Bu köşenin okurları bilir.
Burada akıl satılmaz.
Burada öncelikli amaç toplumun sorgulama yeteneğinin gelişimidir. Bunun için de insan kademeli olarak önce bilgi sahibi olacak... Bu bilgiyle fikir üretecek... Ürettiği fikirle sorgulayacak...
* * *
Anımsayın, küresel ısınmanın sonuçları olarak mevsim değişikliği ve kuraklığın susuzlukla ilgili tetiklediği alarma saygı duymakla birlikte deniz suyundan içme ve kullanım suyu elde edilmesini umut verici yanını bu köşede işaret etmiştim.
Dünyanın üçte ikisi sularla kaplı olduğuna göre insanlığın susuzluk kaynaklı felaket yaşayacağına inanmayanlardanım.
Ülkemizde deniz suyundan tatlı su elde etmenin ilk uygulaması 2000 yılında DAÜ'de olmuştu.
Anahtar teslimi tesis DAÜ tarafından işletildi. Ama verimli olmadı.
Ardından Bafra'da elektrik gideri ve su alım kuyuları devlete ait olmak üzere bir başka ihale gerçekleşti. Orada suyun alım fiyatı 0.97 sent olarak belirlendi. Kapasite artırımı ve Karpaz bölgesine oradan su aktarılması önerisine karşılık şirketin teklifi 1.26 ABD Doları olduğu ön bilgisini masamda duruyor.
Bir süre önce DAÜ ve Mağusa için ihaleye çıkıldı. Kabul gören teklif 0.79 sent.
... Ve en son ihale, “Gazimağusa ve civarı yerleşim birimleri Deniz Suyu Arıtma Projesi”.
İhaleye beş firma teklif verdi.
10 bin metre küp günlük kapasite ve on yıl süre için en düşük teklifi 0.83 sent olarak GES-MBM ortak girişimi verdi. Bu ortak girişimin İsrail'li büyük ortağı GES'in % 60 hisseye sahiptir. % 40 hisse ise yerli üç ortak Mesan Developmen Şti (özalp Nalier), Babycord Cyprus Ltd ( Uygar Yalçın) ve Mediteranean Projeckt and Electronic Ltd'e (Said Zeki Avcı) aittir. Bu ortaklık daha DAÜ-Mağusa Belediyesi ihalesine katılmış ancak az bir farkla ihaleyi kazanamamıştı.
İhalede ikinci en düşük teklifi Cyprus Pool ltd 1.23 ABD doları olarak verdi.
0.83 sentlik teklifin içinde Magusa'ya kadar yaklaşık 12 kilometrelik ishale hattı, elektrik ve deniz atık botu hatları dahildi.
Hükümet en uzak nokta olan Gaziköy'e kadar 21 köyü de projeye dahil etmeyi gündeme getirdi. Arıtma noktasında bir maliyet artışı söz konusu olmadan tek yenilik yaklaşık 54 kilometrelik ishale yani su boru hattı döşenmesiydi.
Bu noktada iki alternatif vardı. Bir... Devlet kaynak yaratık yaklaşık dört milyon dolara ishale hattını döşer, suyu 0.83 sente almaya devam eder.
İki... İshale hattı da ihaleyi alan firma tarafından yapılır. Ton başı su fiyatı ona göre belirlenir.
Hükümetin kaynağı olmadığı için ikinci şıkkı önerdi. Firma kabul etti ve ishale hattı yapımıyla birlikte suyun metre küp yani ton fiyatı 0.83'ten 0.30 sentlik bir artışla 1.13 dolara çıktı.
* * *
Önceki gün MESAN'a gittim yerli üç ortak şirketin temsilcili Özal Nailer, Uygar Yalçın ve Said Avcı ile konuştum.
Sizlerle paylaştığım bilgilerin kaynağı da o görüşmemdir.
Kamu oyuna yansıtılan 11 milyon doların kaynağını sordum?
Özalp Nailer hesap makinesini önüne alıp sesli bir şekilde hesapladı:
“ İshale hattı yapımı bize ait olunca 0.30 sentlik bir fark oluşuyor. Bunu sırasıyla 10 bin (metreküp), 365 (gün) ve 10'la (yıl) çarparsanız 10 milyon 950 bin dolara ulaşırsınız.”
Bu hesaplamadan sonra ekledi: “ Hesap bu kadar açık. Hükümet isterse ishale hattını kendi yapsın, sorumluluğunu üstlensin, bizler ton fiyatı 0.83 sentten on yıl süreyle sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazırız. Ortada şu ana kadar yapılan en ucuz ihale vardır. Rekabet koşulları tekliflerin düşmesine neden olmuştur.”
Özalp Nailer'in şu sözlerini de not ettim: “ Politik yaklaşımlarla hareket edilmesi bizleri üzüyor. Ortada karanlık hiç bir bölge yok. Şirketin ortaklık yapısı da ortada. Keşke konuyu gündeme taşıyan siyasi arkadaşlar bizlerle de temasa geçip ayrıntılı bilgiye ulaşmış olsalardı.”
* * *
Yazdıklarım ortada. Mutlaka fark ettiniz yorum katkım neredeyse sıfır.
Konuya duyarlılık gösteren UBP Lefkoşa Milletvekili İrsen Küçük, sizlere aktardığım bilgilerin gerçeği yansıtmadığı görüşündeyse ve yeni bilgileri kamu oyu ile paylaşmak istiyorsa köşem o bilgilere açıktır.
Günü sözü:
Karanlık, bir mum ışığına yenilmeye mahkumdur