Her vesileyle her ortamda birbirlerine veryansın ederek birbirlerini suçladıktan sonra görüşme masasına oturup Kıbrıs için ortak akılla çıkarda çözüm arayan Sn. Talat’la Hristofyas’a ne kadar güvenelim dersiniz?
Dün, bir süre sonra pembe dizilere dönüşecek Talat Hristofyas görüşmesi olduydu. Her zamanki gibi “neleri görüştüler” sorusunu, umursamazlığımın kör ve sağır tarafına koyarak “ne isterlerse görüşsünler” deyiverdim. Dolayısıyle zaten bu memlekette herkesler bildiğini okuyor, ben de ayni kervana koşuluyum, “hadi Çetinel” dedim kendime. “İşine bak!”
Ancak es geçmeyelim, soralım. Sn. Talat çok büyük politika taktisyeni midir? Eğer “evet öyledir” diyorsanız hatırlatalım: Annan planını can’ı gönülden savundu, Hristofyaslı AKEL tarafından “evet” desteği çıkacağı üzerine politika oluşturdu, sonu fos çıktı! Buna karşılık hele görüşmeler başlasın, bakın görün nasıl şıp diye birleşik Kıbrıs’ı oluştururuz inancını iman yaptı bu umudu da boş çıktı! AB’nin izolasyonları kaldıracağını sandı kof çıktı! Hangi dala asıldıya kırıldı, sonunda akıl yoluna döndü Ankara’ya sığındı!
ANCAK HUYLU HUYUNDAN VAZ GEÇMİYOR. Konuşuyor ki her cümlesi bir siyaset harikası. Hem de tam görüşmeler safhasında ve çok gerekliymiş gibi. Ya aklını peynir ekmekle yemediğini dolayısıyle KKTC’ye tanınma istemenin intihar demek olacağını söylüyor yahut zaten asker anlaşmalara göre sembolik mahiyetteydi sayısı 650 kişi olacak türünden laflar ediyor.
Öte yandan “büyükler” bitti bu kez Türk Rum çocuklarına futbol karşılaşması yaptırtıp “Birleşik Kıbrıs için birlikte” sloganları attırılıyor, çözüm umudu çocuklara kadar indiriliyor!
Hristofyaslı Rum bayılıyor bunlara! Karşısındaki Talat güven veriyor, “ismim, barış ve çözüm için teminattır” diyor. O kadar ki “KKTC’yi tanıtma gibi bir tehlikeli politikası yok! Rum’un korkulu rüyası olan Askerin külliyen kalacağına yönelik bir tehdidi yok! Kaç görüşmedir oluyor hâlâ kapsamlısına geçemediler, artık zamanı kullanalım teklifi yok! İki eyalete dönüştürdüler, iki kurucu devlet ısrarı yok! TC’lilerin kırk elli bini gidecek, kalmalarını istemek yok!.. Sn. Talat’ın mimarı olduğu politikalar bunlar. Çok büyük taktikleri mi içeriyorlar?
YA SOYER CEPHESİ. Bayramoğlu Orams davasını patlatıyorki Başbakan Soyer fırsatı yakalamış bakın ne diyor: “Muhalefet yapabilirler, eleştiri yapabilirler. Ama görülmektedir ki sadece iç konularda değil, dış konularda da alabildiğine kaos ve çıkmaz yaratarak her şey dibe vursun da gün doğsun anlayışıyla hareket ediyorlar.”
Tabi Sn. Talat da Brüksel’de konuşurken Hristofyas’ı acemi çaylak olarak lanse edip (kendileri artık erdi) Türk basınının eleştirileriyle Rum basınına malzeme verdiğinin suçlamasını yaptıydı.
Dönelim Başbakan’a. Söylediklerinin bir bölümünü aktardık. Zehir zemberek sözler. Ve kendisi de şaşıyor: “Nasıl izin veriyoruz bu yayınlara” diye! Hadi içteki sorunları eleştiriyorlar anlıyoruz da ne demek siyasi sorunu böylesi yayınlarla istismar etmek. (Cici demokrasi buraya kadar!)
YA BİZ NE DİYELİM: Çok affedersiniz, bir dakika ama. Size kim söyledi Kıbrıs siyasi sorunundaki çözüm politikanızın tüm Kıbrıs Türk halkı tarafından ulusal dava olarak onay aldığını, sizin de bu davanın temsilcileri olduğunuzu? Yukarıda yazdık ama ekleyelim: Hristofyas’la görüşmeler de siyasi soruna yönelik çözüm arayışları da Sn. Talat’la CTP’nin Cumhurbaşkanı ve iktidar oluşları yetkileri kadardır. Politikaları dün de ulusal dava değildi, bugün de. Zamanı ve sırası geldiğinde görüp anlayacaklardır.