1903 Bladanisyo (Balalan) doğumlu Mehmet Zeka Bey, Kıbrıs’ın Rum-Türk hukuk alanında yetiştirdiği en büyük hukuk adamıdır.
Küçük bir Karpaz köyünde yaşama merhaba dediği zaman ismi Mehmet olmuştu. Daha ilkokulda fark edilen başarısı Zeka adı Mehmet’e eklenmiş. Hakim olduktan son nefesine kadar Hakim Zeka Bey olarak anılmıştır.
28 Mayıs 1984’te yaşama veda eden Zeka Bey, 1961’den ölene dek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığı görevinde de bulundu.
Bu gün Hakim Zeka Bey’in 28. ölüm yıldönümü... Kıbrıs Türk toplumunun hukuk dünyasında yetiştirdiği en değerli evlatlarından biriydi Zeka Bey. Zaman onun temiz, anlamlı, evrensel değeri olan izlerini silemiyor... Tam tersi pek çok nedenle değerini artırıyor.
“ İnsanoğlu her zaman işinin hızlı gitmesini ister. Hele köyden kasabaya iş takibi için gelmişse, şuur altında köylülüğünü dezavantaj olduğu yününde bir yer edinme var.
İngiliz sömürge yıllarında hatta daha sonra üç yıllık Cumhuriyeti döneminde Bladanisyo köylülerini, herhangi bir dairede nereli oldukları sorulduğu zaman hatta sorulmadan, “Horion du Zeka Bey”, (Zeka Bey’in köyü) dedikleri çok yaygın olarak bilinir.
Kıbrıs’ta sanırım köyünün isminin önünde anılan bir ikinci bir Zeka Bey örneği yoktur.
* * *
Yeni kuşaklar doğal olarak bilmeyebilir.
1903 Bladanisyo (Balalan) doğumlu Mehmet Zeka Bey, Kıbrıs’ın Rum-Türk hukuk alanında yetiştirdiği en büyük hukuk adamıdır.
Küçük bir Karpaz köyünde yaşama merhaba dediği zaman ismi Mehmet olmuştu. Daha ilkokulda fark edilen başarısı Zeka adı Mehmet’e eklenmiş.
Hakim olduktan son nefesine kadar Hakim Zeka Bey olarak anılmıştır.
28 Mayıs 1984’te yaşama veda eden Zeka Bey, 1961’den ölene dek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığı görevinde de bulundu.
Hukuk konularına ciddi yorum ve açılımlar getiren Genç Hukukçularımızdan Tufan Erhürman, Türk tarih Vakfı yayını Toplumsal Tarih dergisine 2005, Ağustos’unda yazdığı “Kıbrıs Türk Toplumu ve Modernleşme/ Hakim Zeka Bey” başlıklı yazısında Zeka Bey’i çağdaşlığını şu cümlelerle çok güzel anlatmıştı:
“ Kıbrıs Türk Toplumunun modernleşme sürecinde , 1931 tarihli Milli Kongre, 1931-1948 arasındaki düşünsel hazırlık dönemi ve 1948 tarihli Türk İşleri Komisyonu Raporu önemli kilometre taşları olarak göze çarpar. Zeka Bey, her üç dönemde de bir hukukçu ve Kıbrıs Türk siyasal hayatındaki politik bir figür olarak önemli rol oynar. Zeka Bey, 1930 tarihinde yapılan seçimlerde Kavanin Meclisi üyesi olarak seçilmiş, 1931 tarihli Milli Kongre sonucunda seçilen Heyet-i Merkeziye üyeleri arasında yer almış, 1931 tarihinden sonra, özellikle Söz Gazetesi’nde yazdığı yazılarla, modernleşmenin düşünsel temellerinin atılmasına önemli katkılarda bulunmuş ve daha da önemli, 1948 yılında kurulan Türk İşleri Komisyonu’nun başına geçerek, Kıbrıs Türk Toplumunun hukukunun modernleşmesinde en önemli katkıyı sağlamıştır.”
* * *
Dün sabah yaklaşık bir buçuk saatimi Zeka Bey’in büyük kızı Gülten Feridun ve damadı Oktay Feridun’la sohbet ederek değerlendirdim.
Zeka Bey’in dürüst kişiliğinin en büyük miras ve geleceğe taşınacak en önemli emanet olarak algılandığını çok açık gördüm dünkü sohbette.
Yine bir hukuk adamı olan Oktay Feridun, rahmetli kayın pederi Zeka Bey için, “Zeka Bey, gerçek, ideal bir hukuk adamıydı. Rumlar, Türkler, herkes Zeka Bey’in yargıç olarak oturduğu davalarda adalete tartışmasız gücen duyardı” dedikten sonra ekledi, “Zeka Bey’in Kıbrıs Türk toplumuna yaptığı en büyük hizmetler Türk İşleri Komisyonu Başkanı olduğu dönemde (1948) gerçekleşti. Orada gerçekleştirdikleri gerçek anlamda bir devrim niteliğindeydi.”
Tam bu noktada Tufan Erhürman’ın yazısından bir bölümü daha sizlerle paylaşmak istiyorum:
“... Türk İşleri Komisyonu’nun hazırladığı raporun Kıbrıs Türk Toplumunun modernleşmesine yaptığı katkılar dört ana başlık altında incelenebilir: Bunlardan ilki; kadının aile içindeki, toplumdaki ve siyasi yaşamdaki yerinin güçlendirilmesidir.
Zeka Bey’in 1933 tarihli yazı dizisinde bu konuya verdiği önem, Türk İşleri Komisyonu raporuna da olduğu gibi yansır. Rapora göre, dört kadınla evlenme hakkı derhal kaldırılmalı, Kıbrıs Türk Medeni Hukuku tek eşlilik ilkesine dayanan bir temele oturtulmalıdır. Evlenme yaşı konusunda bir alt sınır getirilmeli eve erkekler 18 kadınlar 16 yaşından önce evlenmemelidir. Bu yaş sınırı, hakim kararıyla erkeklerde 17’ye kadınlarda 15’e indirilebilir. Ayrıca Türkiye’de günümüzde de uygulanmakta olan evlenme tarihinden en az 15 gün önce ilan koşulu da Türk İşleri Komisyonu’nun o günkü raporunda vurgulanan noktalardan biri olarak göze çarpar.
Bu düzenleme isteğinin o dönemde hızla artan ve Kıbrıs Türk Toplumunun kanayan bir yarası olan “Araplara kız verme” eğilimi ile ilgili olduğu biliniyor. Bu düzenleme aracılığıyla Arap ülkeleri vatandaşlarının Kıbrıs’tan kız almak istemeleri durumunda başka bir evliliklerinin olup olmadığının araştırılacağı bir süre yaratılmaya çalışılmıştır.
Ayrıca evliliğin mahkeme önünde kaydı koşulunun getirilmesi kadının rızasına dayanmayan ya da rızası hilafına olan evliliklere izin verilmesini engellemeye yönelik bir öneridir. Bunlara ek olarak raporda başlık parasının kaldırılması ve kadının mal gibi alınıp satılmasının engellenmesi talep edilir.
Boşanma hukuku alanında da öneriler geliştirilir. “Boş ol” demenin boşanma için yeterli olmayacağı kanunda belirtilen koşullardan birinin gerçekleşmesi durumunda ancak hakim kararıyla boşanmanın mümkün olabileceği bir düzenleme gündeme getirilir. Ayrıca boşanma durumunda mağdur eşe tazminat ödenmesi esasının kabul edilmesiyle kadınların boşanmanın ardından ekonomik çöküntüye girmelerinin engellenmesi hedeflenir.
Son olarak kız öğrencilerin de okula gidebilmesinin önü açılır. Ve sömürge idaresinden kadınlara da seçme hakkı verilmesi talep edilir. Türk İşleri Komisyonu raporunda kadınların aile içindeki, toplumdaki ve siyasal yaşamdaki konumlarının güçlendirilmesi amacıyla yer alan bu düzenleme önerileri o gün için Kıbrıs Türk kadınının yaşamında bir devrim niteliğindedir.
Komisyonun raporunda yer alan bir başka önemli başlık mahkemelerin modernleşmesi ve bağımsızlığıyla ilgilidir. Türk İşleri Komisyonunun bu alandaki en önemli katkısı şeri mahkemelerinin kaldırılması ve yerine Türk Aile Mahkemelerinin kurulmasıydı.
Bundan böyle mahkemeler Evkaf’a bağlı olmayacak ve yargıçların maaşları Evkaf tarafından değil, genel bütçeden ödenecekti. Zeka Bey bu önerileriyle 1933 yılındaki yazılarında dile getirdiği derlenmiş, açık ve öngörülebilir bir mevzuat çerçevesinde çalışan bağımsız mahkemelere ilişkin düşüncesini yaşama geçirmeye çalışır. Şeri mahkemelerinin kaldırılmasıyla artık ne olduğu, neyi düzenlediği önceden öngörülebilen açık belirli yasalara göre yargılama yapıp karar verebilecek olan Aile Mahkemeleri hayata geçecekti. Hiç bir organ ve makama bağlı olmayan modern bağımsız mahkemelerin kurulmasının yolu da bu sayede açılmış oldu.”
* * *
Zeka Bey, Kıbrıs Türk Toplumunun çıkarlarını korurken Kıbrıslı duruşu da hep fark edilirdi.
1963 olayları sonrasında Zeka Bey, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yargının en önemli konumlarında yerini korumuştur.
Toplumdan gelen istekle Cumhurbaşkan Muavinliğine adaylığı da gündeme gelmiş ama dönemim TC Lefkoşa Büyükelçisi Ercüment Yavuzalp’ın sancaktarla birlikte açık tehdidi ile adaylıktan geri çekilmiştir.
Zeka Bey’in siyasi hırsının olmadığını onu tanıyan herkes seslendirir.
Ve 1962’de yaşanan bir olayı yine kızı ve damadından dinliyorum:
“ Rum tarafında ünlü bir çocuk doktorunun oğlunun düğününe gitmiştik. O dönemin Cumhurbaşkanı Makarios da vardı o düğünde. Sohbet sırasında Makarios, ‘Seçimlerde bir tek kişiden çekinirim, o da Hakim Zeka Bey’dir. Çünkü Zeka Bey’i Rum – Türk herkes sayıp sever.”
... Bugün Zeka Bey’in ölüm yıldönümü. Saygıyla anıyoruz... (KIBRIS- 28 Mayıs 2006)
Günün sözü:
İyi insanın değerini zaman yıpratmaz.