Sabreden Derviş’in muradına erdiğinin ispatında bakan olan Mustafa Gökmen bir televizyon programında su tasarrufunun nasıl yapılacağını anlatıyormuş: “Mesela diyormuş duşa girdiniz. Suyu boşuna akıtıp zayi etmek yok. Banyoya bir leğen koyarsınız içine girersiniz. Akan su orada toplanır, ev temizliğinde kullanırsınız…”
Güzel akıl! Hiç aklımıza gelmediydi. Koşup uygunluğunca bir leğen almalı, her duşa girdikte yıkanıp paklanırken Gökmen’e hayır dualar koymalı. Hatta yurttaşlık görevimizdir, ulusal dava haline gelmiş “su sorununu” çözmek için tedbirler almalıyız. Mesela tuvalete üç dört kez şey etmeden sifonu çekmek yok. Sifon çekmeyi gerektirmemesi için küçüğünü klozet’e değil, uygunluğunca bir şişe yahut kaba yapmalı. Çamaşır makinesinin su hortumunu bahçeye salmalı. Üç günde bir yıkanmalı, sakalı günaşırı kazımalı. Çiçekleri ağaçları söküp kesmeli, bulaşığı suyla değil, kâğıt peçeteyle sıyırmalı… Ne su derdi kalır ne sorunu!
NE DİYOR AHMET UZUN: Başbakan’ın yakında Rum’a elektrik satacağız açıklamasına nazire öğrenirsiniz ki elektrik dediğiniz bizde gani gani. O zaman neden faturaları canlar yakmakta? Sormayacaksınız!
Bakanı dinleyeceksiniz, tekmilini birden uygulayacaksınız. Ne zamlar yakacak canınızı ne de “yeter bu zamlar” diyerek tepkisel eylemlerle canını yakacaksınız hükümetin. İçbarış böyle sağlanır, mucidi de Uzun olur.
Nitekim yeni buluşu yolda: Diyor ki gece sekiz dokuzdan sonra elektriğe yüzde otuz indirim yapacağız. Evinizdeki çamaşır makinelerinden elektrikli bilumum ne varsa bu saatlerden sonra çalıştırdıkta alın size yüzde otuzluk indirim.
Anladık. Demek oluyor ki artık akşam dokuzdan sabaha kadar ev işleri ile uğraşılacak, gündüzleri de uyukuya yatılacak! Güzel akıl!
VE NE DİYOR CANAN ÖZTOPRAK: Okullarda uygulanacak Tam Gün’den geri atmak yok.” Nasıl olacak uygulaması. İşte Sht. Ertuğrul İlkokulu örneği. Gidin modelini versinler, başlayın uygulamaya!
Bugüne kadar bu kadar kolay olduğunu kimseler bilmiyordu. Bakan buldu!
Dün ne diyorduk? Eğer sorunlar artıyor, tepkiler dikile dikile büyüyorlarsa, bu, hükümetin halkı enayi yerine koymasından kaynaklıyor.
NİTEKİM: Kurak bir kışın ardından dünya alem bilirdi ki susuzluk KKTC’yi yakacaktır. Uzmanı gazetecisi, anlayanı anlamayanı dediler ki erken tedbir almak gerekir. Şu anda en pratik çözüm TC’den mesela 50 bin tonluk tankerlerle su taşınmasıdır… Yetkililerin cevabı şu olduydu: “Bekleyin TC’den borularla su gelecek susuzluk da bitecek.” Ne zaman? On, yirmi yahut otuz yıl sonra mı? Buna karşılık ne diyor Gökmen? Banyoya koyun bir leğen girin içine, su birikecek tasarruf gerçekleşecek!
…Ve eğer denseydi ki petrol fiyatları artışından dolayı elektriğe sürekli zam yapmak zorundayız… Anlardık. Ama ayni zamanda ne diyorlar? Alternatif olarak Güneşten, rüzgârdan elektrik enerjisi elde etmenin araştırmaları başladı. Yahu, fabrikayı çalıştırmak için bile paranız petrolüne yetmiyor, siz kimbilir bütçesel faturası ne kadar devasa olan projelerin hülyalarını kuruyorsunuz… Olmaz değil ama bugünü nasıl kurtaracaksınız ondan söz edin, ancak Gökmen’ninki gibi olmasın!
…Eğitimde Tam Gün uygulaması tasavvurları da bu cümleden. Keçi can derdinde kasap et derdinde! Vesselamı kelam tutun ki iş yapamayıp günü bile artık “geçici” de olsa kurtaramayanlar, halka nasihat ediyorlar! Hem kolay, hem ucuz!