Akaryakıtta yıllar evler Kıbrıs Türk Petrollerinin tekeli kırıldı.Altınbaş Petrol de akaryakıt dünyasına girdi. Dünün Altınbaş Petrolü daha sonra Alpet oldu. Şimdilerde Türkiye’de ciddi kampanyalarla piyasa payını artırmaya çalışıyor.Altınbaşlar petrol piyasasına girerken, rekabet koşullarından söz edilmişti.Sanırım hiç anımsatma fırsatımız olmadı.Bu gün anımsatarak o soruyu sorayım, “ O rekabet meselesi noldu?”
Geçen gün işaret ettim, EKONOMİ POLİTİKASI YOKSA, EKONOMİYİ KONUŞAMAZSINIZ.
Uzun yıllar önce Spor Bakanlığında müsteşarlık yapan bir arkadaşa, “Spor politikamız ne olmalıdır?” diye sormuştum.
Yanıtı aynen şu olmuştu: “ Hasan Bey spora politika karıştırmamak gerekir?”
Bu yanıttan sonra ne diyebilirdim ki “Koskoca” müsteşara...
Aradan yıllar geçti, durum çok mu farklı? Siz söyleyin...
* * *
Her konunun gerçek uzmanına saygımız sonsuz.
Ama biz, “Çok konuda az şey biliriz” derken karşımızdakinin boş teneke gibi tan tan ederken bir yandan da uzman geçinmesini hazmetmek de çok kolay değil.
Bu satırların yazarı olarak serbest piyasa ekonomisini savunmam diye bir durum yok. Ama ülkeyi yönetenlerin genel uygulamalarının serbest piyasa ekonomisine uygun olduğu ifade edilir. Ya da iddiaları odur.
* * *
Akaryakıtta yıllar evler Kıbrıs Türk Petrollerinin tekeli kırıldı.
Altınbaş Petrol de akaryakıt dünyasına girdi. Dünün Altınbaş Petrolü daha sonra Alpet oldu. Şimdilerde Türkiye’de ciddi kampanyalarla piyasa payını artırmaya çalışıyor.
Altınbaşlar petrol piyasasına girerken, rekabet koşullarından söz edilmişti.
Sanırım hiç anımsatma fırsatımız olmadı.
Bu gün anımsatarak o soruyu sorayım, “ O rekabet meselesi noldu?”
Serbest piyasa ekonomisinde rekabetin tüketici lehine çalışacağı iddiası var. Hatta rekabetin önemine inanılan ülkelerde sektörde var olan şirketlerin ortak fiyat politikası belirlememesi için ciddi takipler gerçekleştirilir.
Bizde ülkeye gelen akaryakıtının adaya ulaştığı anki litre fiyatı ile pompalardan araçlara ulaştığı anki fiyatı arasında korkunç fark var.
Her ülke kendi kriterlerine göre akaryakıt fiyatı belirler. Bu kriterlerden biri de kişi başına düşen ulusal gelir payıdır. Yani insanların satın alma gücü de fiyat belirleme de esastır.
Kıbrıs Cumhuriyeti ile kişi başına düşen gelirimiz bir mi ki akaryakıt fiyatlarımız at başıdır.
Tabii bu konu, olayın yanlarından biri.
* * *
Esas mesele ciddi anlamda rekabet ortamının yaratılmasıyla ilgili duruştur.
Daha kısa bir süre önce likit gaz da fiyatlar serbest bırakıldı. Hükümet rekabet ortamında fiyatların belirleneceğini açıkladı.
Aynı duruş akaryakıtta da niye sergilenmiyor?
Kulağımıza gelen duyumlara göre yeni şirketlerin akaryakıt sektörüne girmesine de yeşil ışık yakılmıyor muş?
Devekuşu gibi politikalar olmaz.
Deve kuşu, ne kuştur ne deve... Bizim serbest piyasa ekonomimiz de deve kuşuna benziyor.
Madem ki rekabet ortamı olmayacaktı niye Altınbaşların akaryakıt dünyamıza girmesine izin verildi? Birden fazla şirket olduğuna göre rekabet koşullarına niye izin verilmiyor?
Sorumlu konumda olanlar bunu açılarsa biz de öğrenmiş olacağız.
* * *
Söz rekabetten açılmışken GSM konusuna da dokunmak gerek.
Kuzey Kıbrıs Turkcell’e lisans devri yapıldı.
Vodafon’a geçen Tel-Sim’le görüşmelerin ne olduğu meçhul?
Turkcell’in rakibi yok. Turkcell, yavaş yavaş Tel-Sim’i yutuyor. Aslında Tel-Sim’i yutarken ikinci GSM operatörünün değerini de aşağılara çekiyor. Kuzey Kıbrıs Turkcell ile onun sahip olduklarının urubuna sahip olmayan Tel_sim’in değeri eşit olabilir mi?
Rakipsiz ortamda tüketiciye yine de bazı avantajlar sunulmaya çalışılıyor. Ama detaylı araştırmaya gerek yok, Türkiye’deki rekabet koşulları olmadığı için burada uygulamalar farklı.
Günün sözü:
Yarı buçuk politikaların sonuçları da yarı buçuk olur.