Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama göz yaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.
O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... “ AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ.”
Ümit Hansel, inşaat sektörüne yıllarını veren bir işadamı.
Kıbrıs küçük... Sosyal yaşamda var olan herkes bir birini tanır. Ama hiç kuşku yok ki tanımanın da derinliği var.
Bazı arkadaşlıklar var ki uzun yıllara dayansa da sığdır. Bazı arkadaşlıklar ise çok uzun yıllara dayanmasa da hızlı bir şekilde derinliğe sahip olur.
Ümit Hansel, benim ikinci gruba dahil çok değer verdiğim bir dostumdur.
Maddi temelde kişisel hesaplaşmanın içinde olmadım bugüne kadar... Ama çevremde ki kıyasıya hesaplaşmalara tanık olmak bile beni yoruyor. İşte o yorulduğum dönemlerde Ümit Hansel arkadaşımla sohbeti terapi gibi görürüm.
* * *
Eminim yazımı paylaşan bir tek kişi bile bu yazıyı, bir arkadaşımla yaptığım sohbetin sınırları içinden bir yansıma olarak algılamayacak.
Biz yazanlar en yakınımızdan örneklerle yazarken bile çok geniş kesimlerin duygularına tercüman olmaya çalışırız.
Yazdıklarımız için ne kadar çok okur, “Tam da içimden geçenler yazıldı” derse yazı o kadar çok okurun ortak imzasını taşır.
* * *
Ümit arkadaşım, yedi yıl önce kapı gibi oğlucuğunu, Salahi’yi kanser savaşında yitirdi.
Salahi’nin iki metreye yakın boyu vardı... Çok başarılı bir basketbolcuydu... Hani bir söz var ya, “Çaksan çakılır”... İşte o denli zindeydi... Sporda arkadaşlarıyla elde ettiği bir başarının sonrasında ele gelen bir kütle ve başlayan savaş... Savaşın detayını bu Cumartesi gününde sizlerle paylaşmak istemem...
Evlat acısının ne olduğunu ben de anacığımdan, babacığımdan bilirim... Kardeş yitirmek de büyük acı ama evlat yitirmenin acısını Allah kimseye göstermesin...
O gün insanın hayatında bir milattır... O acı günün öncesi ve sonrası insan olan herkes için çok farklıdır...
Geride kalanlar için hayat sonlanmıyor... Ölenle ölünmüyor... Ama hayata bakış açınız isteseniz de istemeseniz de değişiyor...
O büyük acıyı yaşayan Ümit Hansel’le sohbeti çok severim.
Ne zaman ne de hayat Ümit arkadaşım için de durmadı.
Dıştan baktığınız zaman yaşamın hakkını vermeye çalıştığı izlenimini de çok kolay edinebilirsiniz.
Azıcık derinlikli sohbet yaşadığı acının, ona acıyla birlikte yaşamayı nasıl öğrettiğini görürüsünüz.
Arkadaş canlısıdır...
Hiç tanımadığı ve derdi olanların dertlerine bir anda nasıl ortak olduğunu görüyorum...
Yaşamın en ağır darbesi onu kişisel hesaplardan uzaklaştırıp, ortak insani değerler bakımından yükseklere tırmandırmış...
Dokunsanız ağlayacağının bir adım öncesinde hayata gülümseyerek bakmayı başarabiliyormuş insan...
Salahi’yi anarken diliyle değil yüreğiyle seslendiriyor duygularını... En değerli varlığını içinden hiç ama hiç eksiltmediği için konuşurken az önce birlikteymiş gibi konuşuyor...
... Ve tüm bunlar, günlük hayattaki küçük hesaplara yenik düşenler için “Hadeyin be siz da!” dedirtiyor Ümit arkadaşıma.
* * *
Dün Ümit Hansel’le yaklaşık üç saat sohbet ettik.
Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama göz yaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.
O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... “ AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ.”
Eminin sizler de yaşadınız... Özellikle birilerinin önünde ağlayacak noktaya gelip de ağlamamak için direndiğimiz zaman gözümüzden yaş süzülürken gülmeye çalışırız. Bir süre hem güler hem ağlarız, sonunda göz yaşları sahte gülmeyi yener ve hıçkıra hıçkıra ağlarız...
... Bir kez daha fark ettim dün... Hayatımızın unutmadığımız ve hayatımızın geriye kalan kısmında etkili olan olayların tümüne yakını acı olaylardır... Acıların izi daha derin oluyor.
Her acı olay kabullenmekte zorlansak da çok ağır bir derstir. Ağır dersin alınması için ödenen bedel de çok çok önemlidir.
... Dün dolu dolu bir gün yaşadım... GÜKAD’ın LAÜ ile ilgili basın toplantısına gittim... Siyaset dünyasından isimlerle konuştum... İş dünyasından çok değer verdiğim bir başka arkadaşımın sıkıntılarını paylaştım... Bunların her biri için bir değil birden fazla yazı yazabilirdim...
Bu içeriğiyle yazımı sizlerle paylaşıyorum... Okurken sizin sıkıntılarınızla kıyasladığınıza eminim...
Hepinizin yüzünde - ağlamamak için değil-, gerçek anlamıyla gülümseme hiç eksik olmasın... Ruhunuz gülsün... Yüreğiniz gülsün... Yüzünüz gülsün...
Günün sözü:
İnsanın her şeyi paylaştığı dostu yastığıdır