Anayasa Mahkemesi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kapatma Davassında verdiği “AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuştur” ama bu “odak olma” hali kapatma kararı gerektirecek yoğunlukta değil, sadece Hazine yardımının yarısını kesme cezası yeter kararı ile Türkiye’de yeni bir dönem açıldı…
Artık “vukuatlı” bir “iktidarımız” var… Nasıl iktidar olacak ise…
Öyle basit bir karar da değil… Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç kendinden beklendiği gibi “AK Parti aklanmalı” demiş… Yüce mahkemenin 11 üyesinin 10 tanesi “AKP laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olmuştur” fikrinde hemfikir olmuşlar, 6 üye “kapatalım” demiş, 4 üye ise “Konjektürü düşünelim… Türkiye’nin çıkarlarını düşünelim… Kapatma kararının sonuçları ülke için çok ağır olur. Para cezası yeter, kapatmayalım” demişler. Yani “para cezası” görüşündeki üyeler de kapatılma kararını destekliyor ama “Türkiye’nin çıkarları” onlar için daha önde geliyor, Hazine yardımı kesilirse “yeterli ceza” verilmiş olur diye düşünüyorlar…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise mesajı almamakta, anlamamakta ısrarlı şimdilik… “Ak Parti hiçbir zaman laiklik karşıtı bir odak olmamıştır… Yola devam...” demekte… Ama Başbakan da biliyor, bu karar kapatma kararından aslında daha ağır bir karar. AKP buy kararla siyasi ipotek altına girmiş bir parti oldu.
Bundan sonra bir yandan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adeta bir şahin gibi AKP’yi takip edecek, her hareketinin laiklik ilkesi ile uyumunu sorgulayacak ve belki de ikinci bir kapatma davası kararını verecek, diğer yandan muhalefet partileri ve basın her fırsatta AKP’ye “Artık sen yüce mahkeme tarafından laiklik odağı olmakla suçlu bulunmuş, vukuatlı bir iktidarsın” hatırlatmasını yapacaklar…
Hayat artık hiç de kolay olmayacak Erdoğan ve AKP için…
HİÇ “B PLANI” OLMADI
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile konuşuyoruz…
“Sayın Bakan, ‘Geçmiş olsun’ mu diyelim, ‘Hayırlı olsun’ mu?”
Kurt politikacı… Anladı sözümüzdeki istihzayı…
“Kimileri öyle, kimileri de öyle diyor… Ben yine de ‘Hayırlı olsun’ denmesini tercih ederim doğrusu…” dedi yüzündeki o hınzır gülümseme ile… Ardından da ekledi, “Ağzımdan daha fazlasını alamazsın… Bu kadar… Şöyle biraz rahatlayalım, rahat bir Ağustos geçirelim. Herkes bir kendine gelsin, yorgunluğu biraz atlatsın, sonra… Bu konular nasılsa kapanmaz…”
Kibarca ısrar ediyorum… Çiçek de adeta ısrar etmemi bekliyor zaten.
“Verilen karar çok önemli. Anayasa Mahkemesi’nin kurulduğu 1961 yılından bu yana verdiği en önemli karardır. Bu seferki davanın farkı tek başına iktidar olan bir partiye karşı açılmış olmasıdır. Dünyadaki tek örnek de budur… Herkes bir sonuç çıkarmalıdır…”
Peki AKP de sonuç çıkaracak mı? Mahkeme Başkanı’nın “Bu AK Partiye çok ciddi bir ikazdır” sözünü nasıl değerlendirecek AKP?
“Bu karardan biz de, herkes de, tüm siyasi aktörler ders çıkarmalıdır… Siyasetin önünün açılması için uzlaşı yapılması gerekmektedir…”
Tam bu noktada soruyorum Çiçek’e, bir konuşmanızda “Biz CHP yeni genel merkezini ziyaret ettik, hayırlı olsun dedik… Deniz Baykal bize hayırlı olsun ziyaretine gelmedi demişsiniz…”
Meğer tam da istediği soruymuş Çiçek’in… “Elbette kendi bilecekleri iştir. Zorla “Bize geleceksiniz” diyemeyiz ya. Ama, CHP yeni binasına taşınınca Başbakan randevu aldı, gitti ‘Hayırlı olsun’ dedi. Biz de yeni genel merkez binamıza taşındık. Aylar geçti. Biz CHP’yi iki defa ziyaret ettik, Baykal’dan randevu talebi gelmedi… Tabii ki Deniz Baykal’dan da AK Parti genel merkezine ziyaret bekliyoruz… Gelmelerinden mutluluk duyarız. Tüm nezaketimizle onları misafir ederiz… Gerisi kendi bilecekleri iştir.”
Peki ya mahkeme “kapatma” kararı verseydi? Bazı AKP önde gelenleri “B ve C planlarımız var… Sırası gelince öğrenirsiniz” demişti ya dava devam ederken… Ne idi bu planlar?
Kapatma davasının geride kalmasının ve “odak olma” mahkûmiyeti ve para cezasına rağmen rahatlamış olan Çiçek “B planımız yoktu. Çünkü partimizin kapatılacağını hiçbir zaman düşünmedik” dedi…
Doğru esasında, her şey geride kaldıktan sonra “Biz güçlü Türkiye
Partisi’ni satın almıştık, orada örgütlenecek hemen Kasım ayında erken seçime gidecek, herkese dersini verecektik” diyecek değil ya Çiçek! Siyaset ve yalan… Hele “beyaz yalan” ne kadar yakın görünüyorlar bazı durumlarda…
Yusuf Kanlı'ya ykanli@hotmail.com veya yusufkanli@gmail.com adreslerinden ulaşabilirsiniz.