Emekli eğitimci Teoman Ersöz, her yıl yaptığı gibi bu yıl da ailesi ile birlikte gemi turuna katılmak üzere İstanbul’a gitti. Orada bir akşam kaldı ve ertesi gün, “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu ile çıkış işlemlerini yaparak gemiye bindi. Eşyalarını kamarasına yerleştirdi ve yemeğe indi. Uzun bir deniz gezisinin planlarını yapmaya başlamıştı ki, adının anons edildiğini duydu. Koşarak çıkışa gitti. TC Polisi, kendisine “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu ile Türkiye dışına çıkamayacağını ve gemiyi terk etmesini söyledi.
Kalkışa bir saat kalmıştı. KKTC İstanbul Başkonsolosluğunu aradı. Kendisine “Bu konu bizi aşar” dediler.
Çaresiz biçimde gemiyi terk etti ve geri Kıbrıs’a döndü.
Bu “olay” yıllardan beridir, Türkiye limanlarında yaşanıyor.
İnsanlarımız perişan oluyorlar.
Ne yazıktır ki bu konuda bir türlü “net” bir düzenleme yapılarak yurttaşlara duyurulmuyor.
Bu son olay; Cumhurbaşkanı Talat’ın “Kıbrıs pasaportları”na yönelik televizyonda yaptığı “Utanç vericidir” açıklamasının hemen ardından yaşandı.
“Star Kıbrıs”gazetesinde 11 Temmuz günü “Pasaport alınması utanç verici” başlıklı bir haber yayımlandı.
Habere göre; Nazmi Pınar’ın “Günaydın Ada” programında konuşan Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almalarının en fazla utanılması gereken konu olduğunu savunmuş ve “Benim için bu utanç verici bir durumdur. Aşılayıcı görüyorum. Ama anlayışla karşılıyorum” diye konuşmuş.
Tabii, Talat eskiden böyle konuşmuyordu...
Örneğin Başbakan iken 4 Nisan 2005’te Hürriyet gazetesinden Yener Süsoy’a şu açıklamayı yapmıştı: “Ben ilk günden beri pasaportun hem bir hak, hem de bir ihtiyaç olduğunu söylüyorum.”
Aynı Talat daha sonra, bu demecini inkar etti...
“Ben Kıbrıslı Türklerin hakkıdır demedim. Bulamazsınız böyle bir demeci. İhtiyaçtır dedim ve bu ihtiyaca binaen alınıyor. 'Hakkıdır' diyen başka bir cumhurbaşkanıydı. Ben daha farklı düşünüyorum o konuda. “ diyerek için içinden çıktı.
Tabii daha gerilere gidersek Talat’ın, 30 Kasım 2005'te "The New Anatolian" gazetesine verdiği röportajda ise, Rum pasaportu sayesinde KKTC'lilerin birçok ülkeye kolayca girebildiğini, hayatın kolaylaştığını belirterek, "Bu (Rum pasaportu) onların (Türklerin) hakkıdır, bir insan hakkıdır" dediğini de görürüz. (Milliyet Sefa Karahasan’ın haberi)
Talat, parti başkanı ve başbakan olarak söylediklerinin ve inkar ettiklerinin yanında Cumhurbaşkanı olduktan sonra da yeniden “fikrini değiştirdi”...
Geçen yılın ilk günlerinde Genç TV’de konuşmuş ve haber basında şöyle yer almıştı:
“KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum kesiminin Kıbrıslı Türklere verdiği kimlik ve pasaportları propaganda amaçlı kullandığını belirterek, KKTC'lilere bu pasaport ve kimlikleri iade etme çağrısı yaptı. Talat, "Keşke vatandaşlar örgütlenip Rumlara, 'Biz senin pasaportunu istemiyoruz' diyerek iade edebilse" dedi.”
Tabii bu haberin arkasından Talat yeniden yalanlama yaptı. Dedi ki:
“Eğer sivil toplum örgütleri bazında herhangi bir eylem olarak örgütlenip buna karşı tepki ortaya konabilirse, bunun sonuç getirici olabileceğini söyledim. Ama bunu ben basında yansıdığı gibi bir çağrı şeklinde yapmadım. Bu halkımın, sivil toplum örgütlerinin bileceği bir iştir.”
Tabii bunu da inkar etti Sayın Talat... Cenk Mutluyakalı’ya “İade ediniz” demedim, şeklinde açıklama yaptı.
Daha sonra şöyle konuşmaya başladı:
“Benim pasaportum olsa yüzüne savururum, iade etmem. Veren makamın yüzüne savururum. Benim pasaportum olsa savururdum. Ama sonuçta insanlar bunu bir hak, ihtiyaç olarak alıyor. (Cenk Mutluyakalı 10 ocak 2007)
Şimdi; öyle anlaşılıyor ki Talat ile AKP; yıllar önce TC’li Müsteşar Can Direkçi imzalı ile yayımlanan ve birçok soruna yol açan 48 sayılı genelgedeki ‘‘KKTC vatandaşları üçüncü bir ülkeye seyahatlerinde Türkiye'den sadece TC pasaportu ile çıkış yapabilirler” şeklindeki uygulamaya geri dönülecek.
O zaman birçok Kıbrıslı Türk İstanbul’da havaalanında mahsur kalmış ve parti başkanı Talat da bunu sert biçimde eleştirmişti.
Şimdi, Kıbrıslı Türklerin pasaport almalarını “ayıplıyor” bunun hak olmadığını söylüyor, bu söylemi ile de Rauf Bey’in bile gerisine düşüyor.
Talat Bey, Kıbrıslı Türklere yeni zorluklar çıkarılmasında adeta istekli ve teşvik edici görünüyor.
Sonra da izolasyonlardan söz ediyor.
İnanılır gibi değil...