(ZARAGOZA-İSPANYA)
Dünyada en büyük uluslararası etkinlik, kuşkusuz ki FİFA’nın düzenlediği dünya kupasıdır...
Bunun arkasından olimpiyatlar geliyor...
Üçüncüsü ise, “Expo” adını taşıyan fuarlardır...
“Expo” sözcüğü Türk coğrafyasında pek fazla bilinmiyor. Ancak bir süre önce “Expo 2015”e ev sahipliği yapmak üzere İzmir’in “Herkes için sağlık” teması ile aday olması, önemli bir heyecan yaratmıştı... Tabii İzmir, bu yarışta kaybetti ve “Expo” heyecanı da medyadan çekip gitti...
Bundan tam yedi yıl önce, bizler bu işlerden habersiz iken, İspanya’nın 700 bin kişilik Zaragoza kenti “Expo 2008” için yarışı kazanmış ve hemen “Fluvi” adında bir maskot ile tanıtım niçin kolları sıvamış...
İşe koyulmuştu...
Bu “fuar”daki ana tema “Su ve sürdürülebilir gelişme” başlığını taşıyor...
“Expo” bir olimpiyat yarışı gibidir... Ancak, ülkeler ve toplumlar spordaki yetenekleri ile değil; ekonomide, sosyal alanda, kültürde, insanlığa yaptıkları katkılarda birbirleri ile boy ölçüşüyor, birbirleri ile yarışıyorlar...
İspanya’nın kuzeyinde yer alan 2000 yıllık tarihe sahip Zaragoza kentinde gelecek ayın 14’ünde açılacak olan “Expo2008” aslında dünyanın en büyük “Su Festivali” olacak ve herkesin dikkati “Su”ya çevrilecek...
Bilimsel toplantılarda su ile yaşam, su ile enerji, iklim değişikliği ve su, su ve toprak, su paylaşımı, su ve enerji, su ve gıda üretimi, suyun geleceği ve daha birçok konu tartışılacak ve tam 2000 uluslararası uzman görüşlerini sunacak...
Bu çalışmalar sonucunda suyun önemi, kullanımı gibi konularda “Uluslararası Zaragoza Konvansiyonu” imzalanması da gündemde bulunuyor.
Bu yılki fuarda Angola’dan Guatamala’ya, Uganda’dan Vietnam’a kadar tam 106 ülkenin yanında, uluslararası kuruluşların, otonom toplumların ve sivil toplum kuruluşlarının da pavyonları olacak...
30 bin kişinin “Gönüllü” olarak görev yapacağı ve açılışını İspanya kralının yapacağı Expo Zaragoza 2008\'i 8 milyon dolayında ziyaretçinin gezmesi beklenirken, fuar; uluslararası kişiliklerin katılımına da sahne olacak. BM Genel Sekreteri Moon, eski Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov, Avrupa Birliği’nden Solana, bunlardan bazıları...
Fuar; üç ay sürecek ve eğlence ağırlıklı tam 5000 etkinlik düzenlenecek...
Amfitiyatrlar’da, tarihi mekanlarda ve yeni inşa edilen salonlarda dünyanın en ünlü tiyatroları sahne alacak, ünlü filarmoni orkestraları ve şarkıcıları (Örneğin Bob Dylan) konserler verecek, bale, opera ve dans gösterileri yer alacak...
Yalnızca çocukların eğlenmesi için 480 tane “show” düzenlenecek...
“Expo2008”de her ülkenin bir de “Milli Gün”ü olacak... Örneğin Türkiye 13 Temmuz’da büyük bir tanıtım atağı ile fuarda kendini gösterecek... Türkiye, Expo Zaragosa 2008 için Anadolu Ateşi, semazen gösterisi ve Ahmet Özhan konserinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kültürel ve sanatsal etkinlik düzenleyecek.
Kıbrıs (Rum tarafı) da 1 Eylül’de ziyaretçilere kendi “Show”unu sunacak...
Fuar’ın tanıtımı çerçevesinde merkezi organizasyonun daveti ile gittiğim Zaragoza’da dikkatimi çeken en önemli şey; kentin baştan aşağıya yeniden yaratılmış olmasıdır...
Uluslararası uzmanlar, önce kentin fiziki planlamasını yaptılar ve kentin tarihi dokusuna hiç bir müdahalede bulunmadan “Ebro” nehrinin odağında bir “Su şehri” yarattılar... Nehrin taştığı alanlara bir “Su Parkı” yapıldı... Su damlası biçiminde inşa edilen dev “Su kulesi” fuarın ana konusunun adeta anıtı gibi duruyor. Nehrin üzerine ünlü İranlı mimar Zaha Hadid’in çizdiği ve bir sanat şaheserini andıran “pavyon köprü” inşa edildi. 260 metre uzunluğundaki köprünün içine pavyonlar yerleştirildi.
Aralarında Nil ile Amazon’un da bulunduğu dünyanın beş önemli büyük nehri, bir “Nehir akvaryumu” içinde tanıtılıyor...
25 hektarlık fuar alanında en dikkat çekici pavyonlardan biri “Deniz Feneri” adını taşıyor ve tam bir eskimo evini andırıyor... Bu pavyon, sivil toplum örgütlerinin katılımına verilmiş... Kentteki tren istasyonundan fuar alanına çekilen bir tel üzerindeki teleferik ise şehre yığılacak trafiğin fuar bölgesine aktarılmasını amaçlıyor...
Zaragoza’da gazetecilere yapılan “tanıtım”da; dünyanın bu gibi uluslararası etkinlikleri nasıl da kentlerin “dönüştürülmesi”nde etkin bir araç olarak kullandıklarını görüp yaşadım...
Peki biz bu tür kültürel ve sosyal “tanıtım”ların neresindeyiz?
Bu sorunun yanıtını hep birlikte düşünelim diye İspanya’dan tam üç tane yazı yazdım...
Gelecek yazımda, yeniden küçücük dünyamıza döneceğim.