Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyeliği dahil tüm uluslararası statüsüne rağmen 1960 Anayasal kimliğine sahip değildir. İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti ile hiç bir sorunu olmayan bir ülkeyle memorandum imzalar gibi memorandum imzalayamaz. Kıbrıs Cumhuriyeti ile memorandum imzalarken çözümden yana bugünkü Kıbrıs Türk siyasi yapısı yok sayamaz. Sayarsa da duyulan rahatsızlığa saygı göstermek zorundadır
İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın İngitere ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin imzaladığı memoranduma tepkisini hem haksız hem da abartılı bulduğunu söyledi.
Haber sayfalarında geniş şekliyle bulacağınız haberin yazıma konu olan bölümüne bir göz atalım:
“... Bir soruya karşılık Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın, Güney Kıbrıs ile İngiltere arasında imzalanan memoranduma koyduğu tepkinin haksız ve abartılı olduğunu iddia eden Millet, 21 Mart ve 23 Mayıs anlaşmaları ile memorandumun içeriğinde çelişen hiçbir şeyin bulunmadığını savundu.
Millet, “ Kıbrıslı Türklerle yaptığım tüm temaslarımda bir rol üstlenmeye devam edeceğimiz konusunda onlara teminat vermeye çalışıyorum. kendilerine iki taraftan birini desteklemediğimizi ve aynı hedefleri paylaştığımızı anlatıyorum. Sanırım başarılı bir sona ulaşabilmek için iki lider ve iki topluma yardımcı olmak için çalışabileceğimiz teminatını verme yönünde daha çok çalışma gerekiyor” dedi.”
* * *
İngiltere, Kıbrıs sorununu en iyi bilen taraftır.
Dünden bugüne kendi çıkarlarına bağlı bir Kıbrıs politikası izlemiştir, izlemeye devam etmektedir.
Tam bu noktada bir konunun altını çizip yazıma devam edeceğim.
Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim en büyük talihsizliğimiz Türkiye’nin doğru dürüst bir Kıbrıs politikası olmaması ve Kıbrıs Türk tarafının bu politikasızlığın kurbanı olmasıdır.
Senelerce Rauf Denktaş ve ekibinin bundan hiç şikayeti olmadı. Olmadı, çünkü Kıbrıs Türk Rum tarafının ortaklığı temelinde her türlü çözüm modeline karşıydılar.
Çok açık bir şekilde iddia ederim, Annan Planı döneminde iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı birleşik bir yeni Kıbrıs modelini Rauf Bey istediği gibi detaylandırarak yazıp o plan referandum sunulsaydı, Denktaş ekibi gene HAYIR deycekti.
Şimdi durum aynı değil. Rumlarla eşitlik temelinde, iki toplumlu, iki bölgeli çözüm isteyen bir siyasi kadro en önemli görev noktalarındadır.
Dün, Rauf Bey ev ekibi, Rum tarafına ayrıcalıklı davranılıp, Kıbrıs Türk tarafının dışlanmasından memnun bileydiler.
Bir protesto çatlatıp, yollarına devam ederlerdi.
* * *
Nasıl oturursak oturalım ama doğru konuşalım.
Son beş altı yıla kadar şu anda siyasi sorumluluk taşıyan CTP kadroları dahil Kıbrıs Türk muhalefeti, Kıbrıs sorununa verdikleri demeçler kadar taraftı.
Kıbrıs Türk tarafını devre dışı bırakan davranışları Rauf Denktaş’ın hatalı politikaların sonucu görüp ciddi tepkiye değer de bulunmadı.
Şimdi durum farklıdır.
Kıbrıs Türk tarafında çözüm için Rum tarafından kat kat fazla istek vardır.
Referandumda somutlaşan bu isteğin karşılıksızlığı insanımızı incitmektedir.
“Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası kimliğe sahiptir. Yetkililerine ona göre muamele yapmak zorundayız” yaklaşımını boynumuz bükük, söyleyecek çok sözümüz saklı kalarak sineye çekeriz..
Görüşmeler devam ederken Rum tarafına hiç bir şey yokmuş gibi davranmak, çözüm konusunda cılız olarak var olan motivasyonlarını daha da aşağılara çekmektedir.
Bu yazdıklarımın sessiz çoğunluk olarak nitelenebilen büyük kesimin görüşüyle örtüştüğü inancındayım.
* * *
Kıbrıs Türk tarafının çözümden ne istediği ya da ne anladığı çok kolay anlaşılırdır.
Kıbrıs Türk insanının % 65 EVET dediği Annan Planı’nın adından duyulan ürküntüye rağmen o planın özü, çözüm için ortaya konulan temel ilkelerle buluşmaktadır.
Bu nedenle Kıbrıs Türk tarafının batıdan ve özellikle Kıbrıs sorununu çok iyi bilen, geçmişten günümüze tarihi hataları da olan İngiltere’den daha hassas, daha dengeli siyasi tavır isteme, bekleme hakkı vardır.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum seçilmişlerine protokolün tüm gerekleri uygulanırken bizim seçilmişlerimize, Kıbrıs Türk toplumunun temsilcileri statüsüyle hak ettikleri protokol uygulanmazsa hepimiz bundan rahatsızlık duyarız.
* * *
Kıbrıs Cumhuriyeti, AB üyeliği dahil tüm uluslararası statüsüne rağmen 1960 Anayasal kimliğine sahip değildir. İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti ile hiç bir sorunu olmayan bir ülkeyle memorandum imzalar gibi memorandum imzalayamaz. Kıbrıs Cumhuriyeti ile memorandum imzalarken çözümden yana bugünkü Kıbrıs Türk siyasi yapısı yok sayamaz.
Memorandumun içeriğinde şu ya da bu yazılıdır. İçerikte ne yazıldığı memorandumun imzalanmasından çok sonra gelir.
Eğer İngiltere samimi ve çözüm sürecine katkı koyma arzusundaysa iki tarafa eşit duruşunu bu konu çerçevesinde de somutlaştırsın. Örneğin İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Talat’ı Londra’ya davet etsin. Memorandumdan vazgeçtim, basının karşısına birlikte geçip Kıbrıs sorununun çözümüne bakış açılarını anlatsın.
... İngiltere Yüksek Komiseri Peter Millet, rahatsızlığın kaynağını bilmiyor mu? Bilmemesi olası mı. Benim kestirmeden söylediklerimi mutlaka biliyor ama ülkesinin siyasi çıkarları ne gerektirirse ona göre konuşuyor.
Günün sözü:
Zaman, gerçeğin izini silemez