Öğretmenlerin her yıl yaptığı ve geleneksel hale gelen \" haklarını arama\" eylemleri bizi yine eğitimimizden mahrum bırakmalarına neden olmuştur ve gerçekten merak ediyoruz ki sendikanın hükümetle olan savaşında mağdur olan öğrencilerin okuma hakları ne zaman düşünülecektir.
Biz sadece sınavlarımızı bitirip karne almak, yaz tatiline başlamak, okul zamanı da ertesi gün okul olacak mı diye gece yarılarına kadar televizyonlarda haber beklemek, boş yere huzursuz olmak istemiyoruz
Selamlar;
Biz 19 Mayıs TMK\'da okumaya çalışan(!), eğitim ve ülkenin eğitim sistem(sizliği)inden başı yanmış öğrencilerden üçüyüz.
Öncelikle bu ülkede eğitim sisteminin nasıl geliştiğini henüz anlayamadık. Kolej sınavlarının kaldırılmasıyla eğitimde düşüş yaşanması, kolejlerdeki bazı öğretmenlerin bizi eğitmeye yetersiz kalması ve ilerde yaşanacak belirsizlikler bizi çok etkiledi. Ancak bu yazıyı yazma nedenimiz ülkemizde bir haftadan bu yana devam eden öğretmenlerimizin yaptığı grevdir.
Öğretmenlerin her yıl yaptığı ve geleneksel hale gelen \" haklarını arama\" eylemleri bizi yine eğitimimizden mahrum bırakmalarına neden olmuştur ve gerçekten merak ediyoruz ki sendikanın hükümetle olan savaşında mağdur olan öğrencilerin okuma hakları ne zaman düşünülecektir. Bir ülkenin en temel taşıdır eğitim ancak bu ülkede eğitim üzerinde oynan oyunlara kimse bir türlü dur diyemiyor.Bize başkalarına zarar vermememizi öğütleyen öğretmenlerimiz şu an bize zarar veriyor.Öğretmenlerimiz haklı olsun ya da olmasın bunlar biz öğrencileri ilgilendirmiyor belki ama bakanlığa tepki vermeleri gerekirken arada en cok zararı biz görüyoruz.Bizce bu şekilde eylem yapılmaz ve bunu kendi ya da sendikalarının isteğiyle yapan öğretmende; görevi bir ülkeye gelecek hazırlamak olan öğretmen de bunlara alet olmamalı, engel olmalıdır bizce... Oysa sendika ve dolayısıyla öğretmenlerimizin seçtiği grev saatleri ve tarihleri bakanlıktan çok bizi süründürmek için seçilmiş gibi görünüyor.
Bu konuda kim yetkili ise ona sesleniyoruz: Biz öğretmenlere böyle bir tepkiyi sağlayacak hiçbişey yapmadık.Bu yazıyı yazarken de tek dikkat etmeye çalıştığımız şey siz öğretmenlerimizi kırıp üzmemek.. Sizden istediğimiz size duyduğumuz saygının yarısı bile değil belki de..
Biz sadece sınavlarımızı bitirip karne almak, yaz tatiline başlamak, okul zamanı da ertesi gün okul olacak mı diye gece yarılarına kadar televizyonlarda haber beklemek, boş yere huzursuz olmak istemiyoruz. Huzursuz olması gerekenler de biz değiliz çünkü...
Bugün duyduğumuza göre 19 Mayısımızı da kutlamayacakmışız.Bu bizim bayramımız değil mi? Sanmıyoruz. Nasıl kutlamak istediğimiz biz gençlere sorulmuyor bile. Memnun olmadığımız halde saatlerce çalışıyoruz. En başta öğretmenlerimize hayır demek istemediğimiz için.. Çünkü bunu biliyoruz ki onlar da bunu seçmiyor. Yine de bu bizim bayramımız ve yok sayılmamalı.
Yazımızı bitirirken şunu söylemek istiyoruz: Biz bu kavganın nedenini kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmiyoruz. Açıkçası çok da önemsemiyoruz ve kime tepki vereceğimizi de tam olarak bilemiyoruz , suçlu öğretmenler görünse de. Ama madem herkes grevde bu ülkede, madem bu kadar kolay istediğin gibi eylem yapmak, bizim de söyleyeceklerimiz var bu ülkenin geleceği olarak. Eğitim koşullarımız iyi değil. Yine de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ve kimseye (yanlış hedeflere dahi) zarar vermese bile bizimkisi, bilin ki biz de grevdeyiz.
Bizim tepkimiz de nedenini bilmediğimiz bu kavqayı yaratanlara, onun sorumlularına karşı. BİZİM TEPKİMİZ ZATEN KÖTÜ OLAN ŞARTLARI DAHA DA KÖTÜ HALE GETİRMEYE ÇALISAN BU DÜZENE KARŞI.
Sayfanda bize yer ayırıp sesimizi duyurmaya yardım edersen çok mutlu oluruz Cenk abi , son sözümüzü de söylüyoruz: BU EĞİTİM SİSTEMİNDE, BU ÖĞRENCİLERDE GREV VAR!!!
İyi günler...
Yaprak Özyalçın , Çise Cemaller ve Hüsün Tabur
PANO
Anlamadığım şu, geçen yıl neden ‘Saygı yürüyüşü’ yapmamıştı, Adnan ve Tahir hocam ve şürekası yüce atanın huzuruna!.. Bu YILIN neymiş özelliği?
KADIN DAYANIŞMA KONSEYİ ‘tecavüz’ haberlerinden dolayı ‘MEDYA’nın tavrını eleştirdi... İyi de ‘haberi yazana’ tepkiyi anladık. Peki ‘olayın’ kendisi... Yani çalışma izinlerini denetlemeyenler, ülkeye giriş çıkışlarda gözlerini kapayanlar, ‘sınır dışı’ edilsin diye belirlenen ‘kaçak’ları ülkede tutanlara lafları yok mu?
<<... Sevgili Cenk kamudaki memurlar dünyanın her ülkesindeki gibi halkın hizmetinde olduklarını anladıkları gün işler değişecek. Böylece özel sektör de güçlenecek, istihdam cazip hale gelecek. Şu anda kamuda çalışmasanız da patronsuz ve yasalar da onun içindir...>>
AZİZ KENT
Türkiye’de kapalı mekanlarda sigara içme yasağı başlıyor bugün. Genelkurmay Başkanı bile “dışarı çıkıp içeceğim” demiş!.. Ama bizdekine benzemesin !!!
Eğer mümkün olsaydı yine!..
Çok okudum, çok okumuşsunuzdur…
Çok düşündüm, çok söylendim, çok söylenmişsinizdir…
Çok kurmuşsunuzdur “eğer”le başlayan cümleleri…
Eğer, geriye sarsaydınız zamanı, mesela…
Çok azımız belki, aynı hayatı, aynen yaşardık, yeniden…
Mutlaka farklı olurdu, nice yaşanmışlık, nice an, nice tercih…
* * *
Kimi anları hiç yaşamak istemezdim belki!..
Kimilerini çok daha fazla ve tüketmeden…
Kimi anlarda daha seçici, kimi anlarda çok daha serseri bir yürekle…
Kimi sessiz, suskun…
Kimi isyankar...
Kimi hesapsız ve kitapsız, çok daha fazla…
Kimi çok daha önce…
* * *
Ya da neler değişirdi bir “eğer”le!..
Rudyard Kipling imzasını taşır “eğer”lerin en meşhuru…
<<…Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı, altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir…
Ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum...>>
* * *
Ama Can babanın şu cümlesi daha bir vurur beynime “eğer”le noktalanan:
<<… O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer…>>
Ve bir diğer Can, şu satırları yazar:
<<… Eğer; O\'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... Her gidişte ayaklarınız \"Geri dön\" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bugün sizin gününüz!.. \"Çok yaşa\"yın ve de \"siz de görün\"üz…>>
* * *
Ve gene Can Yücel olsun yazının finali…
<<…Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!>>
* * *
Eğer, yeniden mümkün olsaydı keşke…
Olmuyor işte…
İKİ ŞEY
İki şey \'Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmayı engeller
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı \'Nitelikli İnsan\' yapar
1- İradeye hakim olmak
2- Uyumlu olmak
İki şey \'Ekstra Değer\' katar
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat,vs)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
İki şey geri alınmaz
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
İki şey gerçek sondur
1- Cennet
2- Cehennem
İki şey ulaşmaya değerdir
1- Sevgi
2- Bilgi
İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek
(yazarı bilinmiyor)
[Nilgün Büke \'ye teşekkürlerimizle / denizce]