|
İyi de bu para ‘kimin’ cebinde?
“Kamu görevlisi öğretmenlerin özel ders tezgahını” yıllar yılı bu köşe ele aldığım zaman hakkımda yapmadıklarını bırakmamışlardı!..
Öğretmen düşmanlığı gibi “keskin” sonuçlar üretenlerden tutunuz da, “aslında öğretmen olmak istemişti de sınavı kazanamamıştı” gibi ucuz yalanlara kadar; ilçe ilçe şikayet toplantılarından tehditlere uzanan bir yolda neler neler!.. Niye biliyor musunuz?
Çünkü, şimdi orta eğitim sendikamızın yaptığı gibi “özel dersler için ailelerin cebinden kaç para çıktığını” ilan etmekle kalmamış, bu paranın “kimlerin cebine girdiğini” de yazmıştım, isim isim!.. O zaman “kaka çocuk” olmuştum işte!.. * * * Özel ders ayrı bir sektördür; kursları, etütleri, çalışma gruplarını, dershaneleri içerir. Ve bu kadar çok “işsiz eğitimci”nin olduğu bir coğrafyada da gereklidir bence... Sorun, özel ders değildir. Sorun, devletteki ortak bütçemizden çocuklarımızı “eğitsin” diye para alan bazı açık gözlerin, buna rağmen dersi “devletin okulu”nda değil de “özel ofisi”nde verenlerdir... Şimdi sendikamız bir anket yaptırdı ve her ay bir trilyon Türk Lirası’nın özel derslere aktığını saptadı!.. Günaydın!.. Hem de günler aydın... * * * Peki o zaman!.. 11 öğretmenin “olasılık hesapları” ile tehlikeye giren yüz bilmem kaç milyonluk tahsisatı için onbeş gün grev yapılıyor da...
Bu “kamu kaynaklı özel ders” tezgahı için niye yapılmıyor acaba? Hatta, sabah grev yapıp öğleden sonra tezgahı kuranların niye üzerine gidilmiyor ki!.. Niye gidip onların kapısı önünde eylem yapılmıyor? * * * Bir sendika yöneticisi şöyle demişti: “Ama onlar bizim üyemiz. Hep bitti, üyemizle karşı karşıya mı geleceğiz...” İşte ‘popülizm’ bu!.. Bu ‘popülist’ bakış sivil toplumda yeşeriyor önce... Sonra, bu sendikaların “yetiştirdiği” ya da “ortaya çıkardığı” insanlar hükümet kadrolarında, Meclis’te, bürokraside yer alıyor... Ve sürüp gidiyor popülizm... Ha konu eğitim olduğu için söylüyorum bunları!.. Yoksa, kamudaki tüm alanlarda böyle... Sağlıkta da iskan da telekom ya da BRT’de de böyle... Artık esnafın yarısı “memurlardan” oluşuyor neredeyse... Kamuda “tek iş” yapmak “enayilik” oldu ne yazık! Sonra, “Efendim işsizlik var ama herkes memur olmak istiyor, ne yapalım...” Kör edin!..
Gözlerinizi kapayın, yani!.. Yoksa “gerçekler” acı işte...
Dumansız adaymış!
LefkoŞE’nin “halk adamı” belediye reisi, yüzlerce yeni istihdam ettiği insanın maaşlarını ödemek için “kaynak” arayışını sürdürürken; Dikmen Çöplüğü de yanıyor, cayır cayır!.. Aslında biz orada, bir sene içinde “piknik” yapacaktık (!) Öyle buyurmuştu reis. Ama şimdi kolayı var işin, LefkoŞE’deki tüm iyi işler reisin marifeti, tüm kötü işler HÜKÜMETİN acizliği (!) Öyle değil mi? Nasılsa medyaya ‘ilan bombardımanı’ yapıyor arkadaş; onlarca gazeteci ve hısım akraba da istihdam edildi... Aydınlatma parasını topla önce, hesapsız ve ayağını yorganın iki misli dışında bırakarak istihdam ettiğin insanları ödemek için kullan; parkların elektrik parasını da ödeme ama.. Ha sordular mı, “hükümet suçlusu”... Şimdi niye yazıyorum bunları; hükümeti kayıracağımdan değil, onlar da “denetlesin” arkadaş, onlar da “otoritesini” kullansın ama... Ama geleceğim nokta şu!.. Hani “dumansız ada” diyorlar ya... Sigarayı anladık da... Bu Dikmen’den soluduğumuz “zehir” ne olacak acaba?
Manzara!
Sanki ‘tersine dönüyor’ manzara...
Ya da Kıbrıs’ın güneyindeki iyi bir ‘mühendislik’ çalışmasının ürünü bu, propaganda!.. Kıbrıslı Rumların büyük çoğunluğu “Birleşik Kıbrıs” istiyor artık ve adada barış... Oysa, Kıbrıslı Türkler arasında yapılan anketler, farklı sonuçlar da üretebiliyor. Mesela, Yakın Doğu Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi Yrd. Doc. Dr. Bülent Evre’nin liseli son sınıf öğrencileri ile yaptığı bir anket ulaştı bilgime... Lefkosa, Mağusa, Girne, Güzelyurt, Lefke, Değirmenlik, Geçitkale ve Akdoğan’daki okullardan, onbirinci sınıfa devam etmekte olan toplam 720 öğrenciye uygulanmış anket… Bu ankete göre Kıbrıs sorununun en iyi çözümünü “KKTC’nin tanınması” olarak görmüş öğrenciler… * * * Tabii istemek başka, hayatın gerçeği bambaşka!.. Sanki biri çıksa da tanısa, “yok, sakın tanımayınız ha” diyen olacak… Türkiye tanıyor işte… Ama İstanbul’daki Eurovision’da Kıbrıslı Rum sanatçı çıkıyor sahneye sonra; Trabzonspor geliyor güneyde oynuyor maçını, “ana” da “tanımak”tan öteye “benimdir” diyor adeta, “oraları”… Velhasıl çözüm “dünya gerçeklerinde” olmadıktan ve “uluslararası camia” tarafından hazmedilmedikten sonra yok bir anlamı… * * * Liselerde vaziyet buysa, biraz da “eğitimciler” kaygılanmalı bence…
Yani biraz da “başka işlere” kafa yormalı artık… Biraz da “gerçekleri” anımsatmalı…
|