UBP, parti dışı merkezlerin yönlendirmesinden uzak bir genel başkanlık yarışı yaşıyor. Bu durum UBP için onurdur. Ne Ertuğruloğlu ne de Eroğlu, demokrasiden değerlidir... Hatta hiç bir parti... Önemli olan en genel tanımlamasıyla demokrasidir... Kişilerin, örgütlerin yıpranması pahasına demokrasiyi yaşatmak hem kişiler hem kuruluşlar için bir demokrasi nöbetidir, bir demokrasi onurudur.
UBP’deki genel başkanlık yarışı basında geniş yer buluyor.
Mevcut Genel Başkan Tahsin Ertuğruloğlu ile UBP’de en uzun süre genel başkanlık yapan Derviş Eroğlu, genel başkanlık için yarışıyor.
Resmen adaylık başvurusu ve Kasım ayındaki kurultay için daha çok zaman olmasına karşılık hem parti içinde hem de kamu oyu önünde yarışı başlattılar.
Ertuğruloğlu ile Eroğlu’nun yarışı alışık bir yarış değil.
İki adayın konulara yaklaşım biçimi ve üslupları eleştirilebilir... Ancak şunu çok açık ortaya koyayım ki tartışmanın düzeyi ne olursa olsun iki iddialı ismin adaylığını erken erken açıklayıp demokratik yarışa girmesi özelde UBP genelde toplumsal demokrasi açısından bir aşama ve kazanımdır.
Kimin kazanıp, kimin kaybedeceği UBP’ye dışardan bakan benim gibiler için hiç önemli değil.
Önemli değilse niye ilgi duyup yorum konusu yapıyorum?
Anlatayım.
UBP, Kıbrıs Türk toplumunun köken olarak en eski ve en köklü partilerinden biridir.
Çok partili demokratik yaşamın vazgeçilmezi olan siyasi partilerin öncelikle parti içi demokrasi bakımından sağlıklı olması gerekir.
Parti için demokrasisi sakat olan partilerin ülkenin demokratik yaşamına katkı koyması olası değil.
Demokrasi, pahalı ve zordur...
Olası yol kazaları olacak ama demokrasi hayatın her alanında kesintiye uğramayacak.
“Parti için seçimli liderlik yarışı partinin bütünlüğüne, birlik beraberliğine zarar verir” diyenleri duyar gibiyim.
Eğer bu anlayışı doğru kabul ederseniz benzetme yerindeyse kıran kırana her türlü seçim yarışının zararına takılıp kalırsınız.
Bu yanlışa meyledenler için, bizim gibi Kıbrıs sorununun her dönem gündemde yerini koruduğu bir coğrafya parçasında demokrasinin d’si bile çoktur.
* * *
UBP 1950’lere hatta daha eskilere uzan bir siyasi anlayışın 1974 sonrası partileşmiş halidir.
Uzun yıllar Rauf Denktaş’ın kontrolünde oldu.
Sanırım Eroğlu’na kadar önce Denktaş tarafından Başbakan seçilenler daha sonra UBP delegeleri tarafından UBP Genel Başkanı seçildi. Yani, UBP’nin genel başkanını Rauf Bey belirlerdi.
UBP’nin ülke siyasi yaşamındaki ağırlığı ve sürekli hükümette olması genel başkanının kim olacağında pek çok merkezi ilgili hale getirmişti. Öyle olduğu içinde genel başkan yarışında UBP’nin en yüce organı olan Büyük Kurultayı’nın üzerinde “gölge organlar” hep oldu.
Şimdi bakıyorum UBP, parti dışı merkezlerin yönlendirmesinden uzak bir genel başkanlık yarışı yaşıyor.
Bu durum UBP için onurdur.
Ne Ertuğruloğlu ne de Eroğlu, demokrasiden değerlidir... Hatta hiç bir parti... Önemli olan en genel tanımlamasıyla demokrasidir... Kişilerin, örgütlerin yıpranması pahasına demokrasiyi yaşatmak hem kişiler hem kuruluşlar için bir demokrasi nöbetidir, bir demokrasi onurudur.
Günün sözü:
Demokrasi ya vardır ya yoktur...