KTHY’ları, sahibi mutlak olduğumuzdan beridir malül! Gün geçmiyor ki bazan Nasreddin Hoca fıkralarına bile aşık atan olayların nedeni olmasın. Bazan da sinir tellerini kopartmasın tabi!
Sonuncusunu geçtiğimiz günlerde bir yolcu şöyle anlattı. “Ciddi tedavi sorunum nedeniyle çok acele Londra’ya uçmam gerekiyordu. Bir acentaya vardım “yer yok” dendi. Çarnaçar ayrıldım ve ertesi gün yeniden uğradım. Yine yer yok dendi ama sağlık durumumuzu dikkate alarak sana uyduralım dediler. Ancak altı yüz milyon küsur olan iki bilete bu kez sekiz yüz milyon istediler, nedenini de açıklamalar! Tartışacak halim yoktu biletleri aldım, gününde saatinde eşimle uçağa girdim ve hayretle gördüm ki “yer yok” denilmesine karşın bomboş!
Olay bu, yorum yapmıyorum çünkü olayın kendisi yorumlu! Sadece ekliyorum: KTHY’ları neden battı anladınız mı? Bu tip olayların yüzlercesini karakteri yaptığı için!
ANLAMAK İÇİN YAŞAMAK GEREK
Muhalefetin ille de cart curt etmek olmadığını anlamak için tepeden tabana kadar Devlet kademelerinde görev sahibi olmak mı gerekir? Galiba öyle!
Misal: Bakın vakti zamanında muhalefet saflarının başını çeken Sn. Talat Kıbrıs Pasaportu almanın (AB olması gerekir) Türk yurttaşların hakkı hukuku olduğunu söylüyordu. Şimdi diyor ki “istismar ediliyor, TC’ye kimlikle giriliyor, ille de Kıbrıs Pasaportu ile çıkış yapacağım diye meydan okunuyor…”
Bildiğimizce yok öyle bir şey. Sorun vakti zamanında iktidarının muhalefetinin, benim ötekinin, Talat’ın Denktaş’ın, “muvafıktır, hak hukumuzdur” politikasına sardıkları teşviklerde fakat Güney’den alınan bu pasaportları TC’nin mevzuatları içine sokamamalarındadır…
Sorunun aslı ise bunu da aşar çünkü bu pasaportların alınması ulaşım kolaylığı yahut hakkımız gözetilerek teşvik görmediydi. Öncelikle Sol kesimde KKTC’ye olan inançsızlık politikasını çakıyordu. İki halk arası yakınlaşmanın, ortak vatan kurmanın, Kıbrıslılık efkârını gerçekleştirmenin aracı olarak göründüydü!
Vakta ki iktidar olunup KKTC forsu ile Devlet’e sahiplik kondu bu kez akıllar başlara düştü! Kaçınılmazdı çünkü her zaman yazarız hiçbir Kıbrıs’lı Türk son aşamada Güney’li Rum’un siyaset oyuncağı haline gelmek istemez. Hâlâ gelenler varsa hâlâ muhalefette olduklarındandır!
Yeri geldi yazalım. Olayın siyasi sorunla da yakından ilgisi vardır. Sn. Talat Cumhurbaşkanı olduktan sonra çok uzun süre Denktaş’a inat KKTC adını sürçi lisan da olsa söylemekten hep kaçındıydı. Şimdi diyor ki “KKTC pasaportu almayı zül olarak görüyorlar.” Ne diyelim? Görmeleri için Annan planı ile KKTC’nin ilgasına cevaz veren kendileri değil miydi?
Ha bir de Şener Elçil durumu var! Adam gidiyor Türk’ün nüfus yapısını Rum’a anlatıyor. İyi halt ediyor diyenler de var, oh ne iyi etti diyenler de! Fakat asıl tepki, “eğer bu yaklaşımlar doğruysa Kuzey’de ayrı idare, irade, halk yoktur demektir” açıklamasıyla Sn Talat’tan geliyor!
KISACA: Her ne kadar Sn. Talat dün öyleydi bugün böyledir anlaşılmazlığının bam telinde vuruyorsa da sonuçta Cumhurbaşkanı’dır Devlet’in varoluşundan sorumlu ve yetkilisidir. Uyarılarıyla serzenişleri de yerindedir. Ancak çok geç kalmış, sulayıp dürüttükleri yandaşları çoktan kulağı geçen boynuz esamesinde laf dinlemez, meram anlamaz muhalefet kurtları olmuşlardır… Laf aramızda Sn. Talat plana “hayır” diyen, Devlete sahip çıkılmasını isteyen statükoculardan değil, asıl bunlardan korkmalıdır!