Pirincin taşını ayıklar gibi
Geçenlerde birisi dedi ki, “Duydun mu, falanca siyasi, sınavsız münhalsız oğlunu devlet işine koymuş, ne yapalım şimdi?”
- Her gördüğünüz yerde hatırlatın, yüzüne vurun, insan içine çıkacak yüz bırakmayın, rezil edin, dedim...
Bir de, ilk seçimlerde yeniden karşınıza gelirse eğer, oy vermeyeceğinizi söyleyiniz açık açık...
Ve anlatınız nedenini...
* * *
Çoğu zaman, insanların yanlışlarını ya da ‘açık gözlüklerini’...
Aç gözlülüklerini ve fırsatçılıklarını, kurumlara mal ediyoruz biz...
İster bir siyasi parti olsun, isterse başka bir kurum...
Kurunun yanında yaktığımız ‘yaş’larla, bilmeliyiz ki bitmeyecek gözyaşımız...
Ve yaka yaka, ‘temiz insanları’ da harcayacağız boş yere...
Oysa kolayı var...
Aynı ‘pirincin taşını ayıklar’ gibi...
‘Pis’leri ayıracaksınız aradan, tek tek ve özenle seçerek...
Ve geriye, avuç avuç ‘beyazlık’ bırakacaksınız sonra...
Yok eğer, kimi ‘pislikler’ ve ‘taş kırıntıları’ için, tümünü dökerseniz, ne ‘pilav’ olur yiyecek, ne de güzel bir sofra kalır hepimize...
* * *
Yanlışı ‘yapanın’ yüzüne vurmalıyız bir şamar gibi...
Daha önce de yazdım...
Yine tekrar edeyim...
Kimileri, sahip oldukları makamı, mevkii, konumu, gücü; kendi ve çevresi için bir “çıkar aracı” olarak
kullanabilir...
Siyaset zaman zaman, kimileri için “halka hizmet” adına bir “araç” olmaktan çıkar ve “kişisel avantaj” mecrasına dönüşebilir...
Tabii ki bir ‘bumerang’tır bu!..
Eninde sonunda döner gelir ve yaralar, yanlış yapanın bizzat-i kendisini...
Temiz toplum yaratma kavgası, “temiz” yöneticilerle mümkündür ancak...
Ve ‘temiz’ insanlarla...
Bunun için de “elleri kirli” olduğuna inandığınız kim varsa, yüzüne gülmeyecek, deşifre edeceksiniz...
Rezil edeceksiniz hatta...
Artık ‘kurunun yanında yaşı da yakma’ ya da ‘toptan yargılama’ anlayışından
kurtulmamız gerekiyor...
İster gazeteci olsun!..
İster bürokrat...
İster vekil, ister bakan, ister müdür fark etmez...
Ya da bir kamu kurumundaki sıradan çalışan...
İki gözünüzün biri olsa, kıyacaksınız...
Ayıracaksınız bir kenara...
Yok başka çaresi...
Kendi egolarını tatmin adına
Kendi egolarını tatmin adına, yılların geleneği 1 MAYIS YÜRÜYÜŞÜNü, niyetleri ne olursa olsun “SABOTE” edenler, şimdi de gözlerini 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’ne diktiler...
İnönü Meydanı geleneğine karşı, toplumu bölme heveslileri, ne kazanacaklar merak ediyorum.
Yani BARIŞ GÜCÜ’nde meydanda olsalar ve “barış için ses” verseler mesela... Sonra... Hemen ertesi gün yeni ve farklı bir eylemle de “barış süreci”ne katkı koymaya devam etseler...
Böylece, 3 EYLÜL görüşmesine kadar, bir dizi BARIŞ GÖSTERİSİ peş peşe yaşansa ne olur yani...
İlla ve mutlaka, kendilerini “farklı” kılacaklar.
Geleneklere de saygıları yok...
Onca yılın kavgasına, mücadelesine de...