Sondakika Last Digital - 444 0 100 - Yenikent, Lefkoşa Kıbrıs Postası, FACEBOOK`ta - Gurubumuza siz de katilin !!! Özge Taşker - Healthy Life - Sağlıklı Beslenme ve Diyet Merkezi - 22 92 286 - Marmara Bölgesi, Lefkoşa Alo Vitae - Vitae Veteriner Kliniği ücretsiz danışma hattı: 22 40 953 - Yenikent - Lefkoşa
kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
22 Kasım 2008, Cumartesi Reklam  |  Künye  |  Ýletiþim  |  Sýk Kullanýlanlara Ekle  |  Açýlýþ Sayfasý Yap
Sondakika Mağusa'da bankanın camlarını kırdılar Şeyh Nazım'ın gölgesi ÖRP'de!.. Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu? Talat Erdoğan'la görüştü Öymen:Kıbrıs Girit gibi elden gidiyor Yusuf'u sevenleri uğurladı Bizim Parti ÖRP'ye katıldı Revü Kızlarını baba göndermiş Korineum'da Golf keyfi başkadır

  ARÞÝV
   

 RÖPORTAJ
ERALP ADANIR MEHMET EŞREF VAİZ'LA KONUŞTU
Kum Saati başlıklı röpartajlarıyla Eralp Adanır artık Kıbrıs Postası'nda. Eralp Adanır'ın ilk röportajı Kıbrıs Türk.K...

 ÇOK OKUNANLAR
Michael Jackson Müslüman oldu
 
TMK öğretmen ve öğrencilerinden protesto
 
Mağusa'da bankanın camlarını kırdılar
 
Mahkumlar kavgada, gardiyanlar grevde
 
Rumlar AİHM'e götürülüyor
 
Kıbrıs sorunu dayatma ile çözülmez
 
Avcı Katar'a gitti
 
Hedef yazda referandum
 
Melek geliyor! Hazır mısınız?
 
Harika Seks İçin Basit Yöntemler
 
Lefkeliler Korineum'daydı
 
BKP Özgür'ü andı
 
CTP Lapta ocak kongresi gerçekleşti
 
Obama'dan iddalı ekonomik paket
 
Kraliçe adayından skandal iddilar!
 

 YORUMLANANLAR
Egemenlikten feragat etmeyeceğiz [1]
 
Hristofias'tan Türkiye'ye şartlar [3]
 
Talat'la aramızda sorun yok [1]
 
Şeyh Nazım'ın gölgesi ÖRP'de!.. [5]
 
“Eroğlu UBP’ye Zarar Verdi” [5]
 
Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu? [7]
 
Havan'a karartma uygulandı [1]
 
"İhale iptal edilmeli” [2]
 
Bizim Parti ÖRP'ye katıldı [9]
 
Kıbrıs Girit gibi elden gidiyor [2]
 
Hitler'in müthiş sırrı! [2]
 
13. Maaşlar verilecek [1]
 
Cemal belediyeyi batırdı [4]
 
Kıbrıs'ta fırsat kaçmamalı [1]
 
Meğer taş düşmüş [2]
 

KKTC ve Federasyon
Rauf R. DENKTAŞ
Yunan Entrikası başladı
Prof.Dr.Ata ATUN
Keşke romantizmle olsa
Mete TÜMERKAN
İzin cenneti
Erdinç GÜNDÜZ
Gençlerin duyarlılığı...
Hasan HASTÜRER
Tahsin Ertuğruloğlu: Ekonomi ‘Berbat’ durumda
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu ülkedeki ekonomik durumu ‘berbat’ olarak nitledi ve “Artık görüldü ki palyatif tedbirlerler bu iş olmuyor” dedi. Hükümetin durumu düzeltme kapasitesinin söz konusu olmadığının altını çizen Ertuğruloğlu, “Geldiğimiz aşamada temel olan sürdürülebilir bir ekonomik politikanın ortak akılla yürürlüğe konulmasıdır. Ülkenin buna ihtiyacı vardır. Geçmiş yıllarda uygulanan politikalarla, popülizmle, devlet ağırlıklı bir politika ile bir yere gidilemez” diye konuştu.UBP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, Ekonominin Sesi’nin sorularını yanıtladı.
   1 Eylül 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ertuğruloğlu,” En büyük sıkıntımız popülizmdir ve biz kendimizi popülizmden kurtaramadığımız sürece de ekonomik aklı öne çıkaramayız. Ekonomik ortak aklı oluşturamayız” şeklinde konuştu. İşte sorular ve Ertuğruloğlu’nun yanıtları:

SORU: Ülkenin ekonomik durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz:

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Ülkenin ekonomik durumu kelimenin tam anlamı ile berbat. Ülkenin en büyük zaafiyeti sürdürülebilir bir ekonomik politikaya sahip olmaması. Hep birkaç yıl canlılık getirecek faaliyetler gündeme gelir ve bunun sonunda da düşüşler yaşanır. Bunun nedeni alınan palyatif tedbirlerdir. Artık görüldü ki palyatif tedbirlerler bu iş olmuyor. Ülkede yaşanan sıkıntının temelinde sadece CTP’nin yanlışları yatmamaktadır. Yapısal yanlışların üzerine eklenen CTP’nin yanlışları ülke ekonomisini ciddi anlamda zora sokmuştur ve ülke olarak ekonomik anlamda çok kötü günlerden geçmekteyiz. Bir muhalefet partisi lideri olarak sorumsuz, ucuz politika yapmak istemiyorum; yani biz, ucuzculuğa kaçamayız. Yapısal bozukluktan dolayı inişli çıkışlı süreçler geçirdik. Bunu gözardı edemeyiz. Yapısal zaafiyetin üzerine eklenen CTP’nin bilinçli ya da bilinçsiz yanlışları kamudaki yükü artırdı, özel sektörün önünü açamadı. Sonuçta ülke tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Hükümetin durumu düzeltme kapasitesi de söz konusu değil.

SORU: Sizce hükümet bu ortamı düzeltebilecek önlemler alabilir mi?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Ben CTP’nin mevcut durumu düzeltmek isteyip istemediğinden emin değilim. Kıbrıs sorunu konusunda izledikleri politikaya baktığınızda kötü gidişi, bu politikalarına destek olarak kullanıyor olabilirler. İnsanları bıktırıp, umutsuzluğa kapılmalarını sağlayıp, varılacak bir anlaşmayı kabul etme noktasına onları getirmek isteyebilirler. Bunun için ne yapmak istediklerinden emin değilim. Kamuya aşırı derecede yüklendikleri için Anavatan Türkiye’den ek yardım talep etmeleri de dikkat çekici oldu. “Türkiye’den tek kuruş almayacağız” diyenlerin, Ankara’dan 200 trilyonluk talebimiz var deyip vatandaşa Türkiye’yi hedef göstermeleri de iyi niyetle bağdaştırılamaz. Sanki suçlu Türkiye... Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’ye bu hükümet döneminde tarihinde sağladığı en büyük katkıyı sağlamaktadır. Protokollerle belirlenmiş miktarların üzerinde para gelmeyeceğinin bilinmesi gerekirdi. Protokolde taahüt edilenler KKTC hükümeti tarafından yerine getirilmeliydi. Siz protokollerin gereğini yapmadınız, yanlış ve ucuz politikalarla ülke ekonomisini ciddi bir darboğaza sürüklediniz. Bunun sorumlusunu da sanki Ankara gibi göstermeye çalışıyorsunuz. Bu iyi niyetli bir yaklaşım şekli değildir. CTP hükümetinin bu tutumu kabul edilemez. Geldiğimiz aşamada temel olan sürdürülebilir bir ekonomik politikanın ortak akılla yürürlüğe konulmasıdır. Ülkenin buna ihtiyacı vardır. Geçmiş yıllarda uygulanan politikalarla, popülizmle, devlet ağırlıklı bir politika ile bir yere gidilemez.

SORU: Peki ne yapılmalı?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Bu işler sadece söylemle olmaz. Söylemde değil, eylemde de devlet küçültülmelidir. Özel sektör teşvik edilmelidir. Bürokrasinin, ekonomik çarkların dönmesini zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir faktör olduğu bir yapı oluşturulmalıdır. Bunun için de yaratıcı ve cesur olmak, ülkeyi iç ve dış yatırımcıya cazip kılmak gerekir. Piyasayı ucuzlatmak lazımdır. Güney Kıbrıs’ı cazip olmaktan çıkarmak lazımdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik büyüklüğünü buraya yansıtmak lazımdır. Artık korumacılığı bir yana bırakmak gerekir. Zaman, söylemleri bir yana bırakıp somut adımlar atma zamanıdır. Kamuyu küçültürken özel sektörü büyütmek yatırımları artırmak gerekir. Bu da bir ekip işidir. Ülkedeki mevcut oturmuş yapı yeniliğe engeldir ve bu devlet ağırlıklı mevcut yapının artık aşılması lazımdır. Herkes devlette çalışamaz. Bu gerçeği görmemiz lazım. Özel sektörle devlet arasındaki dengesizliği ortadan kaldırmak lazım. Tabi bu hemen olabilecek birşey değildir. Bir süreç işidir. Ancak bu süreç de artık başlatılmalıdır. 5 yıl sonra seçilmemeyi göze alacak bir kararlılıkla bu süreci çalıştırmak lazımdır. Zaman, yapılması gerekenleri erteleme zamanı değildir. Ulusal Birlik Partisi, yaratıcı, cesur ve kararlı bir şekilde ülkede ekonomiyi düzlüğe çıkaracak yeni kadrolara ve bilgi birikimine sahiptir.

SORU: Peki sorun nerdeydi de bunca yıldır bunlar yapılmadı?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Kıbrıs Türkü’nün geçmişten beri en büyük zaafiyeti ekonomik vizyona sahip politikacılara sahip olmamasıdır. Siyasette yer alanların ise devlet ağırlıklı politikaları gündeme getirmiş olmaları da bir başka nedendir. En büyük sıkıntımız popülizmdir ve biz kendimizi popülizmden kurtaramadığımız sürece de ekonomik aklı öne çıkaramayız. Ekonomik ortak aklı oluşturamayız.

SORU: Ambargolar da ekonominin gelişmemesinde bir etken değil miydi?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Amarbolar da bir etkendi ama ben ambargoların aşılabileceğine inanıyorum. Ambargo deyince belki ulaşımdaki sıkıntı kısa zamanda aşılamayabilir ama onun dışındakiler yapılacak doğru ekonomik faaliyetlerle aşılabilir. Ülkemizi yatırımcılara, ürettiklerimizi dış pazara cazip kılmakla birçok engel aşılabilir. Birleşmiş Milletler kararlarında KKTC’ye ambargo uygulansın diye birşey yoktur. ABAT Kararları evet vardır ama illa ki AB’yle ticaret yapmamız ve başka pazarlar aramamamız gerekmez ki. Başka piyasalara yönelerek bu sorun aşılabilir. Bunun için yaratıcı olmak lazım, arayıp, zorlayıp çıkış yolları bulmak lazım, ambargoları siyasi malzeme olarak görmemek lazım.

SORU: KKTC’de üretilen mallarla uluslararası alanda rekabet edilebilir mi?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Biz birşey üretmiyoruz ki... Üretmeyen bir ekonomide iş daha da zordur. Ne derece sanayi, ne derece hizmet sektörü, bankacılık, finans, hi-tech, konularında bu ülke cazip bir konuma getirilebilir? Buna bakılmalıdır. CTP narenciyeyi de bitirdi; dolayısıyla, gelinen aşamada klasik yaklaşımlarla bir yere varılamaz. Klasik yaklaşımlar bir yana bırakılmalı, yaratıcı fikirler öne çıkarılmalıdır. Önümüzde birçok seçenek vardır. Bunlar üzerinde çalışmamız lazım. Kendinizi cazip bir ülke konumuna getirmeniz lazım. Bunun için de herkese görev ve sorumluluklar düşmektedir. İşadamları da bu konuda girişim yapmalıdır. Devlet de girişim yapacak işadamlarına destek olmalıdır. Yepyeni bir vizyonla yola çıkılmalıdır. 1974 sonrası dönemde koşulların belki de zorlaması nedeniyle başlangıçta devlet ağırlıklı bir yapıya ihtiyaç vardı, ama artık 1974 sonrası koşulları değişmiştir. Değişen koşulları doğru algılayıp alternatif politikalar üretecek yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Vizyon değişmeli, özel teşebbüs teşvik edilmelidir.

SORU: Bu nasıl teşvik edilecek?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Yeni koşullarda hangi tür sanayi geçerlidir buna bakmalı, ülkenin mukayeseli avantajları, dezavantajları ortaya konulmalı ve değerlendirilmelidir. Üretimdeki maliyeti ucuzlatacak şekilde sanayi teşvik edilmelidir. Son gelen zamlarla sanayiciye de turizmciye de ciddi bir yük binmiştir. Bunun sonucunda da maliyetler bir o kadar daha artmıştır. İnşaat sektöründeki maliyetler de acayip bir şekilde yükselmiştir. CTP, yaptığı uygulamalarla üretim maliyetlerini çok yükseltmiştir ve hükümetin yükselen bu maliyetleri aşağıya çekmesi gerekir. Yapılan zamlar aşağıya çekilmelidir ama tabi ki CTP hükümeti devlete yaptığı aşırı istihdamlardan kaynaklanan yükü hafifletmeden bunu yapamaz. Özel teşebbüs güçlendirilerek ekonominin nefes alması sağlanabilir. Ama hükümetin ekonomik konulara bakışı buna da imkan vermemektedir. Yoksa özel sektörde büyüme ve güçlenme sağlanabilse bu alanda istihdam olanakları gündeme gelecek, kamuya dönük talep azalacaktır. Önemli olan kamuya dönük talebi azaltabilmek ve özel sektöre olan istihdam talebini artıracak dengeyi kurmaktır. Gerekirse biz siyasetçiler 5 yıl sonra seçilmeme riskini de göze alarak ciddi ekonomik dönüşümlere imza atabilmeliyiz. Engeller karşısında yılmadan, geri adım atmadan kararlı bir şekilde yapısal dönüşümü sağlamalıdır. Tabi bu noktada işin bir de başka bir boyutu vardır: Bireyle devlet ilişkisi boyutu. Bireyin devlete, aldığı ücretin karşılığını vermediği mevcut yapı da sona erdirilmelidir. Bireyin sorumluluk bilinciyle üretken bir hale getirilmesi lazımdır. Birey devlete karşı, devlet bireye karşı sorumlu olmalıdır. Birey aldığının karşılığını vermeli, verdiğinin karşılığını almalı. Kamuda ödül ve ceza sisteminin çalıştırılacağı bir yapı oluşturulmalıdır. Elbette ki bu söylediklerime karşı çıkanlar olacaktır ama mevcut durum devam edemez. Hep tek taraflı vererek de bir yere varılamayacağı görülmüştür. Herşey karşlıklı olmalıdır. Birey, sorumluluğunu bilmeli, devlet ise devlet olmanın gereklerini yapmalıdır. Bu yönde de uğraş vermemiz lazımdır. Sahip çıkmamız lazımdır. Vatandaş devletine sahip çıkmalı, devlet de vatandaşına.

SORU: Mevcut durumda devlete karşı bir güvensizlik söz konusu. Bunu nasıl yorumlayacaksınız?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Kıbrıs Türk halkının devlete karşı bir güvensizlik içinde olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Hak, hukuk, adalet anlayışı tam olarak sağlanmadan maalesef bu güven sağlanamaz. Tabi ki gelinen aşamada, yani bu güvensizlik konusunda her iki tarafın da hatası vardır. Sistem gözden geçirilmelidir. Bu da bir ekibin yapacağı iştir. İnanan, zaafiyeti gören ve süreç içerisinde hataları düzelterek güveni sağlayan somut adımlar atacak bir ekip gereklidir. Hem içteki yapıyı düzeltme konusunda hem de yatırımcıya, işadamına ülkeyi cazip hale getirme, piyasayı ucuzlatma, fonları, vergileri aşağıya çekme konusunda adımlar atılması lazımdır. Vergi oranları yükseldikçe daha çok vergi toplanamıyor. Bu gerçeğin dikkate alınması lazımdır. Vergi aşağıya çekildikçe daha çok vergi toplanır. Yüksek vergi politikaları ekonomiyi kayıt dışına iter. Gelir vergisi oranları %5-10 oranlarına çekilmelidir. KDV ağırlıklı bir vergi sistemi uyuglanmalıdır. Tabi ki, KDV uygulaması konusunda da dikkatli olunmalıdır. Özellikle temel gıda maddelerinde KDV ciddi oranlarda aşağıya çekilmeli gerekirse sıfırlanabilmelidir.

SORU: Sadece KDV ile bu iş mümkün mü?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Ekonomik çarkların dönmesi önemlidir. Çarklar döndükçe ve bu çarkların dönüşü kolaylaştırıldıkça devletin payını alacağı bir sistem kurulmalıdır. İşte bunun için fonlar, gümrükler aşağıya çekilmelidir. Yüksek fon ve gümrükler hayatı pahalılaştırmaktadır. Hükümet bunu eşel-mobille dengelemeye çalışmaktadır ama bu artık bir kısır döngüye girmiştir. Bir yandan hayat sürekli pahalılaşıyor, bir yandan hükümet bunu vergileri artırarak kamu açığını kapatmaya çalışmak suretiyle dengelemeye çalışıyor ve sonuçta hayat sürekli pahalılanıyor. Bu artık böyle gitmez. Hükümet, piyasalara müdahele etmekten vazgeçmelidir. Hükümet, halkın daha fazla elini cebine sokmamalıdır.

SORU: Resen vergi konusunda bakışınız nasıl?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Resen vergi ne etik ne de adil bir vergidir ve de hiçbir mantıklı izahı yoktur.

SORU: Kıbrıs meselesinde taraflar anlaşırsa, peki ekonomik olarak bu nasıl yansır?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Ekonomimiz mevcut koşullarda dışa açılmaya hazır değildir. Ekonomide sürdürülebilir bir ekonomik yapıya sahip olunmadan dışa açılınması halinde kaybeden taraf oluruz. Bu noktada çok dikkatlı ve hassas olunmalıdır. Kendi kendimize olan güvenimizi abartarak biz herkesle ve herşeyle başa çıkarız düşüncesi ile hareket etmek de doğru değildir. Dünya koşullarındaki ekonomik faaliyetler dikkate alındığında işadamlarımızın mevcut ekonomik alt yapımızda onlarla rekabet edip başa çıkması zor olacaktır. Biz UBP olarak, anlaşma dediğimizde bizim için bir egemen devlet kuzeyde, bir egemen devlet güneyde, iki devletin varlığına, egemen eşitliğine dayalı yeni bir ortaklıktan söz ederiz. Yakın bir zamanda böyle bir anlaşma beklemiyorum. Bu aşamada benim için esas olan KKTC’nin güçlendirilmesidir. Bir anlaşma olacaksa da güçlü sürdürülebilir bir ekonomik yapıyla bu ortaklığa girebilelim. Güçlü bir KKTC yaratılırsa kurulacak ortakılıkta daha rahat hareket ederiz. Ekonomik eşitlik de bütünlüklü bir anlaşmada esas olmalıdır. Güney Kıbrıs ile yakın bir gelecekte anlaşma olasılığı bence yoktur. Böyle bir noktaya ekonomi hazır olmadan gelinirse Kıbrıs Türkü ciddi sorunlar yaşar.

SORU: Bazı çevreler çözüm ya da anlaşma olmadan ekonominin düzelmesinin mümkün olmadığını iddia ediyor. Buna ne diyeceksiniz?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Ekonominin düzelmesini çözüme bağlamak doğru değildir. “Ben adam olamam, gelsin biri beni düzeltsin” yaklaşımını ben kabul edemem. Dolayısyıla Kıbrıs Türk halkına bunu hakaret olarak algılarım. Kıbrıs sorunu nedeniyle aşılamayacak sıkıntı yoktur. Yeter ki inanalım ve yaratıcı olalım. Yatırımcıları buraya çekelim. Korumacı zihniyetle bir yere varılamaz. Tabi ki kendi işadamlarımızın zarar görmesini engelleyici bir şekilde bunu yapacaksınız. Ortaklıkları teşvik edeceksiniz. Bir yandan kendi sermayenizi bir yandan da ekonominizi büyütecek bir ortam oluşturmalısınız.

SORU: Bu noktada Türkiye’nin rolünü nasıl görüyorsunuz?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti ön planda olacak ama sadece Türkiye Cumhuriyeti’nden değil başka ülkelerden de büyük işletmelerin, yatırımcıların buraya gelmesini sağlayacak, buradaki işletmelerle işbirliklerini sağlayacak bir model öngörüyoruz. Tabi ki Türkiye ekonomisinin büyüklüğünü buraya yansıtabiliriz. Buna mevcut yapıdan nemalanan bazı kesimler karşı çıkabilir. Ama önemli olan ekonomiyi büyütmek, sorunların aşılmasını sağlamaktır. Bu da ülkeyi cazip hale getirerek ve karşılıklılık esasını göze alarak yapılabilir. Korkmamak lazım. Cesur ve yaratıcı olmak lazım. Bu arada ilginçtir, ekonomiyi darboğaza sokan, berbat eden hükümetin turizim bakanı geçenlerde %29’luk doluluk oranlarını başarı olarak lanse etmek istedi. Bu doluluk oranları başarıyı değil başarısızlığı gösterir.

SORU: İnşaat sektörünün rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: İnşaat sektörüyle hükümet çok oynadı. Maliyetlerle çok oynadı. Mülkiyetlerle ilgili kuşku yaratacak adımlar attı. Tapuların verilmesi geciktirildi ve sektör zora sokuldu. Emirnameleri de unutmamak lazım. Emirnameler çok gerçekçi emirnameler değildi. Bu arada bankalar devletin verdiği tüm tapuları ipotek olarak kabul etmelidir. Bu konuda hükümet güven vermedi. Topraklarınızdaki mülkiyeti bu kadar sorgulatırsanız tabi ki bankacılar da tedbir alır, risk almak istemez. Dolaysıyla hükümetin yaptığı son derece yanlış uygulamalar, inşaat sektörünü zora soktu. Bu arada, Orams davası konusunda da hükümet ciddi yanlışlar içerisindedir ve gerekli savunma yapılmıyor. Bu konuda da hükümeti bir kez daha uyarmak istiyorum. Gelinen aşamada mülkiyet konusunda hükümet insanımızı rahatlatmak mecburiyetindedir. 1975 yılında nüfus mübadelesi ile BM’nin gözetiminde gönüllülük esasında adada iki kesimlilik tesis edilmiştir. Nüfus mübadelesi sonrasında ortaya çıkan durumda mülkiyet meselesi takas ve tazminatlar yoluyla çözülebilir. Mülkiyet konusu siyasi bir konudur ve hukuki davalarla çözülebilecek bir konu değildir. Biz, elbette ki insan haklarına saygılıyız ama en önemli insan hakkı yaşam hakkıdır. Bu gerçek dikkate alınarak hareket edilmelidir. Gelinen aşamada, Türk-Rum koçanı ayrımı gözetmeyen bir sektör oluşumu için tedbir alınmalıdır. İnşaat sektöründeki maliyetlerin ucuzlatılması ve müteahhitlerin çok daha cazip koşullarda ekonomiye katkı koymaları sağlanmalıdır. Unutmamamız lazımdır ki inşaat sektörü neredeyse 100’e yakın yan sektörü doğrudan etkileyen önemli ve itici bir sektördür. Dolayısıyla bu toprakları Kıbrıs Türk halkı adına, insanlık adına değerlendirmeli ama çevreyi koruyarak çok daha cazip hale getirmemiz gerekir. Bu noktada önemli olan inşaat sektörünün zincirleme yetkisi olan bir sektör olduğunun bilinciyle hareket etmektir. Üniversiteler ve inşaat sektörü ülke ekonomisi için ciddi itici sektörlerdir. Bunu unutmamak lazım.

SORU: Başbakan, milli gelirin arttığından söz ediyor.

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Milli gelir rakamının ne olduğundan çok hangi rakamı çıkarırsanız çıkarın bence önemli olan sokaktaki vatandaşın ne hissettiğidir. Rakamlar fazla bişey ifade etmez. Yaşam kalitesi, alım gücü ve gelir dağılımına bakıldığı zaman halk mutsuzdur. Ekonomik büyüme tek başına refah getirmez. Yaşam kalitesi, gelir dağlımındaki adalet, sosyal adalet hep beraber yaşanıyorsa o zaman halk mutlu olur. Bunlar olmadan rakamlar tek başına birşeyi yansıtmaz.

SORU: Başbakanın ekonomik konulara ilişkin söylemleri ve eleştirilerde seviyeye dikkat edilmesini söylemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU: Başbakanın söylemleri inandırıcı değildir. Ben başbakanın meclis kürsüsünde muhalefet günlerinde o dönemlerdeki hükümetlere “Ben anlamam, hükümetsen bulacaksın, ödeyeceksin” dediğini anımsarım. Şimdi çıkıp da Maliye Bakanı’nın “Eleştirin ama öneri de getirin” demesi yapacak birşeylerinin kalmadığının bir göstergesidir. Ülkedeki ekonomik yapı zaten bozuktu, bunlar bu yapıyı yaptıkları hatalarla çökerttiler. CTP hükümeti çökertti, çökertirken bizden öneri istemedi. Şimdi eleştirilince, “Eleştirin ama öneri getirin” deme hakları yoktur. Demek ki ne yapacaklarını bilmiyorlar. O zaman bıraksınlar, bilenler gelsin ve gereğini yapsın. Hükümet ucuz politika yapıyor. Söylemleri ise çaresizliklerinin göstergesidir. Zaten, komünist düşünceden gelen insanların bu günün dünyasında ekonomik vizyon ortaya koymaları imkansızdır. Yaptıklarını acemice savunmak yerine yapmaları gereken ülkenin önünü açmak, erken seçimin önünü açmak olmalıdır.

   1310 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 
  Reklam  |  Künye  |  Ýletiþim  |  Sýk Kullanýlanlara Ekle  |  Açýlýþ Sayfasý Yap
© 2000 - 2008 KIBRIS POSTASI - Version 2.1 | ¤° o O
Tüm haklarý saklýdýr.
Ýzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayýnlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kýbrýs Postasý
Anadolu Ajansý Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrý bir sayfada açýlýr. Kýbrýs Postasý harici linklerin sorumluluðunu almaz.