TAK Ajansı, devletin sahip olduğu “kurum”lardan biri...
Asıl görevi; devletin “propaganda”sını yapmak...
Ancak; bütün diğer kurumlarımız gibi, TAK da “dışa” değil, içe çalışıyor...
Yani resmi propagandayı iç kamuoyuna yapıyor...
Böyle olunca da “Türk’ün Türk’e propagandası”nın önemli araçlarından biri haline geliyor...
Bugüne kadar, işbaşındaki politikacılar, bu resmi “ajans”ı, kendi babalarının çiftliği gibi kullanmak istediler...
Kendi haberleri çarşaf çarşaf verildiğinde mutlu oldular, siyasi bildirileri birazcık “kırpılınca” da çıngar çıkardılar...
Yaşadığımız dönem içinde, TAK’tan en çok şikayetçi olanların başında, Talat ile Soyer geliyor...
Hatta Talat, geçenlerde TAK’ın kendisine bağlanmasını talep etmişti...
Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi, medya alanında da bu Hükümetin yapacağı çok işler vardı...
Sol bir parti olarak; medyanın “bağımsızlığını” güçlendirici reformlar yapması, devlet ajansını demokratikleştirmesi, siyasal yapımız açısından “kalıcı” eserler olacaktı...
Yapmadı... Hatta denemedi bile...
Tabii TAK Ajansı, yönetiminin ve enerjik genç kadrosunun da katkısıyla süreç içinde, yerli medyayı “besleyen” biricik bir haber kaynağı oldu...
Bültenlerinde; muhalif partilerin, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri ve eylemleri de yer almaya başladı...
Zaman zaman bu işlerin “doz”u kaçtı, haber niteliği olmayan parti örgütlerindeki gelişmeler, kişisel, ticari konular da bu bültenlerde yer aldı...
Sonuçta; yerli medya TAK Ajansı’na “haber” bakımından bağımlı kılındı... Muhalif de olsa, hükümet yanlısı da olsa, her medya kurumu bu “ajans”tan yararlanıyor...
Yayımladığı bültenleri alıyor, dilediği gibi kullanıyor...
Bizler; devletin internet üzerinden sunduğu bu “hizmet”in geliştirilmesini, yılların birikiminin bir “arşiv” olarak değerlendirilmesini, aranan her geçmiş eylemin kolayca bulunmasını, böylece medyadaki “araştırmacı” yanımızın güçlendirilmesini beklerken, ne oldu biliyor musunuz?
Maliye Bakanlığı “aniden” TAK Ajansı bültenini alan yerel medya kurumlarından ayda 2,5 milyar TL. talep etti...
Aslında, TAK Ajansı’nın bülteni internette yayımlanıyor. Aboneler de “şifre” ile girerek bu haberleri kullanıyorlar.
Yani; sizin için, size özel olarak sunulan bir “hizmet” söz konusu değil...
Buna rağmen, Hükümet “inadım inat” dedi ve medya kuruluşlarına bugüne kadar süre tanıdı...
Ajans ile sözleşme imzalamayanlar, yarından itibaren bu hizmetten yararlanamayacaklar...
Yani; bizzat “devlet” kendi propagandasını yapan “haberler”i para ile satmaya karar verdi.
Yurttaşına, resmi ağızlardan çıkan “haber”lerin duyurulmasına bile “ambargo” koydu...
Talat ne dedi, Soyer ne yaptı, Avcı nerelerde gezdi, bunları okuyucuya, dinleyiciye sunmak için, medya; gücünün çok ötesinde devlete “para” ödeyecek...
Tabii; bu karar alındığında, medya ciddi anlamda bir ses çıkarmadı...
Gazeteci örgütlerinden de yalnızca Basın Sen bu işi bir bildiri ile kınadı...
Hatta “TAK paralı olsun, böylece gazetelerimiz haber üretimini artırsınlar, hazıra konmasınlar” diyenler bile oldu...
Bu; “Narenciye üreticisine dönüm başına parasal destek vermeyelim, böylece daha çok üretsin” demeye benziyor...
Tabii; medya kurumlarının önemli bir bölümünün “ses” çıkarmaması da içinde bulunduğumuz acı durumu gösteriyor.
Hükümet; “al gülüm-ver gülüm” ilişkisi içinde bulunduğu medya kurumlarının “nema”sını da “mama”sını da bol bol veriyor.
Onlar için ayda 2,5 millyar “Geri ödeme” elbette ciddi bir sorun yaratmayacak...
Ancak; bu “mamma”dan kendisini uzakta tutanlar, hükümetin ne yaptığını, Talat’ın neler söylediğini günü gününe öğrenemeyecekler...
Okurlarına, dinleyicilerine, izleyicilere duyuramayacaklar...
Çok fazla “akıllı” davranmayan yönetimdeki politikacıların bu işteki “hesap”larına akıl erdirmek gerçekten çok güç...
Belki Meclis’te görüşülecek olan TAK Yasası’nın tartışılması sırasında bir vekil “Yerel basından para alınmaz” diye bir öneri sunar da, bu akılsızlık sona erer...
Var mı böyle bir vekil?