Ne diyorduk bir süre önce? Önümüzdeki seçimlerde ne CTP gitti gider ne de UBP yeniden iktidara geldi geliyor demek sağlıklı bir değerlendirme olacaktır.
Hele bugünlere mahsus STÖ’leri ile halk tepkilerine bakarak ve statistiklere yansıyan yüzdelikleri dikkate alarak CTP bir daha iktidar yüzü görmez kesinliğine varmak hiç mümkün değildir.
O seçim günü geldiğinde her devrede gördüğümüzce ve kısaca ifadesinde “halka yine yuttururlar, yine kandırırlar.” Tabi “yutanla kandırılan ayni halksa gailesi sana mı düştü” denebilir. Doğrusu evet!
HABERCİSİ, “ULUSAL DANIŞMA KONSEYİ” Geçtiğimiz gün Volkan gazesinde Aydın Akkurt bizzat içine çekilmek istendiği “Ortak Akıl Formu” ile ilgili enine boyuna değerlendirmelerde bulunurken yeni oıluşturulmaya çalışılan ve Sn. Talat’ın önderi olması düşünülen “Ulusal Danışma Konseyi”inden de söz ettiydi.
Eklediği ise CTP-UBP koalisyon hükümeti olasılığına yönelik başlatılan nabız yoklamalarıydı.
“Tasavvura” yabancı değiliz. Ankara’nın AKP etiketli kurmayları uzunca süredir geniş tabanlı koalisyon hükümetleri arayışlarındadırlar. Önceleri bu arayışlarına Avcılı ÖRP’ü koydulardı, ters tepti! (Tabi hatırlatalım: “CTP’li iktidar kadrosundan yana sıkıntıları yok. Başta Sn. Cumhurbaşkanı olmak üzere Soyerli hükümet Türkiye’ye ister kerhen ister sammiyetle olsun tam bağlılık beyan ediyor, özellikle asker ve garantiler konusundaki Ankara politikanı Kırmızı çizgileri yaparak çözümün mihenk taşına vuruyorlar. Sıkıntı CTP’nin kuyrukçularında! Uslanıp iflâh olmaz tutumda Türkiye karşıtı politikalarda debelenmeye devam ediyorlar, bu halleriyle de yeni bir CTP ağırlıklı hükümet oluşumunun güvenirliğini şaibeye sokuyorlar dolayısıyle UBP ile CTP koalisyon hükümeti olasılığını Türkiye’ye bağlılık ve inanç ortak paydasında gündeme sokmuş oluyorlar.)
GELELİM ULUSAL DANIŞMA KONSEYİNE: Çok peşin bir yargıda “hadi canım sen de CTP ile UBP gibi Kıbrıs siyasi sorununda birbirlerine Kuzey Güney Kutupları kadar uzak iki parti ve ötekiler hele Sn. Cumhurbaşkanı liderliğinde nasıl bir konsensus sağlarlar ki” denebilir.
UBP KKTC’nin yaşatılmasından ve Devletten yana, CTP ise Devleti ilga edip yerine Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Federasyonunu kurmaktan yana…
Zaten vakti zamnında Annanistler ve statükocular yakıştırmalarında ayrı gayrı düşmüşler, “evetçiler, hayırcılar” olarak kendi kamplarına çekilmişlerdi.
Bu peşin yargıyı bir kenara koyuyor ve usuletten düşünüyoruz: Eğer “ulusal” kelimesini bile şövenizm kabul edip lafını etmeyen CTP, “ulusal” kimlikli bir “Danışma Konseyi” oluşturma peşindeyse ya Ankara’nın zılgıtını yedi, “artık içbarışı oluşturun” tavsiyesini yerine getirmek zorundadır yahut işte o başlarda vurguladığımız “uyutmaca yutturmaca işlerle” halkı bir kez daha aldatarak oyları ceplemek peşindedir. Kısaca işler zaten ne görüşmelerde ne de KKTC’nin sosyo ekonomik sorunlarını aşmada iyi gidiyor. Aksine günden güne berbatlaşıyor dolayısıyle CTP iktidarını yeni arayışlara itiyor.
Fakat bir başka gerçek daha var. Çoktandır siyasi inisyatif AKP’li Ankara’nın elindedir. Görüşmelerin seyri de o irade ile devam etmektedir. İktidar da olsa koalisyona da katılsa değişik siyaset rotalarında bir UBP düşünmek mümkün değildir. Kaldı ki Başkan Ertuğruloğlu’nun bu konuda açıklamalarıyla Türkiye’ye bağlılık inancı vardır.
GERİYE NE KALIYOR: Ankara’ya bağlı iki siyasi partinin, zaten isteseler de kendilerine göre politikalar saptayıp, “yolumuz ve çözüm budur” diyemiyecekleri gerçekte o geniş tabanlı Hükümeti oluşturmalarıdır. Yok, “o kadar uzun boylu değil, bizim irademiz her şeyin üzerindedir, herkes yoluna” deniyorsa, bugüne dek böyle bir irade tutmadıydı, biz de merak ediyoruz, bakalım bu kez tutar mı?