Tek yurttaşlık bize uymaz!
Düşündüm...
Bu "tek yurttaşlık" bize göre değil...
Yani bize uymaz...
* * *
Nasıl olacak?
Mesela güneyde, altmışlı yaşlarda emekli olacak yurttaş...
Kuzeyde ellili yaşlarda...
E hani bunun tek yurttaşlığı...
* * *
Nasıl olacak?
Mesela kuzeyde, hekim, öğretmen, mühendis, mimar, teknisyen hem kamudan ödenecek...
Hem bir telaş kendi işine, dersine, kliniğine, dükkanına koşacak...
Peki güneydeki?
Bunu yapamayacak...
Hani bunun tek yurttaşlığı!...
* * *
Nasıl olacak?
Bizim "yurttaşlıkta" iş sahibi, arsa sahibi, kredi sahibi olmanın şartları farklıdır;
güneydeki yurttaşlıkta farklı...
Hani bunun tek yurttaşlığı!..
* * *
Nasıl olacak?
Şimdi bu "tek yurttaşlık"ta, mesela
milletvekilleri artık "çocuk çocuğa" iş
bakmayacak mı?
Ya da "kuralsızlık" kalkacak mı ortadan!..
Bizim yurttaşlık "başıboşluk" üzerine
kurulmuş, yıllarca...
Yenisinde ne olacak peki?
* * *
Nasıl olacak?
Mesela kuzeyde, "özel sektör"de çalışan "ikinci sınıf", güneyde değilse eğer...
Nasıl eşitlenecek ki bu durum!..
Yani kuzeydeki yurttaşın "asgari ücret" üzerinden olacak yatırımı, güneydekinin "asli maaş", e hanin bunun tek yurttaşlığı!..
* * *
Yok yok bize göre değil bu tek yurttaşlık!..
Kim bilir, yarın, vergiyi de tam isterler,
performansa da bakarlar işyerinde...
Bir de "bütçeyi denkleştirmek" gerekirse, yandığımızın resmi değil mi?
Belki de "nereden buldun bunları" diye de sorarlar, hepimize...
Öyle Avrupa yasaları, standartları,
Dünya Bankası Raporları!..
Bakalım neler çıkacak daha!...
* * *
Kim bilir, ansızın, elimizden de alırlar Rum'un mallarını...
Yok efendim...
Biz kanla aldık bu hakları...
Bu ‘mal mülk’ için az mı esir kaldık her
birimiz...
Öyle "tek" "mek" yaramaz bize..
Yurttaşlığımızı paylaşmayız kimselerle (!)
/ / /
PANO
Ve yetti artık
<<... Sn Cenk Mutluyakalı, Neredeyse 35 yıldır emek sarf etmeden ve üretmeden, GANİMET ve YARDIM üzerinden ve dağı taşı kırmızı/beyaza boyayarak bu toprakları yurt edineceklerini sandılar. Yanıldılar..Ve yetti artık !.. Gelinen nokta belli. Referandum sonrası da geçti. Artık üleştirilecek birşey de kalmadı.Türkiye de YARDIM konusunda çok haklı olarak artık YETER diyor. İlgilenilmesi gereken o kadar küresel sorun ( başta açlık,
küresel ısınma ve susuzluk olmak üzere..) dururken Dünya ve AB artık
KIBRIS kelimesini duymak istemiyor. Oturup kuzu kuzu güneydeki
yurttaşlarımızla anlaşacağız. Belki o zaman bu topraklara hepimiz yurt
diyebiliriz !.
Saygılarımla Metin Remzi
* * *
365 gün eylem
<<... Sayın Cenk Mutluyakalı, CTP’ye yönelik 365 Gün Eylem Planı yazın sanki de benim düşüncelerimi yansıttı. Evet 365 gün eylem. Bu toplumu barışa ve refaha götürmek için yola çıkan bu insanlar için 365 gün ne ki? Ergenekoncular gibi gün gün kotlayarak eylem. Bize
barışseverlere yaraşır bir eylem. Lütfen sendikacılarımıza geçmişi anımsatarak yapıcı eleştirilerinize devam edeniz. Çünkü BARIŞ onlarsız olmaz.
Turhan Ilgar
* * *
Milli Konsey neyin nesi
<<...Kendilerine 'Milli Konsey' diyen ekip... Konseylerine MILLI yakıştırmasını hangi yetkiye dayanarak verdiler? Bildiğiniz gibi MILLI TAKIM, MILLI PIYANGO, MILLI EĞITIM BAKANLIĞI vb. kurumlar vardır. Hatta Güney Kıbrıs'ta da bir 'milli konsey'
bulunmaktadır. Tüm bunların yapısı incelendiğinde bu kurumlarda resmi atanmış veya seçilmiş insanlar görev yapmaktadır. Devlet, millete özgü bazı kurumlarının isminin baş tarafına MILLI sıfatını koymaktadır. Şimdi 'KIBRIS TÜRK MILLI KONSEYI' millete özgü bir kurum mu? KIBRIS TÜRK MİLLİ KONSEYI bazı siyasi parti ve birkaç
dernekten oluşmuştur. O zaman devlet herkese özgü kurumlarının baş tarafına koyduğu MILLI sıfatını kaldırsın. Çünkü bu durumda anlamını yitiriyor diye
düşünmekteyim...>>
Soyer UNKU
/ / /
YENİ ÇIKANLAR
Yaşamın kendisi
Yaşamın kendisi, KADIN” diye yeni bir dergi çıktı.
Hem derginin editörü, gazeteci arkadaşım Emine Hoca’ya destek vermek istedim, hem de size önermek.
Böylesi dergilerin hep “uzun soluklu” olmasını dilerim ben...
Çünkü genelde çok zordur bu piyasada yaşam kavgası.
Dergide güzellik, moda gibi ‘magazin’ unsurları önce çıksa, yani ‘popüler yayıncılık’ benimsense de kadının toplumsal yaşam içindeki mücadelesi ve konumu da irdelenmiş...
Bana gelen sayının baskısı, özellikle de cildi kötüydü...
Ama sanırım ‘ilk sayı’ şansızlığı...
Tümü ‘renkli’ bir dergi..
Uzun soluklu olmasını dilerim.
Önerim, ‘toplumsal kadın duyarlılığı’nın daha fazla ele alınması.
Çünkü güzellik, sağlık, dekorasyon gibi konularda o kadar fazla yayın, o kadar fazla dergi var ki...
Eğer ‘özgün’ üretimlerle “kadın”ı, Kıbrıslı toplumlarda “kadının kavgası”nı sayfalara taşırsanız, çok daha ilgi görecektir, eminim....