Tabularla dolu bir toplumuz. Halâ bugün, yirmibirinci yüzyılda, tabular yüzünden yığınlarca insanımız sessiz, bir köşeye itilmiş kendi dertleriyle tek başlarına debeleniyorlar. Tabularımızdan biri ruh sağlığı.
Ruh sağlığı sorunları ile kim, nerede, nasıl karşılaşacak bilinemez. Ruhsal hastalıklar tıpkı söylemekten bile çekinip ‘‘o hastalık’’ dediğimiz kanser gibi renk, cinsiyet, milliyet dinlemeden herkesi pençesine alabilir.
Toplumların ruh sağlığı sorunları olan kişilere karşı yaklaşımları çoğu zaman utanç vericidir. Türkçede bu tür sorunları olan kişiler için söylenen birçok aşağılayıcı tabirler bulunur. ‘‘Keçileri kaçırttı, aklından zoru var, nananay, geldiler yine, manyak,’’ v.s. gibi. Ama en yaygın kullanılan deyim ‘‘deli’’ kelimeciğidir.
Yıllar önce Lefkede, mahallemizde annesi ile yaşayan Kâzimi lakabı ile bilinen bir adam vardı. Herhalde ismi Kâzımdı. Bu zavallı o zamanlar anlayamadığımız ve sadece “deli” olarak bildiğimiz bir kişi idi. Çocuklar şimdi şizofreni hastalığından muztarip olduğunu tahmin ettiğim bu adamı görürkenden ‘‘Kâzimi aağğğ tuuuu’’ deyip yere tükürür, bu hareket onun çok kızmasına ve eline geçirdiği taşları çocuklara savurmasına sebeb olurdu. Bu gaddar, bilinçsiz çocukların arasında ender de olsa bulunmaktan yıllarca utanç duydum.
Yine yıllar önce bu kez Limasolda Deli Bobo diye bilinen bir zavallı adamcağız da halâ belleğimden silinmiş değil. Lefkoşada ruh sağlığı sorunları olan ve hergün duyarsız halkın alaycı tavırları ile karşılaşan birçok zavallı insan vardı. Bisikleti ile tüm Lefkoşayı dolaşan Feylosof lâkaplı adamcağız, Aynalı, unutamadığım örneklerden. Ve daha nice kişiler vardı. Birçok okuyucu sanırım şimdi bu yazıyı okurken onları da anımsayacaklardır. Londra sokaklarında da toplumumuz fertleri arasında görülen ruh sağlığı sorunlu kişiler herzaman olmuştur.
Antoloji.com web sitesi ‘‘Delilik sizce nedir? Delilik neyi çağrıştırıyor’’ diye bir soru sorup halkı bu soruları yanıtlamaya davet etmiş. İşte bazı ilginç yanıtlar:
‘‘daha ağırlaşsın diye sırtıma vurduğum aba..
daha tez çökeyim dizlerimin üzerine diye bu urgan...’’
‘‘bir kurulmuş olma durumudur delilik
bir kudurmuş olma drumudur delilik
bir işe yaramaz duruma düşürülmüş olmaktır delilik
bir iş yapamaz durumuna düşürülmüş olmaktır delilik
bir işlevsizleştirilmiş olma durumudur delilik
delilik işte bunun sonu yok
ancak tanrısal bir zekayla son bulur..................... ‘’
‘‘bugüne kadar yaptığım en akıllıca iştir.
deli bilindiğim günlerde pek akıllıca laflar ederdim.
akıllandığım zaman da delirdiğimi düşündüler
kim deli, kim akıllı var mı bunun bir izah tarzı? ? ? ?’’
Hackney ve Haringey bölgelerinde faal, çok önemli bir kuruluşumuz olan DERMAN ruh sağlığı konusundaki tabuları yıkmak için kolları sıvamış uğraş veriyor. Bakın bir raporlarında ne diyor Derman:
‘‘Ruh hastalığı tabu bir konu. Bundan muztarip kişi bu konuda konuşmaktan kaçınır. Çünkü problemi olduğunu herkesin duymasını istemez. Araştırmamızın da saptadığı gibi, özellikle erkekler için kültürel sebebler çok etken. ‘Erkekler ağlamaz’. Erkeklerin duygularını kadınlar kadar bariz bşr şekilde belirtmesi kabullenemez. Bunlara ek olarak yardımcı olmayan profesyonel kişiye karşı şüphe duyulur. Bu şüphe ve güven noksanlığı (kişinin tedavisi için) oldukça önemli engeller oluşturur’’.
Geçtiğimiz iki yıl zarfında Türkiyeli toplumlardan 11 kişi intihar etti. Araştırmalara gore intihar teşebbüsünde bulunan kisilerin o sıralarda ciddi ruh sağlığı sorunları var. Bu 11 kişinin birçoğu gençti. Bazıları çocuk denecek yaşta. Ailelerimizin ruh sağlığı konularında ciddi bir şekilde bilinçlendirilme gereksinimi var. Derman bu konuda canla başla çalışan bir kuruluşumuz. Toplum tarafından desteklenmeli.
İyi bir ruh sağlığına sahip olma yolunda önemli bir engel iletişim sorunlarıdır. Birçok ailelerde anne babalar ve çocukları arasında fonksiyonel iletişim dışında hiç iletişim yok. Çocuklarla düşünceleri, hisleri, hayalleri hakında konuşulmuyor. Kültürel sebebler yüzünden özellikle birçok erkekler terapi ve psikoterapi yardımına başvurmazlar.
Derman Başkanı sayın Dr. Mehmet Ali Dikerdem’in geçen yıki konferanstaki konuşmasından bir alıntı ile yazımı bitirmek istiyorum. Aşağıda verilen korkunç istatistiklere dikkatinizi çekerim:
‘‘Geçen yıl DERMANın sadece ruhsağlığı hizmetlerine başvuran 482 kişiden inanması güç 387’si, ezici çoğunluğu, intiharı düşündüklerini ve bunlardan
66 kişi de intihar teşebbüsünde bulunduklarını bize bildirdiler. Bir de DERMAN olmasaydı bu rakkamlar kimbilir daha ne kadar tırmanıp acılarımıza acı katabilirdi. Vatandaşlık ve iltica sorunlarına eklenen, kültür farklıklarının ve ekonomik güçlüklerin yarattığı eziklik ve bunalımlar işte bu tür acılara neden olmakta’’.