Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları, Çetinkaya’nın antrenman sahasını otopark yapmaya kalkınca “Anıtlar Yüksek Kurulu” karşı çıktı, düzenleme polis tarafından durduruldu.
Bu ülkede; eski eserlerin yağmalandığı, korunmadığı, tarihi dokunun hoyratça tarumar edildiği yıllarda “Anıtlar Yüksek Kurulu”nun yetkisi çok sınırlıydı…
1994 yılında, CTP’nin DP ile koalisyon ortağı olduğu dönemde, Eski Eserler Yasası’nda yapılan bir değişiklikle kurulun yetkileri artırıldı...
Kurul üyelerinin seçiminde “demokratik” bir yapı oluşturulamadı ancak “karar”ların Bakanlar Kurulunca “onay”lanması zorunluluğu kaldırıldı.
Hatta; yasaya “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun yetki alanına giren konulardaki kararları kesindir. Kararlar alındığı gün Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer” ifadesi kondu. (46. madde)
Bu da yetmedi... “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun kararlarına uymayanlar bir suç işlemiş olurlar ve mahkûmiyetleri halinde, sekiz yıla kadar hapis cezasına çarptırılırlar” da dendi... (madde 50)
Sanıldı ki; yasa tamam olunca, teknik kadrolar eski eser yağmasına “dur” diyecek, siyasetçi bu işlere karışamayacak ve karışınca da 8 yıla kadar hapis yatacak...
Bütün bu “hüküm”leri ilk önce kim bozdu, biliyor musunuz?
1994’te yasayı değiştiren CTP ve onun Başbakanı...
Geçen yıl; Anıtlar Yüksek Kurulu, Karpaz’a elektrik götürülmesine karşı çıkmıştı.
17 Temmuz 2007 günü oybirliği ile “Bu bölgeye böyle bir altyapının götürülmesinin ciddi zararlar vereceği için uygun bulunmadığı”na karar vermiş ve kararını Resmi Gazete’de yayımlanması için Çevre Bakanlığı’na iletmişti.
Ancak; Çevre Bakanı da, Başbakan da Anıtlar Yüksek Kurulu’nun kararını tanımadılar. Devlet matbaasına göndermediler. Kararı Resmi gazetede yayımlatmadılar.
Böylece Karpaz’a elektrik götürülmesi engellenemedi... Kurul’un kararı neredeyse çöpe atıldı.
Kurulun kendisi bile, bu işten dolayı “rahatsız” olduğunu açıklamadı. Kimse de “Ben altına imza attığım kararların uygulanmamasını içime sindiremem.” demedi...
Elektrik direkleri sıra sıra Karpaz’ın ucuna kadar dizildi... Bu olay da unutulup gitti...
Şimdi; aynı kurul Lefkoşa’da belediyeye karşı bir karar aldı. Hisarların altına oto park yeri yapılmasını reddetti.
Ancak bu kez, ilgili otorite polisi gönderdi ve işlemleri durdurdu...
Karpaz’da yapılmayan, Lefkoşa’da yapıldı...
Başbakan diyor ki “Bu iş zıtlaşmaya gitti. Bir gerginlik yaratıldı. Diyaloğa girmelidirler. Anıtlar Yüksek Kurulu’nun endişeleri nelerdir? Bunları nasıl giderebilirsiniz? Gibi bir yaklaşımla meseleyi ele almak gerekir.”
Doğrudur... Mutlaka bir “diyalog” gerekiyor... Tabii Başbakan böyle yapmadı... Kendisi o zaman aynı kurulla diyaloğa girmedi. Endişelerini dinlemedi. Kararı tanımadı ve bildiğini yaptı...
Şimdi ise Cemal Başkan “Bildiğini yapınca” kıyametler koptu...
Tabii yaşanan tartışma son derecede kırıcı ve hırpalayıcı... Cemal Başkan’ın oto parkı “Çetinkaya’ya çıkar sağlamak” için yapmak istediğini söylemek pek inandırıcı değil... Ancak Anıtlar Yüksek Kurulu’nu “rüşvet” iddiaları ile ilişkilendirmek de asla adil değil...
Aslında durum, son derecede basittir:
Lefkoşa’nın surlar içinde park sorunu vardır. Bunu herkes görüp söylemektedir. Ancak bir türlü adım atılamamaktadır. Eskiden ortaya atılmış çok katlı projeler de yalnızca birer “Seçim vaadi” olarak kalmıştır. Bulutoğluları’nın bu bağlamda adımlar atması hem görevi hem de sorumluluğudur. Hükümet, bu bağlamda Cemal başkan’a yardımcı olmak zorundadır.
Cemal Başkan “Madem ki sizin kararlarınızı Başbakan tanımıyor, ben de tanımayacağım” derse durum daha da karmaşık hale gelecektir.
Oysa; surlar içinin otoparklara acilen ihtiyacı vardır ve Lokmacı’nın açılması ile canlanan surlariçi yaratıcı projelerle desteklenmezse birkaç ay içinde eski “terkedilmiş” statüsüne geri dönecektir.
Anıtlar Yüksek Kurulu, Karpaz’da gösteremediği kararlılığı, Cemal Başkan’a polis göndererek gösterdiğine göre, acaba bu işte bir “Bit yeniği” var mı?
Başbakan bu işe el atmalı ve belediye ile bir teknik devlet kurumunun çatışmasını engellemelidir, diyecektim ki...
Aklıma, önce kendisinin bu kurulu sıfırla çarptığı geldi...
Gene de, konuya bir el atsa, fena mı olur, diyorum ve bekliyorum..