Kötü senaryolar kurmak istemem. Ancak yapılan açıklamalardan çıkardığım sonuçlardan biri de şu. Rum liderliği kurucu devletlerin oluşturacağı ortak devlet yapısını istemiyor. Neden? Çünkü olası bir anlaşmadan yıllar sonra ortaklık bozulursa taraflara kalacak olan kendi parça devletçiğidir. Öyle bir durumda da 1963 sonrası ellerinde kalan tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti modeli çalışmamış olacak.
Rum meslektaşlarım hiç alınmasın ama Kıbrıs Türk tarafından ister Cumhurbaşkanı Talat, isterse sokaktan vatandaşla yapılan söyleşi olsun, Rumcaya çevrilerek yapılan yayımları gözü kapalı doğru kabul etmem.
Yazılanlar önemliyse fırsat yaratıp açıklamayı yapan kişiden ne söylediğini öğrenmeye çalışırım.
Dünkü Filelefteros, manşetini Talat’a ayırdı. Filelefteros’a göre Talat, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Lağvı Şart” demiş.
Rum basının yapılan tercümeden bir bölümü buraya alalım:
“ Fileleftheros tarafından; olası bir çözümden ortaya çıkacak federasyon devletinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dönüşümü-devamı olup olmayacağı sorulan Kıbrıslı Türk lider; yeni ortaklık devletinin AB’de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yerine geçeceğini (replace) savundu ve Türk niyetleriyle ilgili çok açıklayıcıydı.
Talat, sert bir üslupla; ‘ne demek istiyorsunuz’ diye sordu. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını-dönüştürülmesini nasıl kabul edebilirim? Kıbrıs Cumhuriyeti beni yıllardır kuşatma pozisyonuna soktu, pek çok izolasyon tedbiri uyguluyor, bütün hakları ihlal ediyor, hayatımın bütün yönlerine itiraz ediyor, Ada’nın bütün denetimini elde etmek için 1963’ten 1974’e kadar Kıbrıslı Türklere yönelik pek çok saldırı düzenledi ve benden Kıbrıs Cumhuriyeti’ni selamlamamı (salute) mı istiyorsunuz? Yapamam, üzgünüm’ diye ekledi.”
* * *
Mehmet Ali Talat’ın bu sözlerine anında yanıt Temsilciler Meclisi Başkanı Marios Karoyan’dan geldi.Karoyan, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın iki eşit ortaklık devletçiği ile Türkiye garantilerinden söz etmeyi sürdürmesini; Hristofyas gibi siyasi irade ve iyi niyet gösteremediği şeklinde yorumlamış...
Mehmet Ali Talat’ın ne deyip ne demediğini ortaya çıkarma düşüncem yok. Eğer yazılanlar hatalı tercüme ürünüyse Cumhurbaşkanlığının ilgili birimleri bugün düzeltir.
Ancak çok net olarak ortaya çıktı ki çözümle birlikte yeni devlet yapısının ne olacağı konusunda detayı boşverin yolun en başında uzlaşı henüz yok.
Hiç kuşkusuz Talat’ın iki kurucu devletli çözümü nasıl anlayıp tanımladığı önemli. Ancak en az Talat’ın anlayıp yorumladığı kadar Kıbrıs Türk insanının ortalama çoğunluğunun ne anladığı da önemlidir.
Peki Kıbrıs Türk insanı iki bölgeli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı çözümden ne anlar?
Şunu anlar.
İki kurucu devletcik olacak, biri Kıbrıs Türk öteki Kıbrıs Rum devletçiği. Bu iki devletçik, ortak federal devleti oluşturacak.
Talat – Hristofyas anlaşmasında da iki kurucu devletin altı çizilmedi mi?
Çizildiğine göre Rum dostlarımız iki kurucu devletli yapının nasıl olacağını anlatsınlar.
Daha Klerides, Cumhurbaşkanıydı. Kendisiyle yaptığım bir görüşmede şu soruyu sorumuştum: “İki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü kabul ettiğinizi söylüyorsunuz. Ancak hemen ardından da tüm göçmenlerin evlerine dönme hakkını savunuyorsunuz. Herkes evine dönerse iki bölgelilik, iki toplumluluk nasıl olacak?”
Bu soruya politikada sonsuz deneyimi olan Klerides yanıt verememişti. Daha sonra görüştüğüm tüm Rum liderlere aynı soruyu sordum ama gene yanıt alamadım.
Şimdi iki kurucu devletli çözüme Rum tarafından gösterilen tepkide de aynı çelişkiyi buluyorum.
* * *
İsterseniz birlikte düşünelim.
Kurucu devletlerden biri KKTC ya da yeni ismi ne olacaksa Kıbrıs Türk Devleti olacak.
Peki ortak şemsiyenin altında bir de Rum devleti olmayacak mı? Eğer 1963 Aralık ayından beri Rumların egemenliğine girip iki toplumlu anaysal kimliğini yitiren Kıbrıs Cumhuriyeti, ortaklığa katılacak Rum devleti olacaksa bu açıkca söylensin. O zaman yeni bir ortaklık devletine gereksinim olacak ama.
Mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeni ortaklık devleti olması olası mı? Tabii ki olası. Rumlar da kendi kurucu devletçiğini kurar, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti de yeni yapılanmaya uygun yeniden her yönüyle düzenlenir... O zaman olur.
* * *
Kötü senaryolar kurmak istemem. Ancak yapılan açıklamalardan çıkardığım sonuçlardan biri de şu. Rum liderliği kurucu devletlerin oluşturacağı ortak devlet yapısını istemiyor. Neden? Çünkü olası bir anlaşmadan yıllar sonra ortaklık bozulursa taraflara kalacak olan kendi parça devletçiğidir. Öyle bir durumda da 1963 sonrası ellerinde kalan tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti modeli çalışmamış olacak.
Eğer böyle ince hesaplar yoksa adı her neyse eşit kurucu siyasi yapılarla ortak yeni devlet yapısına ulaşmanın ne sakıncası var?
Kurucu devletlerin adı devletse ikisi de devet, eyaletse ikisi de eyalet olacak.
Çözüm karşıtları gibi , “Rumlar bizi Kıbrıs Cumhuriyetine katıp sonra ihtilaf halinde kıçımıza tekmeyi atıp yollarına devam etmek istiyor” dememeye sonuna kadar direneceğim.
Günün sözü:
Ortak düşünceden beslenmeyen ortak dil, ortak olmaz