Kıbrıs, her 20 Temmuz’da Mona Lisa’dır…
20 Temmuz 1974 yalnızca Kıbrıs değil, dünya açısından da tarihi bir gündür…
Tüm dünyanın “çatışmalı toplumlar”a bakışı açısından alması gereken bir derstir aslında.
Eğer “diplomatik” zafer olmazsa, “savaş”ın tek başına ‘zafer’ olmadığını anlatır, “kurtuluş” olmadığını asla…
Eğer “ekonomik” kalkınma ve planlama yoksa, “ganimet”in bir işe yaramadığını serer gözler önüne…
Eğer “arazi”de kaçmaz ama “masada” kaçarsanız yıllarca, nasıl bir sonuca ulaşıldığını gösterir…
Eğer “barışmazsanız” ısrarla “savaşacağınız” gerçeğini vurur yüzünüze, bir şamar gibi, acımasızca…
* * *
Ve 20 Temmuz ne kimi Kıbrıslı Rumların iddia ettiği gibi “başlangıç”tır Kıbrıs sorunu açısından, ne de kimi Türklerin dediği gibi “barış”…
20 Temmuz 1974 tarihi de Kıbrıs sorununun sonuçlarından biridir…
‘Sorun’un bir parçasıdır ama…
Henüz ‘çözüm’ün değil…
* * *
Kıbrıslı Türklere “can güvenliğini” anlatır…
Yeni bir başlangıcı...
Kıbrıslı Rumlara göçü, ölümü, acıyı…
Her ikisini de birlikte anlayabilmektir önemli olan…
Her ikisini de, hissedebilmek, birlikte…
* * *
20 TEMMUZ ister Türkçe konuşsun ister Rumca, çok sayıda Kıbrıslı’nın bir ‘travması’dır da aynı zamanda…
Evini terk etmiştir, yüzlercesi…
Esir kampları vardır anılarında…
Ve “kurşuna dizilme” öyküleri…
Ölüm, toplu mezarlar, silah sesleri ve çadırlar…
Bir arabanın bagajında, kaçış serüvenleri…
* * *
20 Temmuz, Kıbrıs’ın bir yanında “bayram”dır…
Bir yanında “hüzün” kokar, sessizce..
Ne bayram ne de “yas”tır aslında…
Ders alınması gereken, Kıbrıs’ın tarihindeki “dönüm noktaları”ndan biridir…
Başlangıcı da değildir sorunun…
Bitişi de…
Savaş da değildir tek başına…
Barış da…
* * *
Ve tanklar yürür yollarda…
Ve nice çocuk, mezarına gider tanımaya fırsat bulamadığı babasının…
Ve “canımızı kurtardık” sevinçleri yaşanır.
Ve “göç öyküleri” dökülür, titrek dudaklarda…
Ve pankartlar asılır “özgürlüğe” dair…
Ve karalara bürünmüş nice kadın boynuna asar “kayıp evladını anlatan” yaftaları…
Ve sloganlar “savaşır” havada…
Bilinmez kaç ölü vardı, kaç da yaralı…
Yoktur ‘kaç ölü insan bir barış eder’in hesabı!..
* * *
Kıbrıs, her 20 Temmuz’da Mona Lisa’dır biraz…
Bir gözü güler…
Ağlar öteki…
Kim bilir, gün gele değişir kaderi…
‘Fıstığı’ bulmak!.. Ya da ‘risk’ almak…
Elektronik postadan geldi!..
Hangi yazara ait bilmiyorum ama…
Herhalde, gözümden kaçan, nefis gazete yazılarından biri…
Umarım ünlü bir yazarın değildir de, mahcup etmem, kendi kendimi…
Hani ben “en fazla bir asırlık” ömür biçmiştim ya, evlilik kurumuna …
Yine de “evlenmeyenler” için bu “çerez tabağı”…
* * *
Çerez tabağı - 1
Liseden bir arkadaşım hâlâ evlenemedi. Geçenlerde “Yeter artık. Evlen de çoluk çocuk sahibi ol” dedim.
Şu teoriyi aktardı:
Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman sırasıyla önce antepfıstıkları , ardından bademler, sonra fındıklar gider. En sona beyaz ve sarı leblebiler kalır. Eğer belli bir yaşa kadar evlenmemişsen de durum farklı olmaz. Ya kalan leblebiler ve ay çekirdekleri ile idare edersin, ya da bir fıstık bulurum diye tabağı karıştırır durursun…
Çerez tabağı - 2
Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta evlenmekle,
çerez tabağı arasındaki benzerliği anlatan görüşlerini
aktarmıştım. Bu yazı üzerine, bazı okurlarımdan eklemeler geldi. Ben
tabakta en sona
kalanların sarı ve beyaz leblebiler olduğunu yazmıştım.Mektep arkadaşım
Merih Tüzün şöyle yazmış: 'Sevgili Fatih, aynı tabakta ucu açılmamış
kabuklu şam fıstıkları da kalır.
Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri
bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine güvenece ksin kıracaksın
ki,içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama risklidir, bu sırada dişini de
kırabilirsin tabi.'
Kıbrıs Türk Devleti!
TC Başbakanı Erdoğan, Girne Amerikan Üniversitesi’nin açılışında özellikle vurguladı:
“Kıbrıs Türk Devleti kurulacaktır”…
Yani…
Annan Planı’ndaki gibi…
“Kıbrıs Türk Devleti”
* * *
Kıbrıslı Türkler, “Birleşik Kıbrıs”la birlikte buna onay vermişti zaten!..
Ne diyelim, umarız ki, vardır bir bildiği…
Düğün TELAŞI
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, İngiliz The Times gazetesi ile yaptığı söyleşide, türbana ilişkin "Ben başımı örtüyorum, beynimi değil" dedi.
Doğru!..
Gerçekten de "beyni örtülü”lerden korunmak gerekiyor, hayat boyunca…
* * *
Bizim Cumhurbaşkanlığı'na gelince…
Düğün hazırlığı var ve telaşı..
Kızını evlendiriyor Mehmet Ali - Oya Talat çifti, 31 Temmuz Perşembe akşamı, Merit'te…
Doğal olarak "açık davet" yapıyor, gazete ilanıyla…
Çünkü ev ev davetiye dağıtsa, kime yetişecek ki?
Ve damadın ismini okuyorum, Rauf!..
İşte böyle hayat; sen "Rauf"a muhalefetle geçir bir ömrü, sonra gelir, “ismiyle” de olsa, böyle bulur seni (!)
İşin latifesi bir yana, sevgili Ayşenur'a ve Rauf'a, yürekten
mutluluklar diliyoruz, hep birlikte...
* * *
Yıllarca 'beyni örtük' bir anlayışa karşı verilen kavganın ardından…
Umarım ki gelecekte, Ayşenurlar, Rauflar ve niceleri…
Barışmış bir adaya armağan eder çocuklarını…
Ve 'torunlar', savaşma ihtimali olmadan büyür…
Savaşma ihtimali olmadan sevilir.
* * *
Düğün, budur işte…
Düğün telaşı, ‘tek’ değildir, bu nedenle...
Nasıl oluyor peki?
Hani yazmıştım ya, eğer Türkiye'den bir üçüncü ülkeye seyahat edecekseniz...
Kimlikle olmaz!..
Çünkü kimlik ile giriş-çıkış Türkiye-KKTC arasında "özel" bir anlaşma.
Türkiye ile bir üçüncü ülke arasında geçerli değil...
Yani, Türkiye üzerinden bir üçüncü ülkeye gidecekseniz, Türkiye'ye pasaportla girip, Türkiye'den pasaportla çıkacaksınız mutlaka...
* * *
Bir okurum diyor ki, "İngiltere'ye giderken, ben hep, kimlikle çıkış yapıyorum, nasıl oluyor?…"
Farkı şu!..
Aslında, Türkiye'den bir çıkış işlemi yapmıyorsunuz.
Ercan'dan uçuyor… Herhangi bir işlem yapmadan "transit" olarak devam ediyorsunuz.
Ve İngiltere'ye girerken de "öteki" pasaporta sarılıyorsunuz…
Yoksa ancak, ilgili memur 'göz yumarsa' olur böylesi, 'yasal' değil 'kişisel' bir tavırdır sadece.
Velahasıl, "KKTC kimliği"yle ne mümkün "uluslar arası hatlar" arasında seyahat !..
Vize
Kıbrıslı Rumlara, 10 EURO karşılığında bir aylık vize veriyor, Türkiye Cumhuriyeti.
Aslında "vize" Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna…
Ne ilginç ha!..
Dünyayı "vizesi" gezdiğin pasaportla, Türkiye'ye giremiyorsun "vize" almadan…
Dünyayı gezemediğin KKTC Pasaportuyla da, Türkiye'ye
girebiliyorsun, sadece!..
Plastik mini kahve pişirme makinelerine DİKKAT
Geçenlerde gazeteci arkaşım Dilek'le (Çetereisi) konuşurken, "Az kalsın ölecektik" dedi.
- Ne oldu?
- Kahve makinesi patladı !..
* * *
Hani şu küçük, plastik, elektrikli kahve pişirme makineleri…
Tiryakiler için en pratik tercihlerden de biri.
Dün, bu "pişiricilerin" toplatılması ile ilgili Avrupa Birliği'nin karar aldığını öğrendim.
Avrupa Birliği Hızlı Alarm Bilgi Sistemi-Rapex
(sakıncalı ürünler) kapsamında alınan karar gereği elektrik şoku riski bulunması nedeniyle piyasadaki plastik mini kahve pişiricileri toplatıyor.
Bu ürünler, yurdumuzda da hem yaygın olarak
satılıyor, hem de kullanılıyor.
Evet, "elektrik şoku" riski taşıyorlar ve artık yasak.
Siz okurların kulağına küpe olsun!..
Yetkililer de bir an önce gerekeni yapsın ne olur…