Maliye Bakanı Ahmet Uzun büyük ihtimalle KKTC de yaşamıyor. Dolayısıyle dibi delik hazinenin de patronu değildir. Olmadığından Devletin cari açıklarını kapatmak için 2008 yılında dondurulan Kamu görevlileri ile emeklilerin maaşlarına karşılık iğneden ipliğe yapılan zamların, dayatılan fonların, peşin alınan spotaj vergilerinin, iptal edilen eşel mobilin, kuraklıktan doğan pahanın, iflas eden sanayi tesislerinin, giderlere dayanamayanların TC’ye “taşınıyoruz” diyerek açıklamalar yapmalarının… Farkında değildir!
Büyük olasılıkla sanal alemde yaşamaktadır. Nitekim ulusal seferberliğe çağırmakta, halkla ekonomik sektörlerinin bütünleştikten sonra “kapalı toplum” ekonomisiyle memleketi nasıl kurtaracaklarının fetvasını vermektedir!
(Ki bir zamanlar yani henüz kendileri annesinin rahminde değilken bu memlekette “Türkten Türke” kampanyaları vardı. Sn. Denktaş, “Rum’a akan tek kuruş Türk halkına kurşun olarak dönecektir” diyor, bizzat bendeniz Celal Hordan’lı Gençlik Teşkilatı dönemlerinde o Rum’dan üç arşın kaput bezi alan Türk’ü dövüp cezalandırmak için kurulan ekibin içinde vatan millet uğruna görev yapıyordum! Yani bizler için Kıbrıs Türk halkının varoluş sürecinde önemi büyük ekonomik kalkınma olayı tutun ki 1955 gibi çok uzak geçmişlere dayanmaktadır. Bugünlere gelene dek de mesela şimdilerde Ahmet Uzun’un devraldığı bayrakla geleceklere doğru ayni azim ve kararlılıkla sürmektedir. Mi diyelim?)
GÜLELİM Mİ KIZALIM MI. Yoksa boş böğrümüzden çatlayıp ölelim mi? Bakın 1960 nire 2008 yılı nire. Aradan 48 yıl geçti. Tutun ki Rum’un muzırlığı ile ada egemenliği üzerine kurulmuş hayali nedeniyle ne barış oldu ne çözüm. Bunu anladık.
Pekala şu 1960’lardan beridir diyerek binbir türlü tutumun akla hayale sığmayan atraksiyonlarıyla devam eden, tarımından turizmine, hayvancılığından sanayiine, eğitiminden sağlığına, ulaşımından elektrikle suyuna kadar “varolmanın” ne kadar araç gereci varsa kapsamına aldıktan sonra “sosyo-ekonomik kalkınma” adıyla her devrede “büyük amaç” olan fakat hâlâ kırk sekiz yıl öncesi yerinde duran olayı kim nasıl izah edecektir?
Ki Ahmet Uzun 48 yıl sonra ne diyor? “Güney’den alişveriş yapanlar KKTC ekonomisine zarar vermektedirler…”
Maliye Bakanlığının patronu olan kendileri ne vermektedirler? İylik sağlık, refah afiyet mi? Bal gibi o kanaatteler. (Hazinede tek kurş yok diyen de kendileri!)
UZUN’A GÖRE “AMMA HALK HA.” İşte bu halk! Bir bağ maydanozu bile Rum’dan alıp KKTC ekonomisine balta sallamaktadırler. Ve Uzun’a göre bu halk büyük şansları olan CTP-ÖRP iktidarını anlayamamakta basiretlerini bağlamaktadırlar. Mantığa göre Çiftçisi de hayvancısı da. Öğretmeni de doktoru da. Turizimcisi de otelcisi de. Sanayicisi de tüccarı da… Ne halk be! Oysa azıcık Ahmet Uzun’a kulak verip dinleseler, dediğini yapıp her bir kazığı sineye çekip sindirseler, şikâyet etmeden “vermedi mabut neylesin Mahmut” felsefesinde eriyip erseler, “enal Uzun” deyip huşu içinde biat etseler… Bu KKTC Güney’in de anasını satacak, AB’nin de canına okuyacak. Dinlemiyor, anlamıyorlar ki! (İşte bu kadar. Alın size bir Ahmet Uzun hikâyesi!)