Geçenlerde gazetelerimizde, dikkat çekmeyen bir küçücük haber yayımlandı...
“Global Compact” ağı içinde yer alan 16 tane Kıbrıslı Türk firması, Ticaret Odası ile Sanayi Odası’nın öncülüğünde çalışmalar yapıyormuş...
Bu firmalar “taahhütlerini” içeren İlerleme Raporları’nı Haziran ayına kadar Birleşmiş Milletler’e sunacaklarmış...
Sevindim...
Kofi Annan bu projeyi, bir kurumsal sorumluluk girişimi olarak 2000 yılında başlatmıştı...
Dünyadaki tüm firma ve şirketlere “Aman ne olur, para kazanırken, biraz da sosyal sorunlara önem verin...” deniyordu...
Yani, Birleşmiş Milletler; vahşi kapitalizmin dünyayı yok eden, yakıp yıkan duyarsızlığına karşın, gönüllü olarak onlardan insanlığın sorunlarını çözmede “yardım”cı olmalarını istiyordu...
Şirketler, “Global Compact”a üye olunca, “taahhüt” altına giriyor ve 10 temel ilkenin altına imzalarını atarak “sosyal sorumluluk” sözü veriyorlar.
Annan’ın bu girişimi; global sorunlar arttıkça tüm dünyada daha iyi anlaşılmaya başlandı.
Son günlerde 500’ün üzerinde kurum Singapor’da biraraya geldi ve dünyadaki iklim değişikliği konusunda nelerin yapılabileceğini görüştü...
Öyle anlaşılıyor ki yeni dünya düzeninde “vahşi”ler gidecek, her şey “güleryüzlü” olacak...
“Global Compact” sözleşmesini imzalayan firmalar şu “taahhütlerde” bulunuyorlar:
-İnsan haklarını desteklemek ve saygı göstermek...
-Örgütlenme özgürlüğünü ve etkin toplu sözleşme hakkını desteklemek...
-Her türlü zorla ve baskı ile işçi çalıştırmanın ortadan kaldırılmasını desteklemek...
-Çocuk işçi çalıştırmanın etkili biçimde ortadan kaldırılmasını desteklemek...
-İstihdam ve meslekle ilgili ayrımcılığı sona erdirmeyi desteklemek...
-Çevre sorunlarıyla ilgili önleyici yaklaşımı desteklemek...
-Çevre sorumluluğunu daha fazla yaygınlaştırmak için girişimlerde bulunmak...
-Çevreyle uyumlu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını teşvik etmek...
-Haraç ve rüşvet dahil her türlü yolsuzlukla mücadele etmek...
Böylesine global bir “ağ”ın içinde yer almak, bizim gibi geçmişinde çok “vahşilik”ler bulunan bir toplum için çok büyük önem taşıyor...
Ne yazıktır ki; bizde özel sektörün bir bölümünde, hala eski “cemaat” döneminin rekabetçi olmayan fırsatçı ticari anlayışlar egemendir...
İnsan haklarına da, tüketici haklarına da zerre kadar saygı duymayan “vahşi” kapitalistler vardır...
Ekonominin kendi içine kapanık olduğu dönemde, bu tür “kapitalist”lerin rekabetçi olmayan düzenden nasıl nemalandıklarını hep birlikte görüp yaşadık...
“Cemaat” düzeninde ticaret yapmanın alışkanlıkları ve global gidişata ayak uyduramama nedeniyle “ehlileşme”yi hiç başaramadık...
Yani; bizim iş dünyamıza, “Güleryüzlü kapitalizm” anlayışı yerleşemedi...
Küçük ülkenin küçük tüccarlarının bir bölümü; her zaman sosyal sorumluluklardan kaçtı... Devletin güç odakları ile “uyum içinde olmayı” önceliklerinin en üstüne yerleştirdi. Bana dokunmayan “yılan” bin yaşasın, dedi... Parasının gücünü hoyratça kullandı... Kendi çıkarlarını korumak için medyada mevziler tuttu... Adamlar satın aldı... Kendisine karşı yayın yapan biri çıkarsa, onu yok etmek için parasını kullandı.
Tabii; sermaye sahipleri içinde, yalnızca “üretim”le uğraşanlar, kazandığı her kuruşu bu ülkenin toprağına gömenler de var...
Onları, zamanında eline geçirdiği “acentelik”lerle, toplumu teslim alan, dilediğini, dilediği fiyattan satarken toplumun kanını emen “vahşi” kapitalistlerle karıştırmamak gerekiyor...
Sivil topluma hiçbir katkı yapmayan, yardım kuruluşlarını kapısından çeviren, çalışanlarının örgütlenmesini asla kabul etmeyen “vahşi kapitalist”lerin sosyal sorumluluk üstlenmesi hiç de kolay değildir...
Ticaret Odası ile Sanayi Odası’nı bu ciddi girişim için kutluyorum...
Dilerim; en küçük fırsatta parasının gücünü kullanan, Colony’lerde siyaseti teslim almaya yönelen anlayıştan, daha global, daha insancıl bir anlayışa doğru gideriz...