Tabi ki Türkiye’nin siyasi sorunları bizi çok ilgilendirir. Çünkü orada da aklı başında insanların saptayıp söylediği bir gerçek vardır. Bunu resmi ortamlarda değil ama sen ben sohbetlerinde duyarsınız: “Türkiye güçlü olduğu sürece siz de güçlüsünüz.”
Hep öyle olmuştur. Sonuncusu AB üyeliği ile köşeye sıkıştırılan Türkiye’den Kıbrıs sorununda istenen ödünlü çözümdür. “Çözmezsen AB üyeliği de yoktur” tehditleri biliniyor. Türkiye bugüne kadar eğer buna papuç bırakmamış, tüm baskılara karşın mesela Rum’a limanlarını açmamışsa tek parti iktidarına dayanan ve istikrar gösteren büyüme gücünden dolayıdır.
AKP’nin “kapatılmamasını” bu yargının içine koyuyoruz çünkü kapatılsaydı bir siyasi kriz yaşanacaktı. Hem de tam görüşmeler safhasında!
Tutun ki kuşku savuldu, AKP Kıbrıs politikasına yönelik söz ve kararlarıyla iktidar erki olarak görevde kaldı. Bu bizi çok ilgilendirir. (Tabi ki AB üyeliği uğruna Kuzey’i satacağı, Türk halkını Rum’a ram edeceği, istenmeyen çözüme boyun eğeceği, Kıbrıs’ı kamburundan silkeleyeceği kuşkuları hem TC’de hem KKTC’de seslendirilip medyada eleştiriler olmaktadır. Fakat biz AKP’nin bugüne kadar Rum’a boyun eğmediğiyle vermediği ödüne bakıyoruz, üstelik bundan sonrası için de kuşku duymuyoruz. Hatta “bizimkilerin” “Türkiyesiz bir Kıbrıs” diyerek çatlayıp patlamalarına karşın, bu Türkiye ne gider ne bırakır diyoruz!
VE BÜYÜKANIT NE DEDİ: Geçtiğimiz gün Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının KKTC’deki kuruluş yıldönümü nedeniyle Anakarada da gerçekleştirilen resepsiyona katılan Büyükanıt son siyasi süreci değerlendirerek hem dikkatli olunması gerektiğini söyledi hem de açılımını yapmadığı bireysel endişelerinin olduğuna mim koydu.
Sözlerinden çıkan iki sivri oktan birisi AKP’ye diğeri KKTC’ye yönelikti. Askerin Kıbrıs politikası biliniyor zaten asker kesimi de buna “biliyorsunuz” diyor. Çok kısaca bugünkü mevcut statünün korunması, KKTC’nin yaşatılması, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün devamı…
Bu tutum AKP iktidarını bağlar mı bilmiyoruz. Büyükanıt uyarmışsa “bilinen politikasını” vurgulamıştır.
KKTC’yi ise “Çözüm adil ve kalıcı olmalı” dedikten sonra “buna en çok dikkat etmesi gereken Kıbrıs Türküdür” dediğinin uyarısına koymuştur.
Çünkü dünya alem bilir, Büyükanıt da bilir ki bu KKTC dediğiniz malül devletin bünyesini kemiren kurtlar vardır. Onlar “Kıbrıslılık, ortak vatan, askersizleştirme, Türkiyesizlik” gibi her birinin altında türlü çeşitli amaçların yattığı sloganlarını tutun ki Kıbrıs Türk halkının “istekleri” olarak lanse etmektedirler…
Büyükanıt’ın da gücüne gider bizim de. Çünkü bu “isteklerin” sonucu çok açıktır: “Türkiye gitsin AB gelsin!” Güzel de AB adadaki Türk’le değil, Rum’la zaten gerdeğe girdi, bu kez kolkola girerek gelir. Siz AB’nin büyük şemsiyesi altında olduğunuzu sanarken adadaki Rum’un egemenliğine düşersiniz. Bunu önleyecek olan tek güç ise Türkiyedir…
YENİ VOLKAN SORUYOR: Çok şey sorup cevap alamıyor ama bu sonuncusu bir başka. Diyor ki “Çalışma Gruplarında varılan anlaşma ile nihai çözümde KKTC tapuları geçersiz olacaktır. GKK dağıtılacak, garanti sistemi değiştirilecektir. Doğru mu?”
Neden doğru olmasın! Annan planında beteri vardı. Elliyi aşkın yerleşim birimi gidiyordu. Güzelyurt Karpas iade ediliyordu. Seksen bini aşkın Rum Kuzey’e geliyordu. Türk askeri sembolik mahiyete düşüyordu… Referandumda o plana ne çıktıydı: “Evet!”
Rum hayır dediği için Kuzey’i kurtardık! Fakat rahat durmuyorlar! O gün başaramadıklarını şimdi başarmak için yeni bir sayfa açıyorlar. Ki çoktandır Mal Tazmin Komisyonu bu işi yapıyor, Rum’a tazminat diye oluk oluk para akıtırken, malını mülkünü de iade ediyor. Toptan verilse ne yazar! Her cebe on bin yuro koydular bu iş tamam! (Ha, Kıbrıs’ın Giritle benzeşen yanı yoktur, zaman zemin değişti diyorlar da şimdi o zaman zemin dediğiniz “paradır” açmadığı kapı, çözmediği sorun yoktur. Bir de öyle düşünün ki düşündüğünüz renkli olsun!)