Federalizm, Konfederalizm Ve Kıbrıs
Kıbrıs sorunu sözkonusu olduğunda; Federasyon, konfederasyon (ya da federalizm ve konfederalizm), gündemden hiç düşmeyen konulardır.
Bulunacak olası bir çözüm de konunun tartışılmasını durdurmayacak; bulunan çözümün ne olduğu tartışması sürüp gidecektir.
Bunun böyle olmasını doğal karşılamak gerekir, çünkü yazılarla yorumlanan her zaman farklı olabilir.
Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, “federal” sözcüğünün anayasada yer alıp almayacağı tartışması buna örnektir: Ya Türk tarafı Ada’da 650 Türk askerinin konuşlandırmasından vazgeçerek, Anayasa’ya “federal” sözcüğü konacaktı; ya da 650 asker konuşlandırılarak “federal” sözcüğüne Anayasa’da yer verilmeyecekti.
Sonuçta Türk tarafı asker gelmesini yeğlediği için Anayasa’ya “federal” sözcüğü konmadı.
Şöyle ya da böyle, Anayasa’yı hazırlayanlar, bunun “federal” olduğu konusunda bilinçliydiler.
Nitekim! Bilim adamları, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “fonksiyonel federasyon”, “federal/konfederal”, “quasi federal/yarı federasyon” olarak nitelediler. Bize göre de, Kıbrıs Cumhuriyeti, açık ve belirgin bir “fonksiyonel federasyon”dur.
Federalizmi Konfederalizmden Ayıran Belirleyici Farklıydı
Aslında federalizm ve konfederalizm için kullanılan ortak kavram federalizmdir. Konfederalizm, federalizmin bir versiyonudur.
Aralarındaki fark da çok belirgindir. Federalizmde, federal birimler eşittir ama federal bünyenin karar mekanizmasında çoğunluk kararı geçerli olur.
Hemen hemen tüm federasyonlarda parlamento iki kanatlıdır. Bir kanatta federe birimler eşit temsiliyete sahipken, (ABD’nin Senatosu örneği); dğer kanatta federe birimlerin temsiliyeti nüfus esasına göre olur. (ABD’nin Temsilciler Meclisi örneği)
Konfederalizmi, federalizmden ayıran ilk belirleyici özellik, karar mekanizmasının “uzlaşma/konsensüs”e dayalı olması; başka bir anlatımla, tüm federe birimlerin uzlaşmadığı konularda karar alınamamasıdır.
Federalizmi; konfederalizmden ayıran ikinci belirleyici fark; federe birimlerin “uluslararası hukuka/camiaya aracısız muhatap olma” hakkı/yetkisi olmamasıdır. Konfederalizmde ise, birimler bu hakka/yetkiye sahiptirler.
Üçüncü belirleyici unsur, egemenlik konusudur. Konfederalizmde, konfedere birimler egemenliklerini sürdürürler. Federalizmde ise federe birimler yetkilerinin bir kısmını merkeze devrederken, bir kısmını korurlar. Bazı federasyonlarda ise, merkez bazı yetkilerini federe birimlere devreder. Bu tip federasyonlar, üniter devletten federasyona dönüşenlerdir.
İki Federe Birimli Federasyonların Sorunları
İkiden çok federe birimin olduğu federasyonlarda, çoğunluk kararının alınması sorun olmaz. Buna karşın yalnızca iki federe birimden oluşan bir federasyonda karar mekanizmasının çoğunluk esasına göre çalışması büyük sorunlar yaratır.
Nitekim iki federal birime dayalı federasyonlar, “sürdürülebilirlik” konusunda sorun yaşarlar. En belirgin örnek Çekoslovakya’dır. İkinci örnek Yugoslavya (ve Karadağ) sayılabilir. İkisi de sürdürülemedi. Üçüncü örnek olan Belçika’nın da bölünme olasılığı az değildir. Bu ülkede bölünmeyi engelleyen ve “sürdürülebilirliği” sağlayan etkenler, “karşılıklı yarar” ve uzlaşma/konsensus kültürüdür.
Kıbrıs Cumhuriyeti Özelinde İkili Federalizm Konusu
1963’te ölen Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki federalizm konusuna yukarıda değinmiş ve “fonksiyonel/işlevsel federalizm” kavramı üzerinde durmuştuk.
Kıbrıs Cumhuriyeti, bizim değerlendirmemize göre federal bir anayasaya sahipti, ancak bu fonksiyonel federalizmin içeriğinde konfederal özellikler/düzenlemeler de vardı.
Kıbrıs Anayasası’nın federal/konfederal birimleri Türk ve Rum toplumları idi ve birçok konuda iki toplum (konfederalizmin gereği olarak) uzlaşmadan (konsensus sağlanmadan) karar üretilemiyordu.
Cumhurbaşkanı ile Cumhurbaşkanı Muavini’nin dışileri ve savunma konusundaki veto hakları, iki toplum arasında konsensusu gerektiren bir düzenleme idi. Vergi, dışişleri, savunma ve belediyeler konusunda, iki toplum temsilcilerinin ayrı çoğunlukla karar verme yetkisi de başka bir konfederal yetki idi.
Federal/konfederal ayrımının ikinci belirleyici unsuru olan “federe/konfedere” birimlerin uluslararası hukuka/camiaya muhatap olabilme ya da olamama unsuru, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ikili çözümle bulunmuştu.
Anayasa’da açık ve net şekilde yazılmamasına karşın; uluslararası hukuka/camiaya aracısız muhatap olma hakkı/yetkisi, merkezi hükümetle toplumlar arasında (ağırlık merkezi hükümette olmak üzere) bölüşülmüştü.
Federe birimlerin, uluslararası hukuka/camiaya aracısız muhatap olma hakkı/yetkisi olan konular şunlardı:
1) Federe birimler, Türkiye ya da Yunanistan’dan doğrudan yardım alma; öğretmen …… sağlama yetkisine/hakkına sahipti.
2) Federe birimler; eğitim, kültür, spor ve din konularında (münhasır/yalnız kendilerine ait) yetkiye/hakka; başka bir anlatımla egemenlik hakkına sahiptiler. Bu hak/yetki uluslararası hukuka/camiaya aracısız muhatap olma erkini de kapsıyordu.
3) Federalizm/konfederalizm konusundaki üçüncü belirleyici unsur olan egemenlik konusunda da Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hiçbir krual içermez. Ancak federe birimlerin hem iç egemenlik (yasa yapma), hem dış egemenlik (uluslararası hukuka/camiaya aracısız muhatap olabilme) konusunda yetkili olmaları; egemenlik konusunun da hem federalizm, hem konfederalizmi içerdiğini gösterir.
Her üç hak/yetki de federe birimlere merkezi hükümetle muhatap olmadan doğrudan doğruya kullanılabiliyordu.
(Yukarıda da değindiğim gibi) bazı bilim adamları, Kıbrıs Cumhurşiyeti’ni “federal/konfederal” olarak nitelerken, bu unusurlara dayanıyorlardı.
Kıbrıs’a Çözüm Arayışlarında Konfederal Unsurlar
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda olduğu gibi, bugüne kadar ortaya çıkan tüm çözüm tasarılarında konfedere unsurların varolduğu açıktır. Annan Planı’nda da öyle idi.
Olası bir çözümde de (çözümün esası federal olsa bile), konfederal unsurların varolması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Siyasal eşitlik başka türlü sağlanmaz. Adı konsun ya da konmasın, çözümün esasında varolacak konfederal unsurlar, belirleyici olacaktır. Sürdürülebilirliği sağlayabilecek olan da bu konfederal unsurlar olacaktır.
Son Olarak
Bir gazete yazısında böylesi kapsamlı bir sorun bu kadar ele alınabilir.
Ne yazık ki işin bu boyutu kamuoyunda hemen hemen hiç tartışılmamakta; federalizm ile konfederalizm tümüyle zıt, birbiri ile bağdaşmaz gibi algılanmaktadır.
Bu yanlış algılanma bir zıtlık da yaratmıştır. Bu zıtlığın, bazı önemli gerçekten görmezlikten ya da görememezlikten gelme sonucu yaratması olasılığı düşündürücüdür.
Kıbrıs sorununda, olabildiğince diyalog ve uzlaşma üzerinde ısrar ederken dayanağımız bu düşündürücü durumdur.
Ve böylesi yaşamsal bir konuda, “ben bilirim, ben yaparım” ya da “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” deme lüksüne sahip değildir.