doğal olarak. Sözlerime salondan olumlu tepki geldi birçok kez.
Ama ilk fark edilen olumlu tepki hangi cümlede geldi bilir misiniz?
Şu cümlede. “ KARŞILIĞI ALINAN ULUSAL NÖBET SİLİNİR, YOK SAYILIR.”
Arkasını getirmeden alkışın gelmesi söylediğimin altına imza atılmasıydı.
Ama ben devam ettim:
“ O günün koşullarında herkes mücahitlik nöbetini tuttu. Kimse de kışlanın kapısından girerken ne zaman terhis olacağını bilmiyordu.
Gün geldi savaş yaşandı. Terhis olanlar yine silah elde cepheye koştu. Bunlar yapılırken mücahitlik yılları emeklilik bakımından iki ile çarpılıp hesaplansın, hesabı yoktu.
Rum ganimeti dağıtılırken mücahitlik yıllarına karşılık puan verilsin ve o puanlarla mal mülk sahibi olunsun diye düşünen de yoktu. Mücahitlik yıllarının karşılığı bir biçimde maddiyata dönüştürüldüyse artık, kimse “Ben şu kadar yıl mücahitlik yaptım” diye pohporozlanamaz.”
Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.
Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.
Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.
Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.
* * *
Konuşmamda ve sorulan soruları yanıtlarken pek çok konuya değindim.
Ama bir konu vardı ki buraya alarak daha geniş okuyucu kitlesiyle de paylaşmak istiyorum.
“Kamuda sendikacılık çok zor aslında” deyip ekledim:
“ Kamu-Sen’in 33. Kuruluş Yıldönümü çerçevesinde düzenlediği, “Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları” başlıklı panel türü çalışmalar hariç sendikaların mücadelesinde en büyük dilimi ekonomik talepler alır. En büyük işveren olana devletle pazarlık artık eskisi kadar mutlu sonla sonuçlanmıyor. İşte bu yılki örnek 2008’in üçte biri geride kaldı, sendikalarla hükümet doğru dürüst görüşme bile yapamadı. Kamudaki sendikalar çok iyi biliyorlar ki uzun süreli grevler yapamazlar.
Neden?
Çünkü özel ile kamu çalışanının geliri arasında uçurum var. Devlet çalışanlarla çok mu alıyor? Farklı ülkelerle, farklı kriterlerle ölçülüp kıyaslandığı zaman çok olmayabilir. Ama özel sektör çalışanlarıyla kıyaslandığı aman devlet çalışanlarının maaşları, ücretleri oldukça öndedir. Bunun herkes farkındadır. Bu fark ediş alınan paranın gizli hak ediş sorgulamasına neden oluyor. İşte o gizli sorgulama uzun soluklu sendikal eylemleri olumsuz etkiliyor. Kamu çalışanlarının ciddi bir çoğunluğu hem özel sektör çalışanlarının kazançlarını hem de uzun süreli grevde maddi kaybını düşünüp daha kolay yan çiziyor. İşte bu şartlarda çok kolay örgütlenilen kamu da sendikaların ciddi ve uzun süren mücadeleleri zordur.”
Bu söylediklerime salondan farklı tepki gelmedi, tam tersi pek çoğu, “Doğrudur” diye söylediklerimi onayladı...
* * *
Sözlerimi tamamlarken, önce “Kötü örnek, örnek alınamaz” dedim... Kamudaki verimsizliğin yaygınlaşma nedenlerinden birinin özellikle üst kademeden aşağı aktığını anlattım.
Laçkalaşan yapı içinde iki sözün çok yaygın kullanıldığını anımsattım... “Böyle başa böyle traş... Salla başı kap maaşı...”
Salon gene alkışlarla inledi...
Günün sözü:
Geciken önlem, tahribatı derinleştirir