Kanlıköy’de, hayvancı Yusuf M. Kanlı’nın mandrasındayız...
AB Kıbrıs Türk Masası Şefi Andrew Rasbash, “müjde”yi doğrudan kendisi vermek istiyor:
-Bize yaptığınız proje başvurusu uygun bulundu. Süt sağma makinesi ve soğuk depo alımı için “hibe” programımızdan yararlanacaksınız, diyor.
Yusuf M. Kanlı, doğma büyüme Kanlıköylü... Kendisini bildi bileli hayvancılıkla uğraşıyor. Ağılında 280 keçi ve 120 dolayında koyun bulunuyor. AB’nin Kıbrıslı Türklere yönelik 259 milyon Euro’luk yardımından küçük bir “pay” da o alacak...
Anlatmaya başlıyor:
-Koyun ve keçileri şimdiye kadar elle sağıyorduk. Bu çok zor oluyordu. Çoğu zaman süt bozuluyor ve dökmek zorunda kalıyorduk. Beş ay kadar önce AB’nin buradaki ofisi hayvancılara “hibe” projesini ilan edince biz de başvurduk. Bize yapacağımız yeni yatırımın yüzde 65’i tutarında “mali destek” verecekler. Bu parayla süt sağma makinesi ile sütü soğuk tutacak olan bir depo alacağız.
Andrew Rasbash, projeye yapılan 50’nin üzerindeki başvurudan 26 tanesinin uygun bulunduğunu ve bu hayvancılara 5 bin ile 25 bin Euro arasında “hibe” verileceğini açıklıyor.
“Tabii” diyor, işimiz sadece parayı vermekten ibaret değil...
Bu sırada, AB Kıbrıs Türk toplumu Çalışma Birimi Kırsal Kalkınma Sorumlusu Michael Bullen söze karışıyor...
-Bu projeyi hazırlarken, resmi ilgililerle ve bazı sivil toplum örgütleriyle de görüştük. Bu alandaki ihtiyacı saptadık. Projeye katılacak olanlara kurs verdik. Onlara yapılacak işin yararlarını anlattık. Sözünü ettiğimiz paralarla, ekipmanların alınması ihale yolu ile yapılacak. Daha sonra Brüksel’den gelecek uzmanlarla eğitimlerimiz olacak. Yani bizler çiftçileri yalnız bırakmayacağız. Her aşamada onlarla birlikte çalışacağız, diye açıklık getiriyor...
Galiba burada uygulanmaya başlanan AB projelerinin en “can alıcı” tarafı bu...
Hayvancılara yönelik bu projenin toplam tutarı sadece 500 bin Euro...
Oysa TC; şimdiye kadar bu paranın belki yüzlerce katını bu alanda harcamış...
Yani projenin “maddi” boyutu pek fazla çekici değil. Üstelik bizde, Avrupa’dan para almaya bazı çevreler ısrarla hiç de “iyi gözle” bakmıyor. Bu konuda bir “çekingenlik” var... Toplumu dünyaya kapalı tutmak isteyen anlayış; sanki birileri “Avrupa parası” yiyor ve böylece bizi satıyor, düşüncesi içindedir...
Şimdi; giderek daha da netleşiyor ki, Avrupa projelerinden bizim üreticimiz yararlanırken, uzman desteği alacak, standartlarını ve verimliliğini yükseltecek.
Bu da, tabii ekonomik kazanım olarak işine yansıyacak...
Yusuf M. Kanlı, şöyle anlatıyor:
-Günde 180 kilo sütü sabah ve akşam olmak üzere iki kez elde sağıyorum. Bana hibe olarak alınacak süt sağma makinesi ile aynı anda 48 hayvanı sağabileceğim. Böylece işimiz daha hijyen olacak. Ayrıca elle sağarken, “Kör meme hastalığı” gibi bir risk var. Hayvanın ölümüne bile yol açar bu hastalık. Makine ile sağmaya başlayınca işimiz de kolaylaşacak, sütümüz de bozulmayacak...
Tabii, hayvancılara verilen “hibe” bir pilot uygulama ve Koordinator Alessandra Viezzer bu konuda şunları aktarıyor:
-259 milyon Euro’luk AB yardımından 30 milyon Euro, Kıbrıs Türk toplumunun kırsal bölgelerinin kalkındırılmasına ayrıldı. 2012 yılına kadar sürecek projenin 17 milyonluk bölümü “hibe” geri kalan bölümü de teknik uzman yardımı olarak planlandı.
-Peki diyorum, elediğiniz ve projeden yararlanamayan hayvancılar ne yapacak?
Michael Bullen şöyle diyor:
-Her zaman yeni fırsatlar olacak. Projenin sürekliliği esastır. Gelecek aylarda ve yıllarda da başvuru yapılabilecek.
AB Kıbrıs Türk Masası Şefi Andrew Rasbash; özellikle “Kırsal alan projesi” konusunda şu bilgileri veriyor:
“Bu pilot projenin ardından Eylül ayından itibaren kırsal alanın kalkındırılması projesi için adaya uzmanlar gelecek. Kırsal alanda agro-turizmden el işlerine, internet ağının geliştirilmesinden, tarihsel miras konularına kadar geniş bir çerçevede projeler
için başvuru kabul edeceğiz. Amacımız kırsal alandaki yaşam koşullarının iyileştirilmesidir. Bu alandaki projelerin, çevrenin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılmasını gözetmesi çok önemlidir.”
Kanlıköy’deki ağıl ziyaretinde Avrupalı dört teknokratı dikkatlice dinledim, onlardan detaylı bilgiler aldım.
Gördüm ki basit, uygulanabilir, çok para istemeyen küçük “işler”le başarı sağlamak ve insanımızı mutlu etmek mümkündür.
AB Projelerinden yararlanırken, bilginin ve uzman yardımının; işin “para”sal boyutundan çok daha önemli olduğu görülüyor.
Yoksa Türkiye bu paraların kat kat fazlasını zaten vermektedir.
Bu projelerin, bizi dünya ile, uluslararası uzmanlarla buluşturduğu, yaptığımız işlerin kalitesini artırdığı, standartlarımızı geliştirdiği apaçık ortadadır.
Kendimizi içe kapatma zamanı değil, uzanan elleri yakalama ve değişime açık olma zamanıdır.
Kıbrıslı Türkler, her yeni olanaktan yararlanmasını bilecek olgunlukta olmalıdır.
AB projelerine bu gözle bakmalıyız.