“Halkım” falan diyorlar ya, yalan söylüyorlar. Çünkü biliyorlar ki halk dedikleri “aldığı” sürece vefalı ve muvafık, “vermek” durumunda kaldığında isyankâr ve muhaliftir.
Gelip geçmiş siyasi iktidar kadroları bunu çok iyi bilirlerdi. Bugünküler de. Mesela popülizmi hukuğun üstünlüğü önüne bunun için koydulardı. CTP gibi olanları Birleşik Güçler icadını bunun için yaptıydı. Bireysel çıkarları zümresel mücadele haline getiren STÖ’leri ile bunun için kol kola girdilerdi. Bazı medya kuruluşlarına kıyaklı desteği bunun için çektilerdi. Ekabiri bunun için koltuk değneği yaptılardı…
Hatta Türkiye’ye çoğu zaman kerhen de olsa bunun için bağlılık gösterileri sergiledilerdi!
Çünkü önce iktidar olmayı sevdilerdi, sonra milleti! Nitekim yıllar öncekiler de önce kendileri yüceldiydi, artanla millet!
FAKAT BİR ŞEYDEN HEP KORKTULARDI: “Halk tepkisinden!” Bunu da biliyorlardı: Hep vereceklerdi ki karşılığında alacakları halk desteğinin gücüyle beslensinlerdi.
Kısaca diyelim, alınan verileni yediğinde her zaman olduğu gibi oyunu yine halk bozdu. UBP de bu nedenle gittiydi, CTP iktidarı da bu nedenle gitmeye aday oldu!
Oysa Kıbrıs siyasi sorunu için halk desteğine ihtiyaçları var. Bu nedenle “halkın bir türlü ulusal davası olmamış kendi davalarını satmasından” öncekiler de korkuyordu, kendileri de çok korkuyorlar! Dolayısıyle kandırmaca yutturmaca olan “çözüm, AB üyeliği” yine çareleri oluyor! Daha başlamadılar çünkü tek atımlıktır, sona saklıyorlar!
GELELİM BUGÜNE: Çok kısaca artık Hükümet yıllarca alıştırıp, bal kaymak yalattıktan sonra, artık “veremiyor, alıyor!” Sendiklar peşpeşine yapılan zamlar sonucunda gitgide yiten alış gücü nedeniyle eylemler yapmaya başladılar. İlk defa kimselerin gıkı çıkmıyor, “haklıdırlar” teşviki görüyorlar!
Oysa çok iyi biliyoruz, tek kuruşluk zam geri çekilmeyecektir! Çünkü bu yetki ve sorumluluk artık ellerinde değildir. Kendileri de çeklip gitmeyecektir çünkü ortada hocanın belki yoğurt olur diyerek göle çaldığı maya misali görüşmelerden çözüm çıkacağı umudundadırlar!
Ne var ki madalyonun bir de arkası vardır. Eğer muhalefet dönemlerinde benzer krizler söz konusu olsaydı bugünün iktidarı CTP o sendikaları çoktan peşine takar, yolları meydanları tutar, “nerede zam zum, orada ham hum” feryatlarına karışmış sloganlarla “hükümet istifaaa” diye bağırırdı!
Ve inanın hükümet de götürürlerdi! Çünkü şimdilerde milletin bir ayağı 2003’den beridir Güney’dedir. Kapalı toplum oluş çoktan aşıldı, kafası kızan serinlesin diye Güney’e geçiyor! Canı sıkılan Rum’a methiye düzüyor! Dara giren Rum’un çarşı pazarıyla ehven fiyatlarını ortaya koyuyor! Aş, iş, para arayan Güney’e baş vuruyor! Hasta olan şifayı önce o tarafta arıyor! Dışa uçan Güney’in pasaportunu kullanıyor…
Zamanlar koşulları da değiştirdi. Arkalarına taktıkları kuyrukçularıyla Denktaş’ındır diye Devleti satılığa çıkaranlar, bilirler ki Talat’ınkini hay hayda harcarlar! Bundan da çok korkuyorlar, korktukça da siyasi despotizmlerini, zamlar ve reform kulplu kararlar haline getirip sesleri kısıp solukları kesmek için halk üzerine seriyorlar. Ki akla geliyor: Ankara neden CTP’yi en inançlı müridi yaptı? Verdi, verdirtti, “bitti” dediği yerde karşısında iki büklüm olan bir muhtac’ı dide yarattı. Olay hep ayni: Kendilerine yapılanı şimdi halka yapmaya çalışıyorlar!