Ermenistan ziyareti: Konuşmayalım da savaşalım mı?
Kim ne derse desin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Cumartesi günü Ermenistan’a yaptığı “futbol diplomasi turu” ile Köşkte doldurduğu bir yılı aşkın dönemde noter gibi Türkiye Büyük Millet Meçlisinden gelen yasaları ve hükümet’ten gelen kararnameleri onaylamak, üst düzey bazı atamalarda bulunmanın dışında ilk kez çok önemli bir adım attı…
Yiğidi öldürelim, ama hakkını da verelim… Bu ziyaret başarılı mı idi? Değerlendirme yapmak için çok erken. Ancak, ne başarıldığından daha ziyade, ne yapılmadığı bence daha önemli. Bu ziyaret ile geleneksel davranış tarzımızdan bir değişiklik yaptık. Aşırı milliyetçilik saplantısının ülke yararına da olsa bazı konularda adım atılabilmesi yeteneğimizi felç etmesine, liderlerimizin o alanlarda insiyatif kullanması imkanlarını ortadan kaldırmasına bu kez müsaade edilmedi…
Gerek uluslar arası ortam gerekse talih böyle bir ziyaretin gerçekleşmesi için adeta işbirliği yapmışlardı. Eğer Avrupa Kupası kurasında Türkiye ile Ermenistan eşleşmese, Ermeni Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan “Hadi maçı beraber izleyelim” diye Gül’e adeta düelloya davet eder edada davet yapmasa, Rusya Gürcistan’a girip Osetya ve Abazya’yı tanıma kararı alıp “Diplomasi yoksa kaba kuvvet işe yarar” tezine sarılmasa bir Türk Cumhurbaşkanı’nın Erivan’a gitmesi rüyada bile hayra yorulacak bir olay olamazdı. Ama gelişmeler hızla ortamı hazırladı, konuşulamadığı zaman neler olabileceğini açıkca herkese gösterdi… Dahası, Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki 35 yıllık düşmanca ilişkilerin “pin pon diplomasisi” ile çözüldüğünü hatırlayanlar, “Şimdi niye futbol diplomasisi işe yaramasın” demeye başladılar.
GÜL TARİHİ FIRSATI HEBA ETMEDİ
Resmi bir diplomatik ziyaret yapılmasının gündeme gelebilmesi bir yana hayal bile edilmesi mümkün olamayacak bir ortamda, diplomatik açılımlar da sağlayabilecek ve tamamen sosyal bir etkinliği seyretme amaçlı Erivan ziyareti “tüm komşular ile iyi ilişkiler kurulması” temelli “siyasi irade” açısından hele hele Erivan’dan da davet olduğu bir ortamda kaçırılması büyük yazık olurdu. Nitekim, ziyareti gerçekleştirme konusunda baştan beri büyük isteğe sahip olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Gül son ana kadar muhalefetin itirazlarını ve gezinin doğurabileceği menfi sonuçları değerlendirdi ve sonuçta “Konuşmazsak savaşırız… Konuşmalıyız” kararını vererek siyasi sorumluluğu üstlendi, ziyaret gerçekleştirildi. İyi de oldu.
1980lerin darbe lideri ve cumhurbaşkanı Kenan Evren böyle bir ziyareti yapabilir miydi? Bugünkü nü ressamı Evren belki ama o günlerin kudretli paşası böyle bir ziyaret yapamazdı. Belki isterdi ama onun döneminde ASALA cinayetleri vardı… Türkiye’nin ASALA avı devam ediyordu. ASALA terörüne kurban verdiğimiz 32 şehit diplomatımızın anısı bir yana bırakılarak böyle bir ziyaret o tarihlerde mümkün değildi. Zaten Ermenistan da bağımsız bir ülke değildi, Sovyet İmparatorluğu’nun bir parçası idi o zamanlar.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal yapabilir miydi? Sovyet İmparatorluğu’nun dağılması ertesinde Ermenistan’ı da diğer bağımsızlığına yeni kavuşmuş ülkeler ile birlikte hemen tanıdığımız bir dönemde eğer fırsat bulsaydı muhakkak Erivan’a giderdi Özal. Ama Erivan’ın dünyanın dört bir yanında meçlislerden “Ermeni soykırım tasarıları” geçirme çabaları, Ermeni saldırganlığı, Karabağ işgali, Azerbaycan vatandaşlarının 1.5 milyonunun evlerinden sökülüp atılması ve Erivan’ın görüşmeler ile sorunu çözmeye bir türlü yanaşmaması olabilecek tüm fırsatları berhava etti. Her şeye rağmen “devrimci Özal” fırsat bulsa idi Erivan’a gider, “konuşmazsak savaşırız… Erivan bizim topçu menzilimizde, haberiniz var mı?” der, hayal bile edemeyeceğimiz gelişmelere imza atabilir idi. Olamadı…
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gider miydi Erivan’a? Ortam elverse muhakkak ki giderdi. Bir yandan Ermenistan’da aşırı milliyetçiliğin yükselmesi, diğer yandan Demirel’in “Kardeşim” diyecek kadar saygın bulduğu Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’ın giderek yalnızlaşması, Ermeni diasporasının faaliyetleri ve Ermeni-Azeri ihtilafında gelişme sağlanamaması, o zaman da mümkün kılmadı böyle bir ziyareti.
Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer zaten gidemezdi, bel ağrısından muzdaripti…
FIRSAT İYİ DEĞERLENDİRİLDİ
Cumhurbaşkanı Gül’ün uçakta dönerken eşlik eden muhabirlere söylediği gibi, bu ziyaret hiçbirşey yapamamış ise en azından iki ülke arasındaki “psikolojik duvarın” kaldırılması yönünde önemli bir adım olmuş, amaca hizmet etmiştir. Kafkaslardaki gerginlik ortamında Türk-Ermeni ihtilafı gibi temelleri 1915lere dayanan ve sorunun tanımında bile tarafların hemfikir olamadığı bir konuda tüm duvarlar elbette ki bir konuşma, bir ziyaret ile yıkılamaz. Ancak, konuşmanın olmadığı yerde ne olacağının Rusya-Gürcistan örneği açıkça ortaya koyduğu bir ortamda Gül’ün Erivan ziyareti Türkiye’nin hem “iyi niyet” hem de “çözüm için siyasi irade” sahibi olduğunu göstermesi açısından “iyi kullanılmış bir fırsat” olarak değerlendirilebilir. Nihayette “diplomasi fırsatların milli çıkarları ilerletme için kullanma sanatı” olarak da tanımlanmıyor mu?
SIRA SARKİSYAN’DA
Şimdi Sarkisyan’ın 14 Ekim günü “futbol diplomasisi ikinci turu” için Istanbul’a gelmesi ve Gül ile ikinci milli maçı seyretmesini bekleyeceğiz.
Bakalım ziyaret sonrasında her iki ülke yetkililerinin “tarihi sorunları tarihe gömmeye, ilişkilerde yeni bir dönem açmaya kararlıyız” yönündeki sözleri ne derece samimi…
Yusuf Kanlı'ya ykanli@hotmail.com ya da yusufkanli@gmail.com adreslerinden ulaşabilirsiniz.