Tanınmamışlılık? Mevcut! Çözümsüzlük? Devam! İzolasyonlar? Çözüm olursa kalkacaklar! Çözüm? Kaf dağının ardında! Ekonomi? Çözümsüzlük nedeniyle ya hey! Devlet? Şimdilerde görüşmeler dolayısıyle pazarlıkta!
Böylesi bir KKTC’de Eğitimin çok iyi olduğunu iddia edebilir misiniz? Ha, yetkililer ve sorumlular ediyorlar. Altı tanesinin sahibi olduğumuzu söyleyip, “KKTC bir Üniversiteler külliyesidir” diyorlar, neredeyse Oxfort olduk!
Allah olanca kapıları kapatmış, eğitimindekini açmış. İlki Ortası, Lisesi Mesleği, Feni koleji kara bahtlı KKTC’nin gelecekleri aydınlatan meşaleleri olmuşlar!
Bu büyük başarıya da Eğitim Bakanı ve Bakanlığı ile ilgili sendikalar ve öğretmenler arasında dört yıldır süregelen kavgaları nedeniyle ulaşılmış. Tekmeli tokatlı, polisli sövmeli!
VE OKULLAR AÇILDI: Açıldığı gün de kalındığı yerden kavgaya devam edilmeye başlandı. Henüz polislik bir olay yok, tekme sille başlamadı. Önümüzdeki Haziran ayına kadar zaman çok, inşallah eğitimdeki büyük başarının nedeni olan “olayları” yeniden görmek bahtiyarlığına ereceğiz. Zaten ne diyorlar? Eğitim bir süreçtir!
Ve okullar açıldı. Bir süre sonra medarı iftiharımız üniversiteler de açılacak, kavga daha bir büyükler safına da kayacak!
Dedikten sonra takkeyi önümüze koyalım. KKTC’nin siyasi, ekonomik ve hukuksal yapı bozukluğu nev’i şahsına münhasır karakteriyle çözümsüzlük ve dünyadan tecrit üzerine yansırken, eğitim sektörünü aradan sıyırarak “iyidir” hanesine kayededebilir misiniz? Ki o eğitim hem gelecekleri kurtaracak insan unsuruna yatırımdır, hem de Devletin gelişim ve refahına yönelik planlı programlı “milli” denilen hedefin esasıdır. Okullaştıkça büyüyecek, büyüdükçe gelişecek, geliştikçe çağdaşlaşıp dünya Devleti oluşa uzanılacak.
SORALIM: Var mı öyle bir Eğitim? Ha vardır. Bakanı Bakanlığı, okulları öğretmenleri… Öğrencileri bir kalem geçin. Geriye çalışma saatleri bal kaymak, maaşları yeme de yanında yat, tatilleri evladiyalik öğretmenler kalmakta. Yakaladıkları bu olanaklara zarar gelmesin diye de kılına bile dokunulacak olsa kıçlarını yırtıp başlarına giymekte! Bakan ve Bakanlık ise öğrencilerle okulları bir yana itmiş, bu memlekette önce “öğretmenlerin eğitim öğrenim ve terbiyeye ihtiyacı vardır” diyerek “milli” görevini yapmakta! Kavgalı polisli, kakmalı tokatlı! Öyle bir “eğitim” işte.
HADİ BİR DE ÖRNEK VERELİM: Ki “nasıl eğitim” derken cevap bulsun. Memleket olanca ekonomik sektörleriyle iflası çağırırken “Teknik Meslek okulları” idealine yatan bakanlık, ne yapıp edip öğrencileri bu tip okullara kanalize ediyor. Sayıları da her dönem biraz daha artıyor. İstihdam, iş güç, nereye sığacakları düşüncesi yok! Yeter ki tekniker olsunlar, zanaat öğrensinler. KKTC’nin tek ihtiyacı bu!
İşte şimdilerde bu okullardaki öğrencilere mesleki dallarının pratiğini yaptıracaklar, iş yeri müssese arıyorlar, yok! Bulsalar bile “zaten battık para veremeyiz” diyenler kapı gösteriyorlar. Kaldı ki bu öğrenciler staj görürken iş güvencesi nedeniyle her halde sigortalı da olmalılar…
Sonuçta ne oluyor? Staj yapılmasa da olur! İşte KKTC gerçeği budur, eğitimi de bu gerçeğin bir talihsiz parçasıdır, yani o da yoktur!