|
Batılı diplomatlar, ''Türkiye ile Kıbrıs arasındaki uzlaşmazlık'' nedeniyle devam eden ''blokaj durumundan'' söz ediyor, bunun aşılmasının ''acil hale geldiğini'' anlatıyor ve ''Ankara'nın bazı yeni açılımlarından'' söz ediyorlar. Kosova'nın, 17 Şubatta bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, NATO Konseyi, Kosova'daki barış ve istikrarı koruma gücü KFOR'un, BM Güvenlik Konseyi'nden aksine bir karar çıkmadıkça görevde kalacağını bildirmişti.
Konsey, KFOR'un bu görevini planlara uygun ve tarafsız şekilde sürdüreceğini, Kosova'da istikrar ve demokrasi isteyen NATO'nun sorumluluklarını üstlenmeye devam edeceğini belirtmişti.
NATO, Kosova'da etnik grupların korunması, yasalara saygı gösterilmesi, dini ve tarihi değerlerin korunması gibi unsurlara verdiği öncelikli öneme değiniyor.
İttifak'ın Kosova halkı, BM, AB ve diğer uluslararası kurumlarla yakın işbirliğini sürdüreceği de ifade edilirken, olası şiddet olaylarına karşı tepkisiz kalınmayacağı uyarısında bulunulmuştu.
Dış politika ve savunma alanlarında itibar arayışları devam eden AB ise Eulex ve KFOR çerçevesinde, NATO ile işbirliği yaparak, Kosova'da varlık göstermek istiyor.
KFOR çerçevesindeki işbirliği, komuta ve kontrol NATO'da olduğu için sorun yaratmıyor. Buna karşılık AB, bin 900 kadar polis ve hukukçu görevlendireceği Eulex girişimlerinde özerklik istiyor.
Uzun yılardır devam eden hararetli tartışmalara rağmen, ''NATO'da Kıbrıs sorunu yok'' söylemini sürdürmeyi tercih eden diplomatik kaynaklar, bu dosyanın NATO ile AB ilişkilerini geniş ölçüde olumsuz etkilediğini artık gizlemiyor.
''Ortak stratejik menfaatler'' temelinde oluşturulan NATO-AB işbirliği, 24 Ocak 2001 tarihinde, NATO Genel Sekreteri ve AB Dönem Başkanlığı arasında gerçekleşen yazılı irade beyanı ile somutlaşmıştı. Bu tarihten itibaren, iki kurumun, ''birbirini tamamlayıcı nitelikte'' savunma işbirliği ve danışmalar yaptıkları varsayılıyor ancak bu alanda, bugüne kadar ''temkinli ve küçük adımlar'' dışında etkinlik görülmedi.
AB üyesi olan Kıbrıs Rum kesiminin NATO ile ilişkilerde Türkiye tarafından kesin bir tavırla dışlanması ilişkileri kolaylaştırmadı. NATO'ya ''kapıdan giremeyen Rumların bacadan girme girişimleri'', Ankara'ya yapılan bazı baskılara rağmen etkisiz ve sonuçsuz bırakılıyor.
NATO Konseyi'nin 2003 kararında, NATO ile AB arasında stratejik işbirliğine yeşil ışık yakılırken iki koşulun altı çizilmişti. Bunlara göre, işbirliği yapılacak ülkelerin Barış İçin Ortaklık (BİO) katılımcısı olması ve NATO ile güvenlik anlaşması imzalaması gerekiyor.
Malta ile Kıbrıs Rum kesimi bu koşulları yerine getiremiyor. Bu üyeler, NATO-AB stratejik işbirliği dışında bırakılırken, AB kanadı, ''tüm üyelerinin tam katılımı olmadan hiçbir karar veremeyeceği'' gerekçesiyle sorun yaşadığını belirtiyor.
NATO kaynakları, ''İttifak'ta var olmayan'' Kıbrıs sorununun giderek artan bir şekilde ''tüm müttefiklerin sorunu'' olacağına işaret ederken, bu sorunun çözümünün, 'Türkiye'nin AB'ye katılımıyla'' ve ''Kıbrıs sorunun adil şekilde sonuca taşınmasıyla'' gerçekleşeceğini savunuyor.
|