Siyasette yenilik ve değişim esastır.
Değişmeyen tek şey ise değişimdir.
Değişimin sağlıklı olanı ileriye doğru olanıdır.
Toplumları ya da halkları daha iyi ve güzele doğru taşıyanları!.
Bunu yapabilecek potansiyele sahip olanıdır değişimin doğrusu.
Ve halkın desteğini alabilen de böylesidir.
Yoksa bunun aksi, ileriye değil geriye doğru gidişi beraberinde getirir.
Toplumların önünü açmaz, aksine kapatır.
Bayrak değişiminin sağlıklı bir şekilde yapılmadığı yerlerde başarı olmaz.
Siyasette değişim yenilenmekle sağlanır.
Eskiye dönmek bir yerde çaresizliktir.
Yenilenememe, değişememenin bir sonucudur.
Ya da değişime karşı olmanın.
Değişemeyenlerin bir sonraki günde yeri de olmaz.
Dünde yaşayanlarla gelecek aranmaz.
Dün yaşanmış ve bitmiştir.
Yarın ise gelecektir.
Toplumlar gelecekleriyle ilgili umut ve heyecan yaratacak değişimler ve dönüşümler görmek isterler.
Dün yaşadıkları sıkıntı, travma, kavga ve bunların sorumluları olan baş aktörleri yeniden denemek istemezler.
Yani geçmişi bir kez daha yaşamayı..
Gelecek dünün birikimini yenileyerek yarına taşıyabilenlerin olur her zaman.
Bunu başaranların..
*
Siyasette değişimi eskiye dönüş olarak halkın önüne koymak, halkın geleceğine ipotek konulması gibi birşeydir.
Böyle birşeye de halkın onay vermesi mümkün değildir.
Zaten böylesi bir anlayış “Bizde daha iyisi yoktur’ mesajını taşır kendi içinde.
Topluma daha iyisini veremeyecek siyasi oluşumların da geleceği olmaz.
Kendi içinde yenilenemeyen, daha iyisini çıkaramayan siyasi oluşumlar da toplumlarına umut veremez
Eskinin yerine yenisini koyamıyorsanız bu iş bitmiş demektir.
Ve daha iyisi olmayan yerde daha önce yapılanlar yapılacak olanların bir göstergesidir.
O kadar..
*
Kimse yanlış anlamasın ama UBP’de Sayın Derviş Eroğlu’nun adaylığı da böyle birşey işte.
Derviş Bey’in hem partisine hem de bu ülkeye elbette ki hizmetleri olmuştur.
Partisinin başından giderken de aslında örnek bir tavır sergileyerek yenilenmeye kapı açmıştı.
Ancak son açıklamaları ile birlikte Derviş Bey’in açtığı bu kapının yenilenmeye doğru değil eskiye doğru bir gidiş kapısı olduğu durumu ortaya çıktı.
UBP’de yaşananlar Derviş Bey’in gölgesinin partinin üzerinde kaldığı izlenimini hep uyandırdı.
Gelinen aşamada yeniden aday olma hakkı elbette ki demokratik bir haktır.
Ama her demokratik hak doğru sonuçlar doğurur anlamı taşımaz.
Derviş Bey ‘Evladı olarak’ nitelediği ve ‘Çok sevdiğini’ söylediği partisine büyük zarar verecek bir çıkış yapmıştır.
Kişilere bağlı, değişemeyen partiler zaman içerisinde eriyip yok olmaya mahkumdurlar.
Siyaset tarihinde bunun birçok örneği görülebilir.
UBP Kıbrıs Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip, köklü bir partidir.
Kıbrıs Türk siyasetinde UBP’ye her zaman ihtiyaç vardır.
Kişisel hırs ve kavgalarla böylesi köklü bir partiye zarar verme hakkı, onun ‘Lideri’ ünvanını taşısa da kimsede olmamalıdır.
Derviş Bey başkanlığındaki UBP halkın önüne çıkmış, siyasi hesaplaşmada halkın verdiği notu almıştır.
Bu hesaplaşmanın sonucunda başta kendisi parti içinde bir yenilenmeye ihtiyaç olduğunu söyleyerek bu yönde değişime gidilmişti.
Şimdi insan ister istemez soruyor ‘Ne oldu da Derviş Bey geri gelmek istiyor?” diye.
Yapacağı ne vardı da uzun yıllar parti başkanlığı ve başbakanlığı döneminde yapamadı ki yeniden bu göreve talip oluyor?
Yoksa UBP Başkanlığı sadece Derviş Beye mi ait?
UBP kendi içinde Derviş Bey’den bayrağı alıp daha iyi bir noktaya taşıyabilecek başka bir siyasetçi çıkaramıyor mu yoksa?
Bu sorular sokaktaki herkesin kafasındaki sorulardır.
Bu ülkenin siyasette kişisel hırs ve kavgalara sahne olan partilere değil, plan, program ve projeler üreterek bunları tartışan ve sürekli kendini yenileyen siyasi partilere ihtiyacı vardır.
Değişime kapalı olmayan ve değişimi geriye dönüş olarak algılamayanlara.