Bu mesaj, Hristiyan Demokrat Grubu üyesi ve genişleme raportörü Alman Elman Brok’un hazırladığı raporda da iletildi: “Büyüklük güç demek değildir. İç uyuma bakmalı, kendimizi aşırı germekten kaçınmalıyız.” Brok’un genişleme raporu parlamentoda 534 evet, 44 karşı ve 45 çekimser oy ile kabul edildi.
Brok, bu amaca ulaşmak için hem AB’nin hem de aday ülkelerin iç reformlara odaklanması gerektiğini ifade etti. Brok,“Biz sadece bir serbest ticaret bölgesi istemiyoruz, siyasi olarak da hareket edebilen bir mevcudiyet istiyoruz. Bu sebeple de genişlemelere, özellikle de son ikisi, yeterli bir konsolidasyon ve siyasi odaklanma süreci uygulanmalıdır. Ancak parlamento aday ülkelere verdikleri taahhütlere sadık kalacaktır” dedi.
Entegrasyon kapasitesi
ABHaber'e göre: Brok’un raporu genişleme sürecinin jeo-stratejik çıkarlar, dış siyasi gelişmelere sağlayacağı katkı ve entegrasyon kapasitesi arasında bir denge kurması gerektiğini vurguluyor. Raporda entegrasyon kapasitesinin dört unsuru olduğu belirtiliyor: Üye olan ülkeler AB’nin siyasi amaçlarını gölgelememeli, onlara katkıda bulunmalı, birliğin kurumları etkin ve etkili olmalı, birliğin finansal kaynakları yeterli olmalı, genişleme sürecinin sonuçları hakkında kamuyu bilgilendirmek için güçlü bir iletişim stratejisi oluşturulmalı.
Lizbon Antlaşması’nın oylama süreci ile ilgili olarak AB’nin entegrasyon kapasitesini güçlendirmek için çaba sarfetmesi gerektiğini söyleyen rapor, gelecekteki genişleme süreçlerinde entegrasyon kapasitesinin göz önünde bulundurulacak temel kriterlerden olması gerektiğini söylüyor.
Rapor, komisyonu AB’nin genişleme stratejisi ve Avrupa Komşuluk Politikası arasındaki siyasi ve yasal boşluğu doldurmak için somut öneriler üretmeye çağırıyor. Rapora göre Avrupa Komşuluk Politikası AB’nin komşularının beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli değil. Brok bu açığın giderilmesi için AB’nin komşularıyla olan ilişkilerini “bir serbest ticaret alanını kurarak, “Avrupa Ekonomik Alanı +” (EEA+) kapsamında bağları güçlendirerek ve “Avrupa Ortak Refahı” ya da” spesifik bölgesel işbirlikleri” projeleri çerçevesinde” güçlendirmesi gerektiğini söylüyor:
“Şu anda AB’nin gelecekte kalkınmasını tehlikeye atmadan tam üyelik ile komşuluk politikası arasındaki bir ara statü bulma fırsatımız var.” Brok, bu bağlamda Leh-İsveç önergesi olan Doğu Ortaklığı inisiyatifini ve Fransa sponsorluğundaki Akdeniz Birliği projesini destekliyor.
Genişlemeden sorumlu komisyoner Olli Rehn, Brok’un bir “ara statü” bulunmasına dair görüşlerine katıldığını belirtti ancak şu anda aday olan ülkeler Hırvatistan ve Türkiye’ye bu yeni konseptin uygulanmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu: “AB adaylık için ara aşamalar empoze etmemelidir. Bu, AB’nin güvenilirliğini sarsar, demokratik reformlar için gerekli olan itici güçleri zayıflatır.”
Lizbon ve genişleme
10 Temmuz’da Avrupa Parlamentosu’nun önünde AB Dönem Başkanı olarak konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Avrupa kurumları reforme edilmedikçe birliğe yeni üyelerin dahil olamayacağının altını çizdi. “Yeni genişlemelerden önce yeni kurumlara ihtiyacımız var” diyen Sarkozy tüm üye ülkelere Lizbon Antlaşması’nı oylama çağrısında bulundu.
Sarkozy, özellikle Hırvatistan ve Sırbistan’ı işaret ederek Batı Balkanlar için gelecekteki genişleme sürecine tam destek verdiğini, ama aynı zamanda AB’nin de “sorumlu” olması gerektiğini söyledi: “Genişlemeden yana olan ülkeler Lizbon’a “hayır” diyemez. Lizbon olmazsa genişleme olmaz”.
(ABHaber)