“Gelen MAFYA”
Suç işleme potansiyeline sahip, geçmişi karanlık insanlar, bu kadar rahat nasıl girebiliyorlar adaya!..
Son dönemlerde, Kıbrıs’ın kuzeyi tam bir ‘mafya hesaplaşması’na dönüştü...
Ne yazık ki, ‘hesaplaşanlar’ çok büyük çoğunlukla Türkiye’den gelen isimler...
Ve toplumda, tüm bu yaşananlara dair içten içe büyüyen bir öfke var...
Eğer bir an önce gerekli önlemler alınmaz, adaya giriş noktalarında çok daha sorgulayıcı ve otoriter davranmazsak, gelişmeler üzücü çatışmalara, ayrılıklara yol açacaktır.
İleride, kimsenin istemediği bir ‘Türkiyeli - Kıbrıslı’ kavgası ya da ‘sevgisizliği’
başlayacaktır ki, bunun sorumlusu, yaşanan gelişmelere seyirci kalanlardan başkası değildir...
Öyle “milli” günlerde ya da protokol törenlerinde “etle tırnak gibiyiz” açıklamaları yapmakla şekillenmiyor hayatın kendisi...
Beşparmaklara, Güzelyurt’a, Karpaz yoluna, Ciklos’a dikilen dev bayrakların yan yana
dalgalanması da değiştirmiyor gerçeği...
İnternet sitelerinde, yolda, sokakta, hayatın her alanında yapılan konuşmaların, dile gelen endişenin, isyan noktasındaki öfkenin farkına varmak gerekiyor...
Yoksa...
“Gelen Türk Giden Türk”tü eskiden!..
İnsanlar, yıllarca içinde biriktirdi sıkıntı ve isyanlarını, sonra, meydanlarda kustu!..
Şimdi “gelen mafya” oldu ne yazık!..
Hâlâ biz ciddi önlemler almadan gözümüzü yumuyor, ‘milliyetçi’ nutuklarla görmezden geliyoruz burnumuzun dibindeki tehdidi....
Başımız kuma sokulu!..
Ne yazık ki göremiyoruz, acı gerçeği...
/ / /
“Son ŞANS”
İtalyan gazeteci Fabio Salomoni geldi dün, ziyaretime...
Kıbrıs sorununa dair bir yazı dizisi hazırlıyor ve Cumhurbaşkanı Talat’la da görüştü; gazeteci olarak da ‘internet sayfanızdan sürekli takip ediyorum ve özellikle sizle görüşmek istedim’ dedi.
Her yabancı gazetecinin yanıtını merak ettiği; bizimse artık konuşmaktan da dinlemekten de usandığımız sorular, konuşmalar...
Söz bir ara “Kıbrıs’ta ‘barış”a geldi; güneyde Hristofyas’ın, kuzeyde ise Talat’ın liderliği ve “barışı en fazla konuşan, barış için en fazla çabalayan” iki siyasetin temsilcilerinin buluşması!
- “Bu artık son şans mı?” diye sordu, İtalyan gazeteci...
Bu “son şans” vurgusunu, Kıbrıslı Türklerin lideri olarak görüşmeleri yürütecek sayın Talat da yapmıştı.
Bence, çözüm sürecine yönelik baskı oluşturmak ve müzakere masasını teşvik etmek için tercih edilen ‘diplomatik’ bir vurguydu...
Çünkü “son şans” yoktur hiçbir zaman!..
Hele de Kıbrıs’ın gerçeğinde...
Bu, olsa olsa, Kıbrıs’ta toplumlararası çatışmaları yaşamış, belirli bir ‘ezber’le büyümüş, çözüm sürecinde önemli bir mücadele vermiş kuşağın ‘son şansı’ olabilir...
Eğer, “Talat-Hristofyas” buluşması da barışı getirmezse...
Bence, “bir sonraki şans”, çatışmaları yaşamayan ve anılarında “kum torbaları” olmayan kuşağındır!..
Ha kaç yıl sonrasında olur bu, bilemem!..
İyisi mi ‘savaşı’ görenlerin, ‘barışı’ da kurmasıdır...
Bir an önce!...
/ / /
KDV!
Hani ‘KDV’ iadeleri aylarca ödenmedi ya!..
Bir sendikamız, iki yurttaş aracılığı ile ‘mahkemeye’ başvurdu!..
Derken!..
İki ‘davacı’ yurttaşın KDV iade fişleri ‘incelemeye’ alındı ve içlerinde ‘sahte’ ya da ‘yalan’ beyanlar olduğu görüldü!..
Şimdi başvuru sahibi, ‘usulsüz’ ya da ‘yolsuzlukla’ suçlanıyor!..
Bir anlamda Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oluyor yurttaşlar!
/ / /
GAÜ!
GAÜ Koleji’nde ‘sosyal sigorta-ihtiyat sandığı’ yatırımlarının eksik bırakıldığına dair bir not yazmıştım dün...
Bu kez, kızı 1.5 yıl kadar, aynı kurumun ‘çocuk gelişimi’ bölümünde çalışan bir baba aradı...
“Kızım ihtiyat sandığı parasını almaya gittiğinde 8 ay kadar eksiği olduğunu gördük” dedi...
‘Özel’de çalışan ‘eğitimcilerin’ durumu da bu işte!
/ / /
DORA
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, 'Türban laik devlet için tehdit oluşturmuyor' diye konuştu dün!..
Kim derdi ki, Türkiye’deki iktidara, en tartışmalı meselede, hem de ‘tam destek’ Yunanistan’dan gelecek diye...
‘Şimdiki zamanlar’ çok farklı işte!..