Dini çatışma unsuru haline getirerek halkın önüne koyanların yarattığı tartışmalı ortamlarda bugüne kadar “Ramazan” dediğim bu dini bayrama, “hayır değil, Şeker bayramıdır” diyerek ben de katılırken düşündüm.
Fakat kime karşı neyin etki tepkisinde ve neden?
Minareleri süngü, kubbeleri kalkan gibi gören, türbanı ulusal giysi esamesine düşüren Erdoğan’ın inadına mı? Dini Türk halkının karakteri yapmaya çalışan zihniyete karşı mı? Laik düzeni berhava etmeye çalışan kesimlere karşı olagelen tepkide mi? Yoksa günü geldiğinde “doğru olması” gerektiği halde “yanlış adamlarla liderler” elinde istismar edildiği için “yanlışa” prim vererek karşı cephede yer almak zorunluğundan mı?
Sonuncusu! Yoksa bir aylık “Ramazan” kökenli, oruçlu ibadetli dinsel vecibeden sonra ucundaki üç günlük bayrama kalkıp da neden “şeker” diyeyim? Eğer Erdoğan o şekeri “olmaz” diyerek dışlayıp yerine “Ramazan”ı koymasaydı!
DİN CEPHESİ ÖYLE DE SİYASET Mİ FARKLI: CTP ağırlıklı hükümetin diline pelesenk oldu. “Geçmişin hatalarıya yıkımlarının faturasını ödüyoruz” diyor. Hemen her kitlesel toplantıda, her sohbette bunu duyuyoruz. “Borç devraldık” diyerek başlayan şikâyetler yanlış kararlar hatırlatmasında sürdürülüp götürülüyor.
Fakat hiç hatırlamak istemiyorlar: O geçmişi bilerek, yaşayarak iktidara geldiler. Hem gelmek için deli divane oluşta hem de “değiştireceğiz” dedikleri vaadlerde.
Başaramadıklarında geçmiş iktidarları suçlu sandalyesine oturtup, halktan anlayış beklediler!
Hep öyle oluyor. İşlerin olmadığı yerde bahaneler gırla gidiyor! Ramazan Şeker, Şeker Ramazan oluyor. Yahut Mahmut’larla mabutlar sığınmasına yatılıyor… O zaman da bize inat hakkı doğuyor: “Hayır yıkan da siz, batıran da sizsiniz” diye. Doğrusu tepe tepe kullandığımız da bu oluyor!
VE EKONOMİK KRİZ BÜYÜYECEKMİŞ. Geçenlerde yine mutadımız veçhile şu kahve muhabetlerinde Başbakan Soyer’le laflıyoruz, dedik ki “paramız yok, darphanemiz yok. Gailesizlik bu kadar olur!” Keyfi yerindeydi cevap verdi: “Her halde dünya para basma şampiyonu olurduk.” Ve tabi Hoca misali karısı öldükte küçük, kendisi öldükte büyük kıyamet kopardı! Şimdilerde Amerika’dan kaynaklı kriz dünyayı sardı saracak deniyor ya, o “küçüğü” olacak. Amerika büyük ülke nasılsa kurtarır kendini. Asıl büyüğü dışa vuranında kıyamet olacak. Bizi etkiler mi? Hamalın zoru çatlayana kadardır. Neyzen Tevfik de Birinci Dünya Savaşı’ında iki gözünü kaybetmiş bir arkadaşına raslar, hoşbeşten sonra arkadaşı sorar. “Durum vaziyetleri nasıl görüyorsun?” Neyzen tam “kötü” diyecekken vaz geçer, “senin gördüğün gibi” der!
HER ŞEYE KARŞIN BAYRAMLAR GÜZELDİR: Güzelse, Şeker Bayramız kutlu olsun.