Dün, Radyo Mayıs’ta program konuğum Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları idi...
Konuşmaya “Belediye’nin Borçları”ndan başladık...
Gerçekten Lefkoşa Belediyesi, bazı gazetelerimizde belirtildiği gibi “battı” mıydı?
-Benim toplam borcum 10.7 trilyon liradır, dedi Cemal Başkan...
Sonra da ekledi:
-Belediye’yi 21 trilyon lira borçla devraldım ve bunu da Maliye’nin müfettişlerine aynı gün onaylattım. Görevde bulunduğum 20 ayda 51 trilyon liralık yatırım yaptım.
Peki, madem ki tablo bu kadar “net” neden maaşları zamanında ödeyemiyorsunuz?
İşte tam da bu noktada, elektrikler kesildi ve program yarıda kaldı. Başkan’la Pazartesi günü, kaldığımız yerden devam etmek üzere anlaştık...
Geçtiğimiz günlerde, “Belediye Evleri” projesinin ilk etabının temelini atmıştı Cemal Bulutoğluları...
Arkasından birileri gidip temelleri sökmüş...
-Peki bu nedir, diye soruyorum...
“Sabotaj” diyor...
Ve başka “sabotaj”ları da sıralıyor:
Bir: Akşam, Dikmen çöplüğünü yakmaya çalışan kişiler polis tarafından yakalandı. Daha önce de benzeri bir tutuklama olmuştu. Bu kişiler, Gönyeli Belediyesi’ne ait bir araçla yakalandılar. (Gönyeli Belediyesi CTP’li)
İki: Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yapacağımız konutlar için “Vize” almadığımızı öne sürüyor ve suç duyurusu yapmaya kalkıyor.
Üç: Sayıştay, projeye adım atar atmaz “Bunu yapamazsın” diyerek karşımıza çıkıyor.
Dört: Başbakan konut yapmak belediyenin işi değildir, diyor.
Beş: Hükümet, konut yapmayı planladığımız alanları, bir bir “Yeşil alan” ilan etti ve bize oraları kapattı.
Altı: Askerin verdiği 250 dönüm arazinin 200’ünü Sağlık ve Eğitim bakanlıkları aldı. Hükümet onlara dokunmadı, bize ayrılan 50 dönümü ise “Yeşil alan” yaparak elimizden aldı.
Kim ne derse desin; Cemal Başkan’ın “konut” projesini başından beri heyecanla izliyorum. Benim heyecanım; fakir fukaranın ev sahibi olmasından kaynaklanmıyor. Projenin, bu kente “nefes” aldıracak olmasından ileri geliyor.
Başkan; “Kızılay arkası göçmen evleri”ni tamamen boşaltmayı, oradaki insanları temelini attığı konutlara yerleştirmeyi ve ETİ binalarını da içine alacak biçimde o bölgede büyük bir park yaratmayı planlıyor.
Asbest çatıları ve çirkin görüntüleri ile şehrin ortasında kalmış kocaman bir “dert yumağı”ndan kurtulmak, az şey mi?
Bir de eğer başarır da, Lefkoşa’nın surlar içindeki nüfusu dışarıya taşır ve bu tarih kokulu kenti yeniden kazanmamızı sağlarsa, yayalandırılmış alanları, küçük sanatçı atölyeleri, hatta küçük konser mekanları ile bu kentin “kültürel doku”sunu yeniden ortaya çıkarırsa az şey mi?
İşte ben böyle bir “Vizyon”u destekliyor ve inanın düşünü kuruyorum...
Hatta düşüm; bu kadarla da sınırlı kalamıyor...
Eski Peyak’ın ambarları karşısındaki “Tren istasyonu”nda kalabalıkları hayal ediyorum...
Lefkoşa ile Mağusa’yı birbirine bağlayan, İskele’den Karpaz’a uzanan, batıda ise Güzelyurt’u ve Lefke’yi içine alan bir “Tren hattı” neden düşünülmesin?
Neden bu konuda birkaç belediye ortak bir proje ile b,ir aray gelmesin?
Son iki aylık sürede, yurt dışında uzun tren yolculukları yaparken, küçücük kasabalar arasında örülen ağlara “iç çekerek” baktım ve bizimkilerin böyle “pratik çözümler” konusundaki becerisizliklerine kahrettim.
Böyle projeler çerçevesinde; Hükümet, belediyelerle işbirliği içinde çalışacağına, muhalif olanlarla kavga etmeyi, yapacağı işleri engellemeyi tercih ediyor.
Örneğin Dikmen çöplüğü konusunda Hükümet, AB’li yetkililerin uyarılarına karşın, henüz hiçbir “proje” üretemedi.
Hem yapmıyor, hem de yaptırmıyor...
Haspolat’taki arıtma tesislerinde boşa akan suyun tarımda kullanılmasında da öyle...
Şimdi; illa ki “Ev projesi”ni engelleyecek...
Ülkede ormanlar katledilip şantiler kurulurken, onlarca kaçak müteahhit apartmanlar dikerken, kaçak katlar gözlerimizin içine doğru hızla yükselirken “çıt” çıkarmayan Mühendis ve Mimar Odaları, Lefkoşa Belediyesi’nin inşa edeceği “evler” konusunda tozu dumana kattığında ben bunu hayra yoramam... İyi niyetle bağdaştıramam...
Sayıştay da öyle...
Hele şehircilik...
Kaçak katları görmezden gelen, bunun için müdürünün kellesini “feda” eden bu daire ev yapılacak alanları “yeşil”e boyayarak bir “mıncık” da o atıyor...
Kısacası; hükümetin etkisindeki kurumlar, Cemal Başkan’a “Mağdur” şapkası giydirmek için adeta el birliği ile çalışıyorlar.
O da “inatla” projelerini sürdürmeye çalışıyor.
Temelini söküyorlar, çöplüğü yakıyorlar, belediyeye ait arsaları yeşil alan yapıyorlar...
O da kendi arsasını belediyeye bağışlayarak gene de konut inşaatına “start” veriyor.
Peki “Lefkoşayı umursayanlar” ne yapıyorlar?
Umursamamaya devam ediyorlar...