Aklın yolu birdir. Bu sözün, ilk defa kimin tarafından söylendiği bilinmez ama milyonlarca düşünce yapısının tek düşünce yapısı etrafında birleşmesine katkıda bulunmaya devam ediyor.
Birçok aklın harmonize edilmesiyle ortaya çıkacak “ortak akıl” ise; bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz ve gideceğimiz yönü belirleyeceğimiz, “birlikteliğimizi” sağlayacak olan en doğru hareketti. Bir başka ifadeyle; Ortak akıl, belirlenen bir havuzda akılların doğruyu bulması için fikirlerin biriktirilmesidir.
İletişimin gelişmiş imkanlarını da kullanarak, bu havuzda birikenleri, çok geniş bir kesimin kullanımına da açmak en doğrusu. Yayıldıkça daha da zenginleşen bir birliktelik yaratacaktır.
Dolayısıyle, “ortak akıl”, “kendini ilahlaştıranları”, “kendini en akıllı satanları”, “çok bilmişleri”, tahtından indirip, ortak aklın dışında kalmaya mahkum edecektir.
Kıbrıs Türk Halkının yaşadıklarından edindiği tecrübeleri kimse küçümseyemez!
Bizlerin, kimselerden ne diyet, ne de telif hakkı ödeyerek ya da satın alarak kullanacağımız akla ihtiyacımız yoktur.
Yeterince akıllı, yeterince eğitimli, bilgili, yeterince bilinçli ve yeterince olgunlaşmış olduğumuza inanıyorum.
İşte ülkemizde ilk kez, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, özellikle de Tamer Garip’in Kıbrıs Sorununa gösterdiği hassasiyetle, bir süreden beri başlatmış olduğu başarılı çalışmalarına bu kez toplumun en çok ihtiyaç duyduğu “Ortak Akıl Formu” projesiyle de katkı koymuştur.
Sistem mühendisliği uygulama hizmetleri uzmanı, Tınaz Titiz yönetiminde gerçekleştirilen “Ortak Akıl Forumu” sonucunda ortaya çıkan durum göstermiştir ki; kendi sorularımıza verdiğimizi cevaplarımızla kendi aramızdaki uzlaşıyı, ortak akıl sayesinde bulabilir ve özlediğimiz birlikteliği hatta “ulusal konsensusu” sağlayabilme becerisini en iyi şekilde ortaya koyabiliyormuşuz.
Bu Forumun sonucunda, bugüne kadar halk olarak bu adada yaşadıklarımızın, bizleri ne kadar olgunluştırdığını da öğrenmiş olduk.
23-24 Ağustos ve 6 Eylül 2008 tarihlerinde, gerçekleştirilen iki ortak akıl çalışmasının başlıca iki amacı şunlardı:
1)Kıbrıs Türkü’nün yaklaşık yarım asırdır bağımsızlık yolunda vermekte olduğu
mücadele boyunca, kısmen sürecin doğal sonucu, kısmen de çeşitli iç ve dış
etmenler nedeniyle oluşmuş kolektif akıl dağılmasını tersine çevirmek,
2) 11 Eylül 2008 tarihinde, iki kesim arasında başlaması planlanan kapsamlı müzakereler sırasında, Kıbrıs Türk’ünün, güvenli ve müreffeh bir gelecek
doğrultusunda, tüm birey ve kurumlarının yapıcı katkılarıyla oluşmuş ortak
aklının net olarak ortaya konulup, temsilcilerinin ihtiyacı olacak olan
“uzlaşılmış irade”yi arkalarına alarak müzakere masasına oturmalarına
yardımcı olmak.
Ortak Akıl çalışmaları işe yarayacak mı? Mutlak doğruyu veya haklıyı tespit etmek çoğu zaman mümkün olmayabilir ama uzlaşıyı sağlamak çok önemli. Ancak en önemlisi de Kıbrıs Türk halkının ihtiyacı olan, “iç iletişimi” sağlamak ve “iç kutuplaşmaya” son vermekti..
Çünkü; görüşmeler sürecinde, elimizi güçlendirecek en somut şey, çoğunluğun iradesini ortaya koyacak bir ortak akıl kararı, daha doğrusu uzlaşısı gerekliydi. İçte yaşanan huzursuzluklar ve bir türlü değişmemekte direnen eski vizyon siyasiler, bugüne kadar böyle bir olasılığa imkan vermemişti. Oysa bugünün gerçeklerini de dikkate alarak, kendi gerçeklerimizin güncelleşmiş haliyle yeniden ele almamız gereken nice sorunlarımız var.
Sahip olduğumuz üniversiteler bünyesinde, “bilimsel araştırmalar merkezi” olma yolunda hızla ilerleyen ve bilimsel düşünceyi hayatımıza katmayı başaran düşünce uzmanları, bilim insanları bu tür faydalı etkinlikleri de hayatımıza kazandırmaya başladılar.
Elbette, “ortak akıl”da “demokrasi” de devreye giriyor. Çünkü çoğunluğun alacağı karar önemli !
Yoksa diktatörce kararların, bu topluma verdiği zararları ve açtığı yaraları kapatmak için care aramakla geçmedi mi ömrümüz?
Dayatma kararlar değil, çoğunluğun gücünü ortaya koyan kararlarla başarılı olabiliriz ancak.
Aydınların yıllardır feryatları var bu ülkede. Sağırlarsa kulaklarını tıkamaya her zamanki gibi devam etti. Önemli olan çok geniş açıdan bakıp fikirlere birlikte ışık tutmaktır.
Düşüncelerin çözüme dönüştürülmesi için kişisellikten ve bireysellikten uzak toplumsal düzeyde geniş düşünülmesi ve ben değil “biz” olgusunun önemsenmesi gerekir !
Yani ; Herkesi düşünmek,
Herkesin üretmesini sağlamak,
Ya da herkes için düşünmek gibi…
Ve çıkan sonuçlardan da topluca istifade etmeyi sağlayabilmek.
Herkesin kendine yarayanı almasına şans tanımak
“Ortak Akıl”la bir araya gelen bizim insanımız, ülkesindeki olumsuzluklara karşı duyarlılığını bir zincir gibi kenetlenerek gösterme eğiliminde olduğunu kanıtlamış oldu.
“Ortak akıl”, sadece ülkemiz için değil, insanlık için çok büyük faydalar sağlayabilir
KKTC tarafı olarak görüşme masasındaki manevra kabiliyetimiz, ortak akıl kararlarını ne kadar iyi kullanacağımıza bağlı.
Umarım “ortak akıl formuna” emek verenlerin, uzlaştıkları kararlar, görüşmecimizin önündeki dosyada yer alır. Aksi halde; bireysel davranır ve herkes kendi doğrularıyla yürürse, elde edilecek çözümün de ömrü erken biter.
Kısacası bu tür çalışmaların değeri çok büyük .
Sorumluluğu yürekten hissetmeli ve sorunlara çare ararken yürekten inanarak aramalıyız.
Tıpkı O’nun gibi.
Ona: "Ordu Yok!" dediler; "Kurulur" dedi.
"Para Yok!" dediler; "Bulunur" dedi.
"Düşman çok" dediler; "Yenilir" dedi.
Ve bütün dedikleri oldu.
O, Atatürk’tü.O birlikte hareketin önemini biliyordu ve halkına da iyi öğretmişti. O, hem ülkesi için, hem insanlığın faydasına olacak eserler yarattı.
O, hep minnetle anılırken; sadece kendi görüşleri doğrultusunda hareket edenler, vizyonsuz rotasız yola çıkanlar, ufku dar olanlar, ülke aşkından çok maddiyata önem verenler, geçmişi bir çırpıda unutup, geleceğimizi riske atanlar, insanlığa zulüm ve sefalet getirenler de lanetle anılacaktır.!
Ortak Akıl “birlikte hareketle” başlar.