



|
|

|
|
|
 |
 |
| Kozlar doğru belirlenmelidir |
|
|
|
 |
 |
| “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.... |
|
|
|
|
|
|
Talat’ın dört buçuk saatlik sabrı ve Hristofyas’ın sıkıntısı...
|
|
|
|
|
|
|
Talat, dün ısrarla doğrudan görüşmelerin başlama tarihininin netleşmesini ve kamu oyuna açıklanmasını istedi. Hristofyas, daha önce sıraladığı gerekçelerini yineleyerek kabul etmedi. 25 Temmuz’da iki lider komite ve çalışma gruplarında ele alınan konuları son bir kez gözden geçirmek içi bir araya gelecek. Son bir kez gözden geçirme ifadesinin altında yatan 25 Temmuz’da yüz yüze görüşme tarihinin belirleneceğidir.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas dün dört buçuk saat görüştü. Gelişmeleri pek çok merkezlerle bağlantılı olarak yakından izledim. Görüşmeler devam ederken çeşitli haber kanallarından arandım, görüşlerim soruldu. Hiç kuşkuya kapılmadan sıraladım görüşlerimi. Yıllardır Kıbrıs sorununa nasıl bakıyorsam bugün de öyle bakıyorum. Dün barış ve çözümü ne kadar istiyorsam bugün de en az o kadar istiyorum. Mehmet Ali Talat, görüşme masasında Türk tarafı adına yerine alana kadar, görüşme süreçlerinde sıkıntılar yaşayan taraftık. Rauf Bey’in, inatçı, Kıbrıs Türk tarafını uzlaşmaz konumda tutan duruşu nedeniyle bizim tarafın politikalarını savunamıyorduk. Şimdi durum değişti. Masada gene bir inatçı duruş var ama bu duruş Talat, tarafından pozitif bir yaklaşımla barış ve çözüm içinsergileniyor. Dün ki dört buçuk saatlik görüşmede de öyle oldu. *** Başkanlığı, özellikle uluslararası camiada Papadopulos sonrası umutla karşılanan Hristofyas’ın, genel ilkeleri belli çözümü kabul noktasından uzaktan duran DİKO ve EDEK’in politikalarını adeta gönüllü ayak bağı kabul etmesi süreci olumsuz yönde etkiliyor. Kıbrıs Türk tarafı adına Mehmet Ali Talat, doğrudan görüşmelerin başlaması yönünde yolun başında varılan uzlaşının hayat bulmasını istiyor. Hristofyas ise komite ve ortak çalışma gruplarından yeterli ürün çıkmadığı gerekçesiyle topu sürekli taca atıyor. Görüşme sonrası yapılan kısa açıklama içeride ki havayı dışarı yansıtmıyordu. *** Talat dün ısrarla doğrudan görüşmelerin başlama tarihininin netleşmesini ve kamu oyuna açıklanmasını istedi. Hristofyas, daha önce sıraladığı gerekçelerini yineleyerek kabul etmedi. 25 Temmuz’da iki lider komite ve çalışma gruplarında ele alınan konuları son bir kez gözden geçirmek içi bir araya gelecek. Son bir kez gözden geçime ifadesinin altında yatan 25 Temmuz’da yüz yüze görüşme tarihinin belirleneceğidir. Eğer dünkü görüşmelerde Talat, yüz yüze görüşmeler için tarih belirlenmesinde ısrarcı olup son bir kez esneklik göstermeseydi, Talat – Hristofyas görüşmeleri de hüsranla sonuçlanan görüşmeler zincirinin bir halkası olacaktı. *** Dünkü görüşmeden dışarıya yansıyan güler yüzlü fotoğraflar sürece bağlanan umutları sulamaya yetmiyor. Hristofyas’ın kapalı kapılar ardında sergilediği tavır, koalisyon ortaklarının etkinliğini ortaya koyuyor. İşin ilginç yanı seçim döneminde AKEL’in seslendirdiği DİKO ve EDEK’in başkanlık sisteminde etkili olamayacağı yaklaşımlarına karşılık bugün tam tersi bir tavır sergileniyor. Rum toplumu içinde çözüm karşıtı seslere Hristofyas’ın kulak verip bunu sıkıştığı anlarda mazaret olarak ileri sürmesi karşılıklı güveni de olumsuz etkiliyor. *** Hristofyas ve AKEL’in sergilediği durumu değerlendiren Güney Kıbrıs’tan önemli bir diplomatik kaynağın şu yorumu oldukça önemli ve dikkat çekici: “ Hristofyas ve AKEL çok önemli bir kararı vermek zorundadır. Koalisyon ortağı konumunda olan DİKO ve EDEK’in Kıbrıs sorunuyla ilgili politikalarına katılıyorlar mı yoksa katılmıyorlar mı? Hristofyas’ın seçim döneminde söyledikleri ile görüşme masasındaki tavrı aynı değil. Hani tam kapasite güç Hristofyas ve AKEL’in elindeydi? Hristofyas, Meclis çalışmalarında DİKO ve EDEK’e ihtiyacı, mazaret olarak ileri süremez. Kıbrıs sorununun çözümünde pozitif bir tavır içinde olan DİSİ’yi daha ne kadar gözmezlikten gelecekler. AKEL’in DİKO ve EDEK’le yollarını ayırıp DİSİ ile kader birliğine karar vermesi Kıbrıs’ın geleceği bakımından hayati bir karar olacak. AKEL ve Hrisyofyas, bunu başaramazsa çok yakın bir gelecekte iç ve dış ilişkiler bakımıdan zor konuma düşecek.” Bu görüşlere katılıyorum. AKEL, Papadopulos döneminde hükümette etkiliydi ama Papadopulos’un özellikle Kıbrıs politikalarından etkili değildi. O günlerin mazaret kılıfı Papadopulos’tu. Şimdi Papadopulos yok artık. Başkan Hristofyas ve ayak bağı olan DİKO ve EDEK’e karşı DİSİ alternatifi var. Bu tablo ortada dururken ayak sürümenin izahını ne Hristofyas ne de bir başka AKEL yetkilisi yapabilir.
Günün sözü:
Korku, verimliliğin de düşmanıdır
|
|
|
|
|
| |
27 Ağustos 2008, Çarşamba |
“Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.... |
| |
26 Ağustos 2008, Salı |
Kosova’nın rövanşı, Abhazya ve Güney Osetya... |
| |
25 Ağustos 2008, Pazartesi |
Dünya derdine nasıl çare arar? |
| |
24 Ağustos 2008, Pazar |
Dışişlerindeki, içişleri memurları!!! |
| |
24 Ağustos 2008, Pazar |
Bir şehit kızını dinlerken... |
| |
23 Ağustos 2008, Cumartesi |
Emek en cüce değerdir!!! |
| |
21 Ağustos 2008, Perşembe |
Zeytin çekirdeğinden yağ çıkar mı? |
| |
20 Ağustos 2008, Çarşamba |
Toprağımız sınırlı olduğuna göre... |
| |
19 Ağustos 2008, Salı |
Panayırcılıktan festivale... |
| |
18 Ağustos 2008, Pazartesi |
Parti içi demokrasinin önemi... |

|