En son söylemem gerekeni bu noktada yazayım... KULÜPLERİN GİDİŞATI HİÇ DA İYİ DEĞİL.
Pek çok kulübün durumu ülke maliyesine benziyor. Paranın bol günlerinden futbolumuz da “nasibini” aldı.
Kolay ve çok kazananlar takımların kasalarına doping yapıp liglerde, “fırtınalar” estirip, takımdan önde onlar şov yaptı.Ama işler bozulunca zirvelerde gezinen pek çok takım inişe geçti.
Pek çok neden futbolu dünyanın en popüler spor dalı yaptı.
Biraz abartılı olacak ama, “Nerede insan varsa orda futbol var”.
Dünya medyasında uç noktalardan futbol görüntüleri dikkat çeker. Bir tarafta profesyonel karşılaşmalardan görüntüler, öte yanda dünyanın en yoksul ülkelerinde çıplak ayakla bir topun peşinde koşan çocuklar...
Futbolun oyun kurallarını, futbola en uzak duranlar tarafından bile bilinir.
Futbolun popülaritesi ve yarttığı çekim merkezi futbolu saldırı altına soktu.
Çok yayğın kullanılan bir tanımlama var: “FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR.”
Keşke futbol sadece futbol olarak kalsaydı.
O zaman futbolun ruhunda da sporun olimpik ruhu yaşardı.
Futbolun ekonomik anlamda kazandığı zenginliğin kazanımları inkar edilemez. Ancak gelişmiş ülkelerin koşulları bu değişimi sportif anlamda da kaldırırken, ekonomisi benzer değişimi kaldırmayan ülkelerde futbol hatalı tırmanışların altında ezilir oldu.
***
Adı spor ama fiilen futbol kulübü olan kulüplerimizde genel kurullar yaşanıyor.
21 Haziran’da da Futbol Federasyonu Genel Kurulu yapılcak.
Yoğunluğuma rağmen en azından spor sayfalarından futbolumuzdaki yönetim operasyonlarını izlemeye çalışıyorum.
Fırsat bulup Futbol Federasyonu ile ilgili görüşlerimi de yazmak isterim. Ama bugün ağırlığı kulüplere vermek isterim. Hatta yazımın hedefini daha da daraltıp K. Kaymaklı’yı yazacağım...
***
En son söylemem gerekeni bu noktada yazayım... KULÜPLERİN GİDİŞATI HİÇ DA İYİ DEĞİL.
Pek çok kulübün durumu ülke maliyesine benziyor. Annan Planı sonrası inşaat sektöründeki patlamayla Kuzey Kıbrıs’a ülkemiz ekonomik dengelerini etkileyecek boyutta para aktı.
O gelirin kesilmeyeceği düşüncesiyle en başta devlet ayağını çok fazla uzattı.
Sabit giderler o gelirlere göre düzenlendi... Çeşmenin suyu kesilince devlet maaşları ödemek için her ay avuç açar hale geldi...
Paranın bol günlerinden futbolumuz da “nasibini” aldı.
Kolay ve çok kazananlar takımların kasalarına doping yapıp liglerde, “fırtınalar” estirip, takımdan önde onlar şov yaptı.
Ama işler bozulunca zirvelerde gezinen pek çok takım inişe geçti.
***
Hiç kimse alınmasın.
Ya da yarası olanlar gocunsun.
Uzunca bir süredir kulüplerin yönetiminde, yönetim becerisi olanlar değil, cüzdanı kabarık olanlar var...
Parayı verenlerin iradesi genel kurulun iradesinin üzerindedir.
Maç hasılatları ile aidat gelirleri kulüplerin en temel giderlerini karşılamaya yetmezken, fublolda profesyonellikten bahsediyoruz...
Futbolcular en yalın tanımlamayla paraya alıştırıldı.
Futbolcuların büyük çoğunluğu için en iyi yönetici parayı bulup buluşturup veren yöneticidir.
İşin en dramatik yanlarından biri hükümetin yanlışlığı tartışılmaz bir yaklaşımla futbolun adeta iğfal edilmesine milyonlarca YTL vererek katkı koymasıdır.
En iyi spor bakanı kimdir?
Parayı en çok veren.
Geriye gidilip spor bakanlığının ya da spor dairesinin kulüplere yönelik yardım kalemleri incelensin ne demek istediğim çok kolay anlaşılır. Hiç kuşkum yok, azıcık bir inceleme milyonlarca YTL’nin amaç dışı harcandığını ortaya çıkaracak.
***
Genelden özele K. Kaymaklı’ya gelelim.
Mahalle arasında futbol oynamanın ötesinde futbolun heyecanını K. Kaymaklı’da K. Kaymaklı Futbol Takımı ile yaşayarak tanıdım.
Evimiz şimdi yerle bir olan K. Kaymaklı köy merkezindeydi.
Anımsadığım tüm kulüp lokallere yakınımızdaydı.
Eray abim K. Kaymaklı’ya ilk lig şampiyonluğunu getiren kadronun en genç futbolcularından biriydi.
Şehit Hüseyin Ruso, takımın as futbolcusu olmaktan öte abisiydi. Evimize kadar gelip abimlerle ilgilendiğini çok iyi hatırlarım.
Her maç K. Kaymaklı’da heyecan fırtınası estirirdi.
1963 olayları sonrası kulübüzde göç etti.
K. Kaymaklı sevgimin canlı adreslerinden biri de kulüp ve futbol takımımız oldu.
Göçmenlik bizi dağıttı.
Kulübe sahip çıkma bir türlü başarılamadı.
Kulübe içten sevgi ile katkı koyanlara her zaman saygı duydum.
Bu akşam genel kurul var. Son anda bir aksilik çıkmazsa genel kurula katılacağım.
Üye olan herkesi genel kurula katılmaya çağırırım. Gelin, adayları dinleyip kulüpten öte K. Kaymaklı’nın bütünü için oy kullanalım. Kulübün misyonu sıradan bir spor kulübünden ötedir.
Günün sözü:
Yürekten beslenmeyen sevgi, sevgi değildir