Acı ama gerçek, politikacıların saldırı sırasında kullandıkları üslup, sokaktaki en düşük düzeyle yarışmaktadır.
Hoşgörü sınırlarının dışına çıkarak kavgayı çağrıştıran karalamalarla bir başkasına hitap etmek hiçbir sorunu halletmez. Halletmeme bir yana köprülerden arta kalan birkaç taşı da söküp fırlatır.
Aynı geminin yolcularıyız.
Bu gemi kayalara çarpar, parçalanır, dibi boylarsa hangi kamarada olunduğunun hiç önemi olmadan herkes “tahtalı köyü”, öteki dünyayı bulacak.
Acı ama gerçek, politikacıların saldırı sırasında kullandıkları üslup, sokaktaki en düşük düzeyle yarışmaktadır.
Hoşgörü sınırlarının dışına çıkarak kavgayı çağrıştıran karalamalarla bir başkasına hitap etmek hiçbir sorunu halletmez. Halletmeme bir yana köprülerden arta kalan birkaç taşı da söküp fırlatır.
Aynı geminin yolcularıyız.
Bu gemi kayalara çarpar, parçalanır, dibi boylarsa hangi kamarada olunduğunun hiç önemi olmadan herkes “tahtalı köyü”, öteki dünyayı bulacak.
Eyleme dönüşmeden seslendirilen her türlü düşünce hakkı olduğu kadar değer bulmalıdır.
İki yanlış bir doğru etmez.
Bilmem hangi politikacı, gazeteci ya da bir sivil toplum yöneticisi ne demiş? Ne demişse demiş, ne yazmışsa yazmış. Eğer yanıt hakkı ya da açıklama gerektiren bir konu varsa, açıklama akıllı kelimelerle yapılır.
Hiç unutmamak gerekir ki hakaret muhatabını değil, kullananı küçültür.
Kişilerle uğraşarak dünyanın hiçbir yerinde kalıcı bir başarı elde edilememiştir.
Bir ülkenin, bir toplumun gelişmişlik düzey göstergelerinden biri hoşgörü ve tartışma kültür düzeyidir.
Bir türlü aklım almıyor. Birileri, sihirli bir el illa da bu toplumda kavgayı, kapışmayı körüklüyor.
* * *
Düzeyin ne kadar düştüğü ortada.
Bu koşullarda işi en zor olan objektif yaklaşımla toplumsal çıkar merkezli duruştur. Bunu salt gazeteciler ya da toplumsal yaşamda konumu olanlar için söylemiyorum. Herkes bu duruşu yaşam biçimi olarak benimsemeli.
Eksik bilgi yanlış bilgidir.
Bilgiyi eksik bırakarak kamu oyunu yanıltmaya çalışmak suçların en büyüğüdür.
Uzunca bir süredir manüpülasyonla, gerçek toz dumanın içinde yok edilmektedir.
Çok ciddi dosyalar toplumsal duyarlılıktaki erozyon nedeniyle yargı yoluna bir yerlerde unutulmaktadır. Suçlu ile suçsuz karıştırılıyor.
* * *
Siyasi partiler yelpazesinin farklı yerlerinde olanların farklı düşünce içinde olmalarından daha doğal ne olabilir. Soyer, Ertuğruloğlu’nun söylediklerini, Ertuğruloğlu da Soyer’in. Bu kadar basit. Ancak beğenmemek adeta belden aşağı vururcasına kapışma üslubuyla yanıt vermeyi gerektirmez.
Her yerde doğal bir tartı ve yargı sistemi vardır.
Yazdıklarınızı vatandaş benimsemezse okumaz, hatta gazetenizi almaz.
Yanlışı yapan politikacıysa vatandaşın güvenini yitirir. Siyasi yapıdaki yapılanma içinde iktidar ve muhalefette bir takım makamlara gelseniz de gönüllerde o makamda oturup oturmadığınızı çok kolay anlarsınız.
* * *
Kıbrıs’ı çok iyi bilen bir diplomatla yıllar önce yaptığım sohbette hemen hemen herkesin katılacağı bir görüş ortaya koyduğunu anımsarım.
“Bir toplumda farklı görüş ve yaklaşımlar olabilir. Bu rahatsız edici değildir. Hatta bir zenginliktir. Ancak her toplumun bir de ortak değer kesiti vardır. Orası herkesin buluşma noktasıdır. O ortak değer alanının ısrarla dışında olanların toplumsal desteği alarak başarılı olması adeta mümkün değildir.”
Söyledikleri kelimesi kelimesine bu olmasa da özü buydu.
Bizdeki sorunlardan biri toplumsal barıştan birilerinin endişe duymasıdır. Toplumdaki huzursuzluk ve kapışmadan sanki de birileri “ekmek yiyor”. Onları bir güzel teşhir ettiğimiz gün toplumda ateş kes sağlanacak sanırım.
* * *
Son zamanlarda toplumsal barış ciddi anlamda tehdit altıdadır.
Kendisi gibi düşünmeyenler arasındaki mücadelede kullanılan üsluptan ciddi endişe duyanlar arasındayım.
Toplumsal yaşamımızın neresinde olursa olsun en küçük başarı toplumsal başarımıza katkıdır. Tam tersi her türlü başarısızlık toplumsal başarısızlık torbasını ağırlaştırır.
Siyasi erki elinde tutanlar başarılı olmak zorundadır. Bu toplumsal bir gereksinimdir.
Siyaset yapanlar, başarısını karşı taraf gördüklerinin başarısızlığı üzerine kurmamalı. Bu yanlış kurgu nedeniyledir ki siyasette kimse kendini ve projelerini anlatmıyor.
Aslında misyonunu bilmeyenler vizyon sahibi de olamıyor.
Yolun sonunda siyaset karalama üzerine bina ediliyor.
Karşılıklı karalama ülkenin baştan aşağı karalanması sonucunu doğuruyor.
Bu kadar basit....
Günün sözü:
Tencere dibin kara, senin ki benden kara