Beyaz bir sayfa
Çocuklar oturmuş, Ledra caddesinin sonunda, çiziyorlar önlerindeki beyaz kağıda.
Az ileride, son savaş kalıntıları aranıyor, Lokmacı’da...
Mayın var mı?
Peki ya bubi tuzağı?
Çocuklar, boyuyorlar beyaz kağıdı, Kıbrıs’ın en eski barikatının ‘tarihe karışması’nı
izleyerek...
İşte bu nedenle, fazlasıyla var, umutlanmaya sebep!..
* * *
Kıbrıslı Türklerin ortaya koyduğu irade, şunu da içeriyordu, açık açık...
- Askersiz bir ada!..
- Silahsız bir ada!..
- Mayınsız bir ada!..
- Topsuz, tüfeksiz bir ada!..
- Bir ‘barış adası’ açıkça...
* * *
Evet evet, herkes de biliyordu ki “sembolik” rakamlar dışında, eğer kabul edilseydi barış planı, gidecekti asker...
Mayınlar sökülecekti topraktan...
Tuzaklar tarihe gömülecekti...
* * *
Kıbrıs’ta ‘bölünmüşlüğü’ anlatan barikatta, mayın arandı dün...
Temiz çıktı!..
Ve çocuklar önlerinde kağıt, çizdiler yarını...
Beyaz bir sayfaya...
* * *
Ve umutlar, ‘beyaz bir sayfa’ açalım diye, aydınlık yarınlarda, adamıza...
/ / /
‘Çağlayan Parkı’na ismi iade edilecektir, başka da yolu yoktur...
Meğer Cemal başkan, parkın ismini “Melih Gökçek Çağlayan Parkı” diye önermiş!..
Lefkoşa Belediye Meclisi üyelerinden, arkeolog Tuncer Bağışkan’dan öğreniyoruz ki, aslında, bizim tarihi Çağlayan Parkı’nın ismi için ilk öneri ‘Ankara’ değilmiş!..
Cemal başkan, “Melik Gökçek Çağlayan Parkı” diye önermiş...
Vay be!..
Adam, daha hayatteyken, bir parkta yaşayacaktı ismi, hem de yurdundan uzak (!)
Bu öneri şiddetli bir tepki ile karşılanınca ‘Ankara Çağlayan’a dönüşmüş ama toplantıda “Küçük bir Ankara yazar, kocaman da Çağlayan Parkı yazarız tabelaya, olur” demiş!..
***
Şöyle diyor Tuncer Bağışkan...
“Ankara’dan gelen talepler doğrultusunda bu parka “Melih Gökçek Çağlayan Parkı” adı verilmemesi bazı fincancı katırlarını ürkütmüş olacak ki, bu parkın içine 5-6 adet büyük tabela yerleştirilerek altına da “Melih Gökçek” adı konuverdi. Parkın girişindeki onore levhası Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından yazılması gerekirken, çabuk hırsız ev sahibini bastırır misali, bu levha da “İ. Melih Gökçek” imzasıyla oraya monte edildi. Parkın adı iri harflerle “Ankara Çağlayan Parkı” şeklinde değiştirilirken, park tabelasının altına bir de 2008 tarihi konduruluverdi. Sanki bu park dedelerimizin, babalarımızın ve özellikle de bizim zamanlarımızda hiç yokmuş da ilk kez 2008 yılında yapılmış gibi…”
***
Tüm bu gelişmelerin altında, “Atina mı koysaydık” diyen, Cemal Bulutoğluları’nın imzası var elbette ama...
Şimdi bunu yazınca da, kılıf hazır: “CTP’liler beni çekemiyorlar!..”
Bir ‘karşıtlık’ yarattın mı, ‘ak pak’sın nasılsa...
Zaten, Ankara’dan gelen belediye başkanı da sormuş, eylem yapan Baraka Kültür Merkezi’ni ve Lefkoşalıları, “Kim bunlar” diye...
Cemal Başkan hemen vermiş cevabı: “CTP’liler işte, sizi istemiyorlar!..”
Ama ne ilginçtir, Ankara’ya gidip, esip yağan, ardından da AKP’ye karşı cephe açarak yerden yere vuran Serdar Denktaş, park açılışında, gülücükler dağıtıyor!..
Ne yüzsüz, ne ilkesiz siyasetmiş bu!..
En ilginci...
Yazar Hasan Hastürer’i izliyorum televizyonda...
“Aslında öyle abartılacak bir durum da yok” diyor...
Ve tepkinin sebebini de özetliyor: “İnsanlar tepki göstermediği için CTP’ye kızıyor”...
Aman hocan, Nasreddin Hoca misali, “Hiç mi suçu yok yani Bulutoğlu Cemal’in”...
Yani, Lefkoşa’daki ‘iyi işler’ Cemal beyin sırtına, varsa bir olumsuzluk CTP’nin
boynuna...
* * *
Sahi, hani belediye seçimlerinde “aslanlar gibi” ortaya çıkan “Lefkoşayı Umursayanlar İnisiyatifi” vardı ya, ona ne oldu?
Yoksa...
Seçim bitti, Lefkoşa’nın derdi de sandıkta mı kaldı !..
* * *
CTP, tepkisini ortaya koymalı, ‘Çağlayan’ın ve değerlerimizin korunması adına...
Koymalı da...
Parka ‘iade-i ismi’ kim yapacak?
CTP mi, Bulutoğlu Cemal mi?
Yoksa kızdırırsak başkanı, parkın adını yeniden “Melih Gökçek” yapar mı?