Rum ve destekleyicilerinin sürekli olarak Türk ordununun ayrılması halinde adadaki sorunun çözümleneceğini belirtmeleri, gerçek niyetlerini gösteren önemli bir ip ucudur.
Çünkü, bu söylemlerinin anlamı; ordunun ayrılması ile Rumların,egemenliklerini kuzeye de genişletebilecekleri ve böylece sorunun çözümleneceğidir.
Aslında bu söylem Kıbrıs Türküne karşı büyük bir hakaret, saygısızlık ; bize hiç bir hak tanımak düşüncesinde olmadıklarını ve kötü niyetlerini gösteren somut bir kanıttır.
Bu gerçek nedeniyle, ‘ordu gitsin bu iş bitsin’ diyenlerden ne demek istedikleri sorulmalı,kötü niyetleri protesto edilip yüzlerine vurulmalı, niyet ve düşünceleri teşhir edilmeli.
Kıbrıs sorununda orduyu engel görenler; bizim ayrı bir toprak parçamız ve yönetimimiz olmasını ve siyasi eşitliği akıllarından bile geçirmediğini açığa çıkarıyor.
Bunların kafalarındaki çözüm; sadece Türk halkının, üçüncü sınıf bir azınlık olarak, Rum yönetimine yamalanmasıdır.
Bu nedenle adada Türk ordusu bulunduğu süre, Rumların adanın tümünü ele geçiremeyeceği bilindiği için ,sürekli ordunun ayrılması talep ediliyor.
Gerçekten de ordunun ayrılması halinde, Kıbrıs Türkü korumasız kalacağı için, bu gün sahip olduğumuz herşeyi ortadan kaldırabilme olanağına kavuşacaklar.
Ulusalar arası kuruluşlar ve yabancı ülkeler de Rum yönetimini tüm adanın yasal hükümeti kabul ettiğine göre, Kıbrıs Türkünün haklarının gasbedilmesine aynen 1963-74 döneminde olduğu gibi ses çıkarmayacaklar.
Aslında Türk ordusu halen KKTC topraklarında bulunduğuna göre ve çözümden sonra da Rum bölgesinde değil, Türk kesiminde kalması söz konusu olduğuna göre, ard niyetleri yoksa bu konuyu sorun yapmamaları gerekir.
Ancak sahip olduğumuz her şeyi elimizden almak ve bize hükmetmek niyetinde oldukları içindir ki, engel olarak gördükleri ordunun ayrılmasını istiyorlar.
Hele anlaşma yapılmadan Türk ordusunun ayrılmasını isteyenler, açıkca halkımıza karşı düşmanca duygular içinde olduklarını gösteriyorlar ve böylelerine karşı mutlaka gerekli cevabın verilmesi şarttır.
Kıbrıs Türk hakının 1878’den sonra yaşadığı büyük acılar, Türk ordusunun fiili koruması dışında kağıt üzerinde verilecek garantilerin hiç bir anlam taşımadığını göstermiştir.
Adanın Türk idaresinden İngilizlerin eline geçmesi ile, Rum nüfusundan fazla olan Türklerin göç’e zorlanarak azınlık durumuna düşürülmesi ve 1960 anlaşmasında leyhimize olan maddelerin uygulanmaması, unutulmamalı ve bilmeyenlere mutlaka anlatılmalı.
1963- 74 döneminde Kıbrıs Türk halkına yapılanlar karşısında kılını oynatmayan uluslar arası kuruluşlar ve yabancı ülkelerin, ordunun ayrılmasını ve Rum’un insafına bırakılmamızı istemelerine mutlaka tepki gösterilmeli.
Kimse artık Rumların AB üyesi olduğu için geçmişteki acı olayların yaşanmayacağını söyleyerek halkımızı aldatamaz.
Hele, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyesi yapılan güneydeki Rum yönetiminin tüm giriş limanları ve resmi kuruluşlarında, göndere Yunan bayrağı çekilmesine yabancı ülkelerin ses çıkarmamaları, iki yüzlülüklerinin ve Rum yanlısı olduklarının açık göstergesidir.
Anavatandaki kokoreç’i bile sorun yapanların,bağımsız bir AB üyesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıdıkları bir ülkede, neden her tarafa Yunanistan bayrağı çekildiğinin hesabını sormaları, iki yüzlülüklerini açıkca ortaya koyan çarpıcı bir örnektir.