Biz, hepsinin alasını yaşadık,
“Yandaşını cilalama devrini”,
“Vatandaşını oyma devrini”,
“Destekçisini tunçlama devrini”, hepsini gördük, gelip gidenler en alasını yaşattılar bizlere.
Şimdi ise, “devrimlerden, devrim beğenin” zamanındayız, adeta...
Önemli olan bugünkü araştırmaların sonucu değil, esas milletin vereceği sandıktaki son karardır. Seçim günü gelinceye kadar, hatta sandığa gideceğimiz son ana kadar sabırla ölçüp biçecek bu halk. Çünkü o gün, ya “geriye” ya da “ileriye” diyecek vatandaş.
O güne kadar inandırıcı, kaç siyasi kalacak acaba meydanlarda?
“Partimin sahibiyim” kavgasında olan zihniyetler için, halk o devri zaten çoktan kapattı.
Geçmişe mazi derler. “Sahibinin Sesi (his master voice)” devri plaklar, şimdi antika raflarda duruyor. Onlar gibi, bazı siyasiler de mazide kalmalı.
Artık “ruhumun sesinin” moda olduğu özgür zamanlardayız. Bu iletişim çağında artık kimse kimseyi kolay kolay kandıramaz. Dünyanın her bir yanında, bu işler nasıl yürütülür, insan denen varlığa ne kadar değer verilir, vatandaşın hakları nelerdir, insan hakları nelerdir, bunları artık herkes çooook iyi biliyor.
Vatandaş hakettiğine sahip olmanın mücadelesini çok bilinçli veriyor artık..
Çünkü, omuzlarına basarak yükselenlerin altında ezilen olmak istemiyor.
Yeni bir dönem için yeni bir çığır açma zamanındayız..
Bu “yeni” kelimesidir önemli olan. Ve “genç”!
Herkesin görmek istediği ve umut dediği bu iki kelimenin yan yana gelmesidir.
“Yeni ve Genç”, İnsan bu kelimeleri okurken bile ışık görüyor.
Bizlere yeni ve vizyonu olan genç liderler lazım.. Ahengi sağlayacak, siyasi Mozartlara, ve Bethoven’lara ihtiyacımız var..
İçinde bulunduğumuz ahenksizlikten artık bunalmış vaziyetteyiz.
Yürüdü mü arkasında, sürükleyen, genç ve dahi siyasiler, kurtarıcılar olmalı. Projeleriyle konuşan ve onları hayata geçirip herkesi memnun edecek sonuçlar elde eden mesleklerinde başarılı kişiler ortaya atılmalı.
Hak ve adalet adına da haksızlığa uğrayanın sesi olup, zangır zangır titreten,
Onurlu, şahsiyetli ve karnesi temiz, aydınlık ve genç liderler olmalı !
Nereden, nereye ve nasıl geldik ve şimdi neredeyiz? diye kendinize bir sorun ve sadece bir düşünün.
Hatırlayın !
Halkı, “bir çözüm olsun da, nasıl olursa olsun” noktasına, getiren sistemin sorumlularını hatırlayın !
Halkı sokağa döken, adaletsizlikleri, haksızlıkları ve vatandaşın haykırışlarını hatırlayın ! Hele de yakası açılmadık iskan yolsuzluklarını hatırlayın !
Ama sağırlara duyuramadık hala...
Bizim en büyük sorunumuz içtedir. İçimizdeki, haksızlık ve yolsuzluktan bıkan insanlar dış güçlerin yalanlarına kanıp onda da aldatıldılar. Bu halk uyanmıştır.
Huzursuzluğumuz içtedir. Sorunu içte çözmek zorundayız.
Egosunu tatmin edemeyenlerin, hırsları ve ihtirasları hepimize zarar verdi.
Bu günden sonra, benim tek umudum “GENÇLER”dir. !
Ve çağrım da gençleredir.
Bu ülke kimsenin değil, ama “sizindir”.
Geleceğin sahibi de sizsiniz.
Bugüne kadar yanlış yönetenlere inat, bu cennet ülkeye sahip çıkın ! Dünyanın en gözde turistik cenneti haline gelebilecek bir ülkeyi, kimlerin hangi ihtirasları ve yandaşlarını besleme politikalarıyla mahvettiğini çok iyi bildiğinizden de eminim.
O halde; bu ülkeyi gerçekten yaşanacak, cennet bir ülke haline getirmek sizin elinizde.
Size, o bencil ruhuyla kimse “oğlum bu ülke senin, gel yönet” diyecek olgunluğa da sahip olmadığını çoktan farketmişsinizdir.
O halde;
Sahip çıkmanın tek yolu var.
Atın kendinizi ortaya ...”Biz de varız”, “Bizi görmemezliğe gelemezsiniz” diye haykırın.
Sizler, “Diplomalı, bilgili işsizler ordusu ve enerji dolu, büyük bir güçsünüz”.
Sizi görmemezliğe gelenlere inat, bu kutsal ve onurlu göreve, “ülkenizi yönetmeye” talip olun.Bunu yapabilirsiniz ve size güveniyorum demişti, Atatürk unutmayın. Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda, KKTC için özde var olduğunuzu ve lidersiz dahi kalsanız, Atatürk’ün ruhunun liderliğinden güç alarak, bu yolu yürümeniz inanın ki yeterli olacaktır. Bütün beceriksizliklere inat, gençliğinizin enerjisini, vatan için harcayın.
Bu sizin için görevden öte birşeydir.
Bunca yıldır;
Unutulmuşluğunuzun,
İhmal edilişinizin,
Önemsenmeyişinizin
Hesabını sorun ...
Bu ülkeyi ihtirasları ve hırslarıyla, doyumsuzca yanlış yönetenlere; Oturduğu koltuktan yıllarca kalkmayanlara, ve “gençler bu işi bilmez, sadece ben bilirim diyenlere”, ülke yönetmek neymiş, kalkınma neymiş, devlete sahip çıkmak neymiş, halkçı olmak neymiş ve hepsi, özde neymiş gösterin. Çağdaşlığın, gerçek değişimin ve medeniyet akımının yeni kıvılcımları olun... Değiştirin !
Size “abim”, diye diye, sizin omuzlarınıza basa basa, saltanat sürenlerin;
Fikirlerinize, görüşlerinize, düşünce ve beklentilerinize sadece sözde değer verenlerin;
Gençlerimiz diye diye, seçim sandıklarından sadece 50 yaş üstünü çıkaranların;
Meclisi, siyasetle ilgisi alakası olmayan kişilerle dolduranların;
Ülkeyi vatandaşların değil, yandaşların ülkesi haline getirenlerin, defterlerini dürün.
Öyle bir ülkeyiz ki; kimse oturduğu makamın, ne hakkını veriyor, ne de o makama hakkıyla geliyor. O makama hakkıyla gelen olsa da, ona hakkını kullanma yetkisini veren olmuyor.
Kısacası sevgili gençler, hiç bir şey, olması gereken, doğru yerde değil !
Bu nedenle; “YANDAŞ DEVRİ” ÇÖKMELİ “VATANDAŞ DEVRİ” BAŞLAMALI.
Bu görev de sizin gençler.
Haydi gençler meclise hazırlanın ! Sıranızı bu kez kaptırmayın !