Bizi dibelik eşşek yerine godular... Emeğin bir milim gıymatı kalmadı. Merak ederim bundan sonra gelip ne deycekler? Ağıllara elektrik vermedikleri gibi su kuyularına da vermediler. Allah aşkına mazota para mı yetiştirilir? Bu memlekette gılıfına uydurup hırsızlık yaparsan tamamdır, aksine uğraşırsan emeğininan geçinesin kahrından beyaz ciğerin gara olur
Önceki akşam Yıldırım köyündeydim.
Kıbrıs ne kadar küçük olursa olsun Lefkoşa'da masa başı gazetecilik yapmak özellikle köylünün derdine uzaktan bakmaktır... Buna inandığım için her fırsatta köylere gider, köylülerle sohbet ederim. Yıllardır köy köy, mahalle mahalle gezerim.
Yıldırım köyünün insanları çalışkan ve de üretken.
Ekmeklerini avantadan kazanma hesapları yok.
Ülkemiz koşullarında büyük boyutlu hayvancılık yapanlar var... Sulu ziraat yapanlar var...
Kısaca emeklerini verip karşılığını aldıkları oranda mutlu, alamadıkları zaman mutsuzdurlar.
Normal koşullarda emek en yüce değerdir. Çünkü tüm değerlerin yaratıcı kaynağı emektir. Emeğe değer vermek yaşam, insanlığa değer vermektir.
Lafı fazla uzatmaya gerek yok... Önceki akşam dinlediklerimi alt alta koyduğum zaman ulaştığım sonuç şu oldu: KUZEY KIBRIS'TA EMEK EN CÜCE DEĞERDİR!!!
Kimse oturduğu yerden ahkam kesmesin aksini iddia edenlerle anlaşıp yeniden Yıldırım köyüne yeniden gitmeye hazırım.
* * *
Bitmeyen, itmeyen toplumsal boyutlu travmalar insanlarımızın ruh sağlığını bozdu. Çok anlam veremiyorum ama insanlar konuşmaktan derdini isim vererek anlatmaktan korkar oldu.
Konuştuğu için mazot katkı payı kesilen hayvancıyı örnek gösterdiler.
“Peki” dedim, “Siz derdinizi anlatın ne isminizi sorarım ne de fotoğraflarınızı çekerim.”
Yıllar önce “sağlıklı ve doğru olandır” diyerek köyün dışına hayvanlarını taşıyanları dinliyorum:
“ Köyün için hayvancılık olmaz dediler. Zorlama olmaksızın çıktık. Çıkarken de neredeyse bir servet harcadık. Sonra başka bölgeyi de mandra bölgesi yaptılar. Ama biz yerimizden kaçamadık. Senelerdir elektrik beklerik ama YOK!!! Her ay binlerce YTL elektrik parası öderiz. Battık resmen.”
Öteki hayvancı söze girdi:
“ Şimdiki Tarım Bakanı Lefkoşa'da değil gelsin Yıldırım da konuşsun. Daha evvel yem fiyatları arttı mı süt fiyatları da artardı. İlk defa yem fiyatları çıldırdırcasına artı, süt fiyatları yerinde. Hesap kitap ortada sütten aldığım para ve sattığım tosunlar masrafı karşılamaz. Hükümet seyreder bizi yavaş yavaş ölelim.”
... Ve üçünü hayvancı sazı ele alır gibi sözü aldı: “Toprak Ürünleri de Süt Kurumu da Tarım Bakanlığına bağlı, Toprak Ürünleri arpayı peşin para satma kararı aldı. Tama kabul ettik ama o zaman bizden alınan sütün parası da peşin ödensin. Gelip sütümüzü tankere çeken görevli tırak paramızı ödesin. Peşin ödediğimiz gibi peşin da paramızı alalım.”
* * *
Hayvancı resmen dert küpü... Haklı olduklarını anlamak için konunun uzmanı olmaya gerek yok... Hayvancı olmayan köylülerle de konuştum, “Söyledikleri az bile” diyerek haklılıklarının yanında durdular.
Sulu ziraatla uğraşan köylüleri de dinledim.
Yaklaşık dört ay önce teslim edilen patatesin parası henüz alınmadı. Üretici gelecek görmediği için yeni ekimler için hazırlığa başlamadı. Tohumluk patatesleri soğuk hava deposunda bekliyor. Köylünün biri öfkeyle karışık konuştu: “Ama ne ekelim be Hasan Beyi... Bizi dibelik eşek yerine godular... Emeğin bir milim gıymatı kalmadı. Merak ederim bundan sonra gelip ne deycekler? Ağıllara elektrik vermedikleri gibi su kuyularına da vermediler. Allah aşkına mazota para mı yetiştirilir? Bu memlekette gılıfına uydurup hırsızlık yaparsan tamamdır, aksine uğraşırsan emeğininan geçinesin kahrından beyaz ciğerin gara olur.”
* * *
Muhtar sakin sekin dinledi konuşulanları. Köylüler dürtünce konuştu: “Köyde halka açık tuvalet yok. Proje yapıp inşa etmeye kalktık. Durdurdular. Bundan sonra köye gelen memurları tuvalet ihtiyacı için evime götürmeyecem bakalım da görsünler.”
... Ve sitemini de yaptı İçişleri Bakanı Özkan Murat'la ilgili: “Benim bildiğim bakan makam arabasıyla köye geldiği zaman muhtardan, köyün kahvesinden bir geçer. Özkan Bey köye geldi ama bizi çiğneyip partisinin ocak başkanının evine gitti. Bana değil beni muhtar seçen köylüye ayıp etti.”
Günün sözü:
Emeğin ayaklar altında olduğu yerde üretim olmaz