Siyasi sorunu türlü çeşitli benzetmeler içine koyabilirsiniz. Tutun ki bir tanesi tek çıkışı olan labirentte başınız dönüp mideniz kabarana kadar dön baba olmaktır.
Nitekim Kırk yılın Denktaş’ı da düşüverdiğinde içine Beş tane Rum lider, bir o kadar BM’ler Sekreteri, sayıları çoktan unutlan Kıbrıs’la ilgili görevliler ve haritalardaki cğrafyaları yeniden çizilen ülkeler eskittiği halde o çıkış kapısını bulamadıydı!
Dün bir bugün iki, henüz Papadopulos ile Hristofyas’ı, Annan ile Moon’u görüp, sonuncusu Downer adlı olan bir iki BM’ler gözlemcisi tanıyan Talat ne yapsın? Ne aradan Kırık yıl geçti ne de yüklendiği Kıbrıs sorununa yönelik siyaset hatıraları eskitti. Belli ki bu yollarda daha çok dönecek!
Ha, Talat için zekidir diyorlar. Denktaş aptal mıydı? Önüne koyup sigaya çektiği kaç dünya liderini sulu götürdüğü dereden susuz getirmedi ki? Hatta vakti zamanında Bakanlar Kurulu toplantısında karaladığı notlarını buldukları Özal, Denktaş için şöyle yazdı bile dedilerdi. “Adam yuları taktı bizi istediği yere çekip götürüyor!”
Talat henüz o aşamaya gelmedi ama zeki adam dedik, şıp diye anladı ki bu iş Türkiye’siz zaten olmadıydı bundan sonra da hiç olmaz, Ankara’ya biat etti, sorunun büyük kısmını kamburundan atıverdi. Şimdilerde Erdoğan’lı Ankara ne diyorsa Talat “makbulümdür” diyor!
YA HRİSTOFYAS. Türk labirentin içinde çıkış kapısı arıyor da Hristofyaslı Rum mu selameti buldu. Onlarınki daha beter. Ne zaman görüşmeler başlayacak olsa önce Ulusal Konsey’lerine sığınıyor ardından Yuanistan’a koşup tekmil alıyorlar. Son dönemlerde Bakoyanni hem de sık sık ya Lefkoşa’dadır ya Hristofyas Atina’da. İlişkilere de uyduruk bir kulp taktılar. “Atina bize ne emreder ne de dikte ettirir. Biz kararlaştırırız onlar da onaylarlar!” Ve eklerler: “Oysa Türk tarafı resmen Ankara’ya bağımlıdır, emreder Türk liderliği de yerine getirir!”
TABİ Kİ TAM BİR RUM MASKARALIĞI. Çünkü eğer Kıbrıs bugünlere karmakarışık sorunlarıyla geldiyse, savaşlarında kanlar aktıysa, ada ikiye bölündüyse, yüz binlerce göçmen olduysa sebebi hikmeti Yunanistan’dır. Son atraksiyonu da 1974’de Makarios’a yaptığı darbedir.
Ama ne diyor Hristofyas? “Tam da Anavatanlardan kurtulma zamanıdır.” Kör gözüne parmağım, nah da öyledir! O lafın doğrusu, “Türkiye’den kurtulmanın tam zamanıdır” olacak, eh az biraz da Hristofyas’ta var akıl, “anavatanlar” deyiverdi! Ki Kıbrıs siyasi sorununun Rum ayağındaki çözüm esası da işte budur.
Nitekim Labirentin çıkış kapısındaki Rumca tabelada “çözüm olacaksa bir daha ve asla Kıbrıs’ta ne Türkiye olacaktır ne de garantörlüğü gibi hakkı” yazmaktadır.
Türk’ün tabelasında ne yazıyor? Tutun ki hâlâ boş çünkü “KKTC yok!” Ne var ki Sn Talat’ı bağışlıyoruz. Yazıp da intihar fermanını mı ilan etsin. Allah korusun!